<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980</id><updated>2011-09-30T13:47:22.189+03:00</updated><category term='İngilizce'/><category term='the Crow'/><category term='yıkık düşler'/><category term='ayrılık'/><category term='futbol'/><category term='sosyalizm'/><category term='istanbul'/><category term='müzik'/><category term='uykusuz'/><category term='mor ve ötesi'/><category term='kız kulesi'/><category term='sinema'/><category term='ispanyolca sevgisi'/><category term='yalnızlık'/><category term='üniversite yaşamı'/><category term='isyan'/><category term='şiir'/><category term='maNga'/><category term='anılarım'/><category term='izmir'/><category term='kadıköy'/><title type='text'>Bir Damla Umut</title><subtitle type='html'>bir damla umudun arandığı bir yolculuk...
bir nota tadında, seslerin içinde...
bir damlanın içinde, bir hayalin peşinde...
derin sularda benliğini bulmak adına...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>76</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-382785205126488040</id><published>2011-01-01T18:32:00.005+02:00</published><updated>2011-01-01T21:53:03.192+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the Crow'/><title type='text'>The Crow: Ölümsüz Aşk</title><content type='html'>Daha önce kısa da olsa yazmıştım &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/crow_30.html"&gt;hayatımın filmi hakkında&lt;/a&gt;, yine yazacağım. Aslında eski bir yazım. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;20 Aralık 2009&lt;/span&gt; tarihinde &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Taraf gazetesinin Pazar ekinde&lt;/span&gt; yayımlanmıştı. Ben baskıya yollarken düzenlemişim. Fakat elimde Word halinde olmadığı için dergiden bakarak yazıyorum. Kimi çıkarılan yerleri de ekleyerek &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;yeni&lt;/span&gt; bir halini paylaşıyorum sizinle, 16. yılını dolduran film şerefine... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TR9tLDpV7JI/AAAAAAAAAJw/JuwMYQGixGA/s1600/SDC11198.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TR9tLDpV7JI/AAAAAAAAAJw/JuwMYQGixGA/s400/SDC11198.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5557280501923179666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadim zamanlarda, insanlar öldüğünde ruhlarının bir karga tarafından ölüler diyarına götürüldüğüne inanılırdı. Ama bazen, o kadar kötü bir şey olurdu ki; ruh beraberinde büyük bir keder getirirdi ve huzura kavuşamazdı. Böyle olduğunda karga bazen, ama bazen, bu ruhu dünyaya geri götürürdü. Doğru gitmeyen şeyleri düzeltmek için… Eric Draven’in da ruhu, bir türlü huzur bulamayanlardandı; aşkını, ruhunu, kendini bir karganın kanadına yükleyip geri döndü dünyaya... İntikamını alabilmek için! İşte böyle başlar bizim de hikâyemiz: 30 Ekim gecesi, yani nam-ı diğer Şeytanın Gecesi’nde, yangınların ve acıların ortasında…&lt;br /&gt;1994 yapımı The Crow filmi, temellerini James O’Barr’ın seksenli yıllarda iz bırakmış çizgi romanından alır; O’Barr nişanlısını bir trafik kazasında kaybetmesiyle açılan yarasını çizgilere gizlemeye çalışırken bu mucize film için belki de ilk adımı atar. Seksenlerin başında, nişan yüzükleri için öldürülen genç bir çiftin acı haberi de O’Barr’a ilham verir ve öykümüzün çıkış noktası olur. Sonraları bir efsane olacak ve sinemaseverler arasında kült sayılacak film ise, David J. Schow ve John Shirley tarafından uyarlanarak Alex Proyas’ın yönetmenliğinde can bulur. Bu uyarlama esnasında tabii ki kimi değişiklikler de meydana gelir. Çizgi romanda sadece Eric diye anılan bir tamirci iken kahramanımız, O’Barr’ın çizgilerinde bir müzisyene dönüştürülür. Bir de soyad eklenir: Eric Draven. İçinde gizlediği bir ‘Kuzgun’ vardır bu adın, Edgar Allan Poe’nun o muhteşem şiirine bir gönderme ile… “Eric The Raven…” Zaten sahnelerden birinde kendine göre uyarlamış da olsa, bir alıntı yapar Eric bu şiirden… “Suddenly there came a tapping/as of someone gently rapping/rapping at my chamber door.” “Bir takırtı geldi birden, sanki kibarca/Oda kapımı çalan-çalan birisi gibi…”&lt;br /&gt;Gelmiş geçmiş en iyi çizgi romandan filme uyarlamalarından kabul edilen The Crow, Türkiye’de gösterime Ölümsüz Aşk adıyla Aralık 1994’te girmiş ve adına yakışır şekilde aşkın ölümsüzlüğüne inandırıvermiştir tutkunlarını. “Bir insan aşkı için en fazla ne yapabilir” sorusunun kanlı canlı cevabıdır The Crow. Bruce Lee’nin oğlu Brandon Lee’nin Eric Draven rolüyle devleştiği film, Lee’yi aramızdan alan da olmuştur aynı zamanda. Muhteşem bir anti-kahraman olup, içimize işleyen bakışlarıyla filme anlam katan Lee çekimler esnasında yanlış doldurulmuş bir silahın kurbanı olur henüz 28 yaşındayken… Tıpkı babası gibi film setinde can verir. 58 günlük çekimlerin 52. gününde veda eder Lee ve onsuz tamamlanır sahneler, onsuz gösterime girer film… Ama asla onsuz anılamaz! Bu filmin böyle efsane haline gelmesinde Lee dışındaki oyuncuların da etkisi yadsınamaz pek tabii…&lt;br /&gt;Bir kız çocuğunun sesiyle başlar film. Her şey Şeytanın Gecesi’nde yani muhteşem bir rock gitaristi olan Eric Draven ve nişanlısı Shelly Webster’in 31 Ekimdeki nikâhlarından önceki gece, çiftin gözü dönmüş sapkınlarca öldürülmesiyle başlar.  Tıpkı küçük Sarah’ın söylediği gibi: “Sevgi gerçekse ve iki insan beraber olmak istiyorsa, kimse onları ayıramaz.” Ve tam bir yıl sonra, yine aynı günde… Sevdiceğinin acısıyla ölüler diyarında huzur bulamayan Eric, sırtlanır kederini döner dünyaya… Tam da arkada The Cure – Burn çalarken kendine muhteşem bir makyaj yapar Eric; onunla özdeşleşen, onu anlatan. Harlequin maskesiyle ve bir sahnede çatının üzerinde olağanüstü bir solo için kullandığı gitarıyla, intikama yürür adım adım. “Victims, aren't we all?” en çarpıcı repliklerinden filmin... Eric söylüyor, tam yerinde tam zamanında! "Kurbanlar... Hepimiz öyle değil miyiz?" &lt;br /&gt;Öyle bir filmdir ki bu, Brandon Lee öldükten sonra seriye devam edilse de, her zaman en özeli olmuştur The Crow’ların. Belki de, Lee’yi kaybedişimizden sonra yüreğimiz elvermez öyle çok sevmeye diğer üç filmi… Öyle bir filmdir ki bu… Döner bakarsın her seferinde bir kargaya sevgiyle, sesi bile rahatsız etmez artık... Ve beklersin çıksın gelsin Brandon Lee bir yerden... Gelsin de tüm kötülerden intikam alsın istersin... Ama gelmez. Kim bilir? Belki bir gün... Belki bir gün, bir karga çıkar gelir ve senin ruhuna da yardım eder kurtulmak için tüm kötülüklerden... &lt;br /&gt;Karanlıkların içinde, acılı bir prenstir Eric ve belki de “cehennemden bir pantomimci”.  Hayranlıkla izlersiniz savaşını. Elinde gitarı, muhteşem bir solo ile unutulmazlar arasına ekler o sahneyi ve sonra parçalar gitarı notalara sakladığı her bir gözyaşıyla… “It can't rain all the time” der bir sahnede. “Her zaman yağmur yağmaz...” gibi bir replikle bile insanı yaralar, yakalar, yakar, iz bırakır... Unutamazsınız kolay kolay... Aşk için mücadele nedir, görürsünüz... Artık yaşamıyor da olsanız, aşkınıza yapılanların intikamını almak istemek nasıl bir şeydir anlarsınız... Yağmur yağarken, kulaklarınızda Jane Siberry’nin “It Can't Rain All the Time” diyen sesiyle ağlayıverirsiniz… 16 yıldır etkisi sürüyorsa bu filmin ve dinmiyorsa acısı, o zaman Sarah’ın şu sözlerine hak vermek gerekir: "Binalar yanar, insanlar ölür... Ama gerçek aşk sonsuza kadar sürer..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-382785205126488040?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/382785205126488040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=382785205126488040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/382785205126488040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/382785205126488040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2011/01/crow-olumsuz-ask.html' title='The Crow: Ölümsüz Aşk'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TR9tLDpV7JI/AAAAAAAAAJw/JuwMYQGixGA/s72-c/SDC11198.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-336285641951752498</id><published>2010-12-26T21:57:00.003+02:00</published><updated>2010-12-26T22:05:08.962+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mor ve ötesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maNga'/><title type='text'>Rüya!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TRef3J4txrI/AAAAAAAAAJg/u1GUXbI-lqU/s1600/konser1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 268px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TRef3J4txrI/AAAAAAAAAJg/u1GUXbI-lqU/s400/konser1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555084435280217778" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyalarım kısmen de olsa gerçek oldu! &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hayatımın en mutlu günü&lt;/span&gt;nün üzerinden tam bir hafta geçti. Bu yazıyı yazmakta geç kaldım biliyorum ama geç olsun güç olmasın!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;19 Aralık 2010 tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen maNga &amp; Mor ve Ötesi konserinden bahsediyorum!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam saat 6’da başlayacak konser için, saatler 3’ü gösterirken kapıda dikilmeye başlamıştım bile! Yoğun bir kalabalık ve heyecanlı hayranlarla doluydu ortalık. Çakma fanlar da eksik değildi elbet. Biz Mordaşlar onlara Cambazcı diyoruz. Mor ve Ötesi hakkında hiçbir şey bilmeden, tanımadan etmeden, popüler şarkılarını ezbere bilerek fan olmakla övünen insanlar… Neyse, sinirimi onlarla bozmayacağım. :))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için fazlaca özel bir gündü 19 Aralık! Çünkü ben hem maNga hem Mor ve Ötesi dinleyen, ikisini de çok seven biriydim ve ortak fan olarak en öndeki yerimi aldım konserde! Gerçi maNga konserinde zıplamaya kendimi kaptırınca yerim değişti biraz da, morlarım sahnedeyken geri döndüm. &lt;br /&gt;Mekândan bahsedelim biraz; açıkçası düzensizlik, kapıda yaşanan gerginlikler ve güvenlik görevlilerinin saçma sapan tavırları ücretsiz halk konserine gelmiş izlenimi yarattı bende. Seyircilerin seviyesizliği ise ayrı âlemdi. Birbirlerini iterek, zarar vererek, kargaşa yaratarak ne elde ettiler bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4’te açılması gereken kapılar 5’te ancak açılabildi… Saat 6 buçuğa doğru ise... &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;maNga&lt;/span&gt; sahnedeydi! İyi ki sahnedeydi! Bir an bile yerimizde durdurmadı bizi 2010’un Eurovision fatihi! Libido, Evdeki Ses, İtildik, Sessizlik Sona Erdi seyirciyi en çok coşturan parçalardı: "Zıplamaya hazırsan durma zıplaaa!" Ferman Akgül her zamanki neşesi ve bilindik tavırlarıyla frontman’liğini ortaya koydu. Yağmur Sarıgül sahnenin bana uzak tarafında olsa da klavye çalarken bende uyandırdığı hayranlık yıllardır baki… Yine hayran bıraktı sevgili elektro gitaristimiz.  Cem Bahtiyar yüzünden ise benim bulunduğum taraftaki kızların ses telleri patladı! :)) Sanırım kendisine âşık binlerce kız mevcut! Şu dünyada Kerem Kabadayı’dan sonra en beğendiğim davulculardan olan Özgür Can Öney ise yine kendi kendine eğlendi diyebilirim. Onu izlemesi bile keyif. Ve… En sona sakladığım adam: Efe Yılmaz. maNga’yı ilk dinlemeye başladığım zamanlardan beri tavırlarıyla kendine bağlamıştı beni. Konser esnasında da oradan oraya zıplayan yaramaz çocuk tavırlarıyla gönlümü fethetti. Onu izlerken gülme krizine girdim; sahnede ne bulduysa fırlattı! Benim bulduğum tarafa değil ne yazık ki! Yeni İngilizce parçaları "Fly to Stay Alive"ı da bizimle canlı canlı paylaşan ekip, sahnedeki şovlarıyla bizi hem yordu hem keyiflendirdi. Cevapsız Sorular ve Alışırım Gözlerimi Kapamaya ile de epey duygulandırdılar… Muhteşem şarkılar ve muhteşem müziklerden sonra 5 güzel adam yan yana selam verip, veda ettiler bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 gibi sahneden inerken maNga, benim de 4 yıldır beklediğim vuslat anı adım adım yaklaşıyordu. Evet, ortak fanım. Evet, maNga’yı da çok seviyorum ve albümleri çıkar çıkmaz gidip ediniyorum… Evet, mümkünse yakınlardaki konserlerine gidiyorum… Ama &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;mor ve ötesi&lt;/span&gt; hayranlığım bambaşka boyutlarda! Ve ben 10 Aralık 2006’dan beri yeniden kavuşmayı düşlüyordum! Düşlediğim bir şey daha vardı, kulise girebilmek; ağabeylerimle fotoğraf çektirebilmek! Ama olmadı, olamadı… Acım büyük. Ama umudum tükenmedi. Elbet bir gün kavuşacağız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitarlar geldi, ekipmanlar kuruldu, Kerem ağabeyimin davulu da sahnedeki yerini aldı… Ben de o arada maNga tişörtünü çıkarıp, 2008’den beri sakladığım mor ve ötesi tişörtünü geçiriverdim üzerime. Ve sabırsız bekleyiş sahneye fırlayan dört muhteşem adamla sona erdi! Ben onlar daha sahneye yerleşirken ağlamaya başladım. İlk şarkı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yardım Et&lt;/span&gt;… Mutluluk gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyor ve şarkıya bağıra çağıra eşlik ederken mırıldanıyorum bir yandan da içimden: &lt;span style="font-style:italic;"&gt;şükürler olsun! &lt;/span&gt;Yardım Et bittikten sonra &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Cambaz&lt;/span&gt;’a geçiyor morlarım. Burak Güven’in önündeyim. Gitarı ağlatıyor adam resmen. Öyle bir uyum içinde ki gitarıyla, insanın tavırlarını gözünü ayırmadan izleyesi geliyor. Kerem Özyeğen, 7 Aralık’taki radyo programında mailim okunduktan sonra "Teşekkürler Damlacım" dediği andan beri daha özel benim için… Konser esnasında da uçarak, zıplayarak ve elektrogitarıyla harikalar yaratarak müzik zevkime katkıda bulundu epey. Ve Harun Tekin. Onun hakkında söylenecek çok fazla şey var. Aynı anda onlarca şey yapıp hepsinde de muhteşem olabiliyor o! Yine tavırlarıyla ve sahnedeki duruşuyla büyüleyiciydi… Elbette burada da sona sakladığım biri var: Kerem Kabadayı. Kerem Kabadayı’m. Ağabeyim. Sevdiğim, yanımda olmasını istediğim, kendisinden çok şey öğrenebileceğim insan! Davuluyla mucizeler yaratıyor! 20 Aralık da onun doğum günüydü… Çok istedim kutlayabileyim, kulise girebileyim… Ama olmadı, canım ağabeyime sarılamadım bile! O orada, ritimlerle şarkılara can verdi… Bense durmadan duraksamadan onu izledim! &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Bir yandan da yazabilmek için playlisti not ettim elimde kağıt kalem! Evet, yaptım bunu!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cambaz'dan sonra Masumiyetin Ziyan Olmaz albümüne uğruyor morlar şöyle bir: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Korkma&lt;/span&gt; diyorlar… Ve sonra Dünya Yalan Söylüyor'a geri dönüyoruz. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sevda Çiçeği&lt;/span&gt; ile &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Şirket&lt;/span&gt; arka arkaya geliyor, sonra neşesi yerinde izleyiciyi ağlatmaya karar veriyor mor ve ötesi… &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Küçük Sevgilim&lt;/span&gt; çalınıyor! Biz daha gözyaşlarımızı kurulamadan, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Araf&lt;/span&gt; 'a başlıyorlar! Ben hem şükrediyor, hem ağlıyorum. Gözlerim Kerem Kabadayı’da yine. Araf'ın sonunda "bir daha" çığlıkları yükseliyor ama zaman sınırlı, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Camgezer’&lt;/span&gt;le devam ediyorlar… "neden âşıksın bana?" sonra &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Kara Kutu&lt;/span&gt; başlıyor. Burak Güven bu aralarda gitarıyla zıplaya hoplaya şov yapıyor. :))) Sonra… &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Aşk İçinde&lt;/span&gt;! Dünya Yalan Söylüyor dünyası bambaşka ya! Ama bu dünya bitiveriyor, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sor&lt;/span&gt; ile &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2012&lt;/span&gt; geliyor arka arkaya! Masumiyetimiz ziyan olmaz inşallah! Sonra soruyor Harun Tekin… “Dünyaya geldiğine pişman olan var mı?” çoğunluğun elleri havada… “madem öyle hepinizin köprüde olması gerekir” diyor Harun… Gülüyor ve sıradaki şarkıyı biz hayattan bıkmışlara armağan ediyor: Re! Sonra yine gözyaşlarımı tetikleyen, içimi acıtan Ayıp Olmaz mı geliyor… Biz hepten duygusallaşmışken “Biz 15 yıl sonra bir şey yaptık” diyor Harun. Gerçek fanlar hemen anlıyor neden bahsettiğini, bir çığlık atıveriyoruz. Tahminlerimizde haklı çıkıyoruz… “o şarkının adı &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Loveliest Mistake&lt;/span&gt;!” ve sonra günün anlam ve önemini belirtebilecek yegane şarkıya boğazımız patlayana kadar eşlik etmeye başlıyoruz: &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Daha Mutlu Olamam&lt;/span&gt;!.. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bir Derdim Var&lt;/span&gt; diye de ekledikten sonra… &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yorma Kendini &lt;/span&gt;diyerek bitiyor bu mucize konser…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bitmiyor mu aslında? O arada biz bir bekleme sürecine giriyoruz. Sanırım beklenen an yaklaşıyor: sürpriz düet! Yine yanılmıyoruz; maNga geliyor sahneye. Mucize gerçekleşiyor, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Rüya’m gerçekleşiyor…&lt;/span&gt; 9 sevdiğim adam aynı sahnede birlikte yer alıyor… Ferman duygusal konuşmalar yapıyor bu arada… Mor ve Ötesi ile birlikte olmaktan duydukları mutluluğu anlatıyor, gözlerim doluyor onları birbirlerine sarılırken görünce! İki Eurovision fatihi, iki güzel Eurovision parçasını birlikte seslendiriyor sonra. 2010 güzelliği We Could Be The Same’den sonra, Harun “rövanşı” anons ediyor: 2008’den kalma sevgili Deli… Veda vakti yaklaşıyor, ama hepimizin neşesi yerinde! İyi ki varlar, iyi ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deli bitiyor, son akorlar, son ritmler Bostancı’da yankılanıyor ve iniyorlar sahneden… İrem, ben ve Tansu bırakamıyoruz, terk edemiyoruz salonu. Görmeliyiz, kavuşmalıyız! Ama olmuyor… Mordaşlarımın ve benim hayalim yarım kalıyor; kavuşamadan ayrılıyoruz Bostancı’dan… “Bir dahakine…” diyerek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dahakine gerçekten daha mutlu olamamak dileğiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-336285641951752498?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/336285641951752498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=336285641951752498' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/336285641951752498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/336285641951752498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/12/ruya.html' title='Rüya!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TRef3J4txrI/AAAAAAAAAJg/u1GUXbI-lqU/s72-c/konser1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-564127988496276788</id><published>2010-11-17T19:17:00.000+02:00</published><updated>2010-11-17T19:17:25.768+02:00</updated><title type='text'>Seninki kaç santim? - Greenpeace</title><content type='html'>&lt;a href="http://kacsantim.org/?ref=DamlaGol1290013238&amp;amp;sms_ss=blogger&amp;amp;at_xt=4ce40d8eef473f27,0"&gt;Seninki kaç santim? - Greenpeace&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir Sanal Eylem bu arkadaşlar...&lt;br /&gt;http://bit.ly/aglVl7&lt;br /&gt;bir tıklama ile bu eyleme katkıda bulunmak mümkün...&lt;br /&gt;Doğanın dengesi her sene biraz daha bozulurken, dur demek elimizde!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-564127988496276788?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://kacsantim.org/?ref=DamlaGol1290013238&amp;sms_ss=blogger&amp;at_xt=4ce40d8eef473f27,0' title='Seninki kaç santim? - Greenpeace'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/564127988496276788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=564127988496276788' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/564127988496276788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/564127988496276788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/11/seninki-kac-santim-greenpeace.html' title='Seninki kaç santim? - Greenpeace'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8545508840417942452</id><published>2010-09-06T19:02:00.001+03:00</published><updated>2010-09-06T19:05:28.162+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadıköy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Unutuyorum...</title><content type='html'>Birinin elini tutmakla bitmiyormuş iş, yüreğini de tutabilmekteymiş marifet…&lt;br /&gt;Dudaklarına kondurduğun öpücükler değilmiş gerçek olan, yüreğine kondurabildiklerinmiş…&lt;br /&gt;Birinin peşinden koşmak değilmiş esas olan, durduğun yerde durup onun sana adım adım gelmesini izlemek ve her adımında şükretmekmiş gelişine!&lt;br /&gt;‘Seni özlüyorum’ demek değilmiş anlam taşıyan, özlediğinde yüreğinin oluk oluk kanadığını hissetmekmiş…&lt;br /&gt;‘Senden nefret ediyorum’ demek de değilmiş etkili olan, nefretinden tir tir titreyerek lanet okumakmış harcadığın günlere!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti diyorum artık. Kendimden de, sevgiden de umudu kestim.&lt;br /&gt;Hayatta aşk’sız da yaşanabilir mi, bunu deneyeceğiz artık.&lt;br /&gt;“Kaybettikçe bir çentik attı alnımın üstüne Tanrı!” Çentiklerimden geçit yok artık aşka… Kaybettim her şeyi. En çok güvendiğim şeyi, umudumu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yeniden sarılmak gerekiyor hayata.&lt;br /&gt;“Beni sevmediğin zamanlarda alıştım susmaya…”&lt;br /&gt;Yeni uğraşlar bulmalı, yeni yazılar yazmalı, yeni yollar açmalı ve yeni umutlar büyütmeli…&lt;br /&gt;Hayatta yıkılmamalı artık, acıları en derinlere gömmeli.&lt;br /&gt;Artık ağlamamalı belki de. Gözyaşı öyle herkesin arkasından dökülecek kadar değersiz mi?&lt;br /&gt;Canım yanıyor, canım çok acıyor…&lt;br /&gt;“Son defa görsem seni, kaybolsam yüzünde…” Biz neden hep yeniliyoruz hayata?.. Ne kadar güçsüzmüşüm meğer. Ne çabuk yıkılıyormuşum… “Peki sen en yanlış ‘adam’... Nasıl en çok sen acıttın?”… Ama BİTTİ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karamsarlığı aldığım gibi denize fırlatacağım yarın sabah. Gülümseyerek uyanıp gülümseyerek yürüyeceğim aydınlığa. “Geçmem bir daha Kadıköy’den” lafını silip atıp yine yürüyeceğim Kadıköy yollarında… Yeniden dirileceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hoşça kal.. Olacaklar sensiz olsun! Daha durmam boşluklarında ben, UNUTUYORUM!”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8545508840417942452?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8545508840417942452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8545508840417942452' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8545508840417942452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8545508840417942452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/09/unutuyorum.html' title='Unutuyorum...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2994737825315500277</id><published>2010-09-05T18:29:00.003+03:00</published><updated>2010-10-10T21:25:17.041+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnızlık'/><title type='text'>nokta</title><content type='html'>Bitti. Nokta.&lt;br /&gt;Uğraştığım, iyi niyet duvarlarıyla ördüğüm her şeyi yıktım.&lt;br /&gt;Dön dolaş aynı hikaye. Başımda, şöyle arkaya doğru bir yerde yayıla yayıla büyüyen bir ağrı var. Beynimin içine titreşimler yayıyor resmen. Bıktığım düzen etrafımı sardı örümcek ağı gibi. Yoruldum ben çok.&lt;br /&gt;Bitti. Ne dünümden bir hayır gördüm, ne de bugünümden. Bitti!&lt;br /&gt;“Bazