yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2010 Pazartesi

Unutuyorum...

Birinin elini tutmakla bitmiyormuş iş, yüreğini de tutabilmekteymiş marifet…
Dudaklarına kondurduğun öpücükler değilmiş gerçek olan, yüreğine kondurabildiklerinmiş…
Birinin peşinden koşmak değilmiş esas olan, durduğun yerde durup onun sana adım adım gelmesini izlemek ve her adımında şükretmekmiş gelişine!
‘Seni özlüyorum’ demek değilmiş anlam taşıyan, özlediğinde yüreğinin oluk oluk kanadığını hissetmekmiş…
‘Senden nefret ediyorum’ demek de değilmiş etkili olan, nefretinden tir tir titreyerek lanet okumakmış harcadığın günlere!

Bitti diyorum artık. Kendimden de, sevgiden de umudu kestim.
Hayatta aşk’sız da yaşanabilir mi, bunu deneyeceğiz artık.
“Kaybettikçe bir çentik attı alnımın üstüne Tanrı!” Çentiklerimden geçit yok artık aşka… Kaybettim her şeyi. En çok güvendiğim şeyi, umudumu…

Şimdi yeniden sarılmak gerekiyor hayata.
“Beni sevmediğin zamanlarda alıştım susmaya…”
Yeni uğraşlar bulmalı, yeni yazılar yazmalı, yeni yollar açmalı ve yeni umutlar büyütmeli…
Hayatta yıkılmamalı artık, acıları en derinlere gömmeli.
Artık ağlamamalı belki de. Gözyaşı öyle herkesin arkasından dökülecek kadar değersiz mi?
Canım yanıyor, canım çok acıyor…
“Son defa görsem seni, kaybolsam yüzünde…” Biz neden hep yeniliyoruz hayata?.. Ne kadar güçsüzmüşüm meğer. Ne çabuk yıkılıyormuşum… “Peki sen en yanlış ‘adam’... Nasıl en çok sen acıttın?”… Ama BİTTİ!

Karamsarlığı aldığım gibi denize fırlatacağım yarın sabah. Gülümseyerek uyanıp gülümseyerek yürüyeceğim aydınlığa. “Geçmem bir daha Kadıköy’den” lafını silip atıp yine yürüyeceğim Kadıköy yollarında… Yeniden dirileceğim.

“Hoşça kal.. Olacaklar sensiz olsun! Daha durmam boşluklarında ben, UNUTUYORUM!”

5 Eylül 2010 Pazar

nokta

Bitti. Nokta.
Uğraştığım, iyi niyet duvarlarıyla ördüğüm her şeyi yıktım.
Dön dolaş aynı hikaye. Başımda, şöyle arkaya doğru bir yerde yayıla yayıla büyüyen bir ağrı var. Beynimin içine titreşimler yayıyor resmen. Bıktığım düzen etrafımı sardı örümcek ağı gibi. Yoruldum ben çok.
Bitti. Ne dünümden bir hayır gördüm, ne de bugünümden. Bitti!
“Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen…”*
Bitti. Artık uğraşmıyorum.
Sevmekten, sevilmeye çalışmaktan, sevgi arsızlığından yoruldum.
Herkes mutluyken, taklit yapmaktan da sıkıldım.
Herkesin küçümsediği dertlerin benim hayatımı sekteye uğratmasından usandım artık!

Daha güçlü, yeniden daha umutlu olmak isterdim.
Bir damla umut bile kalmamışken şu an geride.
Deneyeceğim; ama hiçbirinize ihtiyacım yok!

“Nokta konmuş bitmiş en güzel hikayem…”

Son sözü Teoman söylesin istemiştim ama... Sanırım en güzel Şebnem Ferah anlatır acımı, umutsuzluğumu:

"Gelinlik giymeden
Işığı görmeden
bebeğimden önce
Vazgeçtim dünyadan..."


*en güzel hikayem-teoman

22 Ağustos 2010 Pazar

Guess who's back - 2

Heyy!
Ben geldim!!!
1 aylık İzmir/Dikili tatilim dün akşam itibariyle İstanbul'un Kartal'ında sonuçlandı.
Geçen ağustos ayında bir yazı karalamışım, döndüğümü 'müjdelemek' için.. :) İşte bu başlığım da oradan geliyor.

"aşk vardı, aşk gitti.
umut vardı, umut zedelendi.
mutluluk vardı, mutluluk dinlenmeye çekildi." diye yazmışım.

Hah, işte aynıları bu sene de oldu. Aşk geldi, geldiği hızla da geri gitti.
Sahi, siz hiç kulaklarınızda birinin sesiyle uyandınız mı? Millet sıcaktan çıplak gezerken, yalnızlıktan üşüdünüz mü? Cevap hayır ise, ne desem boş... Siyahla beyaz gibiydik biz onunla. Öylesine zıt, öylesine uyumlu. Simsiyah kalakaldım şimdi. 'Selam yalnızlık ben geldim!'

Bu arada şu anda bir şarkı dinliyorum, geçen gün radyoda duyup çok sevmiştim. Sonra arkadaşlara sordum ki meğer 2010 Eurovision birincisi olan şarkıymış; ben bir an hatırlayamamışım. Olay şu ki, yarışma için değil öylesine dinlemek için güzel şarkıymış. Hoş bir pop şarkısı işte. Evet. Neyse... Geri dönelim biz.

Bırakıp gitme vaktinin geldiğini düşünen birinin önüne istediğiniz kadar engel koyun, kanata kanata gidiyor. Canım acıyor, yaralarım sarılmıyor. Geçmişe çektiğim süngerden bi tane daha lazım şimdi. Ah... Gözyaşlarım kimsenin umrunda değil. Demek ki 'vasat aşklardan geçenleri sarsabilir aşkımın şiddeti...' Bu da Gülşen'den. Allam depresyondan müzik zevkim değişti!

Neyse, döndüm. Aklımda yazacak-anlatacak bir sürü bir sürü şeyle döndüm.
Bilgisayarım bozuk, kardeşiminkinden ulaşırım blogcuğuma kardeş ortalıkta olmadıkça...

Yeniden yazmak ilaç gibi...

11 Haziran 2010 Cuma

Yalnızlığın 'Beş' Hali

"Yalnızlıktan unutuldu benim adım..." diyor ya Gripin. Hiçbir söze bu denli hak vermemiştim galiba uzun süredir. Ne güzel şarkı böyle "Beş"...
Sanki ben, derdimi artık yazamıyorum-anlatamıyorum diye yapmışlar bu şarkıyı... ne zamandır yazı bile yazamıyorum... anlatamıyorum. kendimi kendime ifade edemiyorum...
Benim tercümanım olsun diye var sanki bu şarkı!

"Yalnızlıktan unutuldu benim adım,
siz üzülmeyin ben alışığım,
kedim bile uğramazken evime,
çift kişilik yatak benim neyime?"


Hakikaten, varlığım bile unutulmuyor mu zaman zaman. Dostlarım var diyorum, kendimi avutuyorum. Yalnız değilim ki! diyorum aynanın karşısında. Ama biliyorum ki hiç kimse bu denli yalnız olamaz aslında...

"Dört işlemden ibaret parmak hesabıyla bütün hayatım
eksildikçe saatler ömrümden artıyor gelecek telaşım
anlattıkça bölmüşüm umutlarımı duvarlara çarpa çarpa..."


Hayatımı anlatmaya dermanım yok. Anlatabileceğim bir hayatım da yok esasında.
Saatler hızla ilerliyor, bir yere doğru koşuyorlar. Nereye gidiyor zamanım?
Ben oturduğum yerde otururken, nereye kaçtı günlerim, ışığım, geleceğim?

"Uyandım!
Saat üç, dört, beş bana hiç farketmez
ne zaman çalınsa kalbim derler ki bir arkadaşa bakıp da çıkacaktık!"


Ah! Gelenler, gelirler ve giderler. Kalan oluruz hep biz, arkada gözü yaşlı kalan.
Gelirler... Giderler... Giderler ve yıkarlar. Yıkılırız.

"kalan umutlarımdan birini seçip
hepsini HEPSİNİ hep kaybettim
şimdi kendimden geri ne kaldı ne kaldı
kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı"


Umutlar bile tükenir mi? Bir damla umut bile yok edemez mi bu yalnızlık hissini? Kanayan yaraları umutlar örtmez mi?
Ne kaldı benden geriye? Eridim, tükendim. Bir yalnızlığım kaldı küllerimin içinde! Ne zaman doğar insan küllerinden yeniden?

"düşün düşün hep bir sonraki adımı
bu yüzden unuttum ben yaşamayı
peşin peşin söyledim lafımı
acımadan kanattılar yaralarımı"


Ne yapacağımı bilmeden geçiyor günlerim. Hamlelerim kendi kendilerini bertaraf ediyor.
Her adımım boşa, her çabam gereksiz.
Anı yaşayamadım, dünümü kaybettim. Bugünümü yok saydım. Gelecek? Ah, o hepten belirsiz.
Yaralarım kabuk bağlayamadı hiç, kanadım - hep kanadım... Ah... ve kırık kanadım! uçamıyorum artık!

Yalnızlık fena, yalnızlık acı..
yalnızlık, yalnız mıyız?
ne kadar yalnızız yalnızsak?
ve niye!!!
kendimi hiç bu kadar boşlukta hissetmemiştim. mutluyum, yüzüm gülüyor, arkadaşlarım var. etrafımda pek çok sıfatta pek çok insan var. ve hiç olmadığı kadar yalnızım.
yoruldum... "KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ" olmaktan yoruldum... çok yoruldum!

yalnızlığın 'beş' hali, en acıtan hali oldu.



NOT: "Beş", Gripin grubunun M.S. 05 03 2010 albümüne ait.

bu albümde bir de şöyle bir söz var ki beni deli ediyor... "Her birimizin içinde biraz aşk var en az yalnızlık olduğu kadar.." ah ah!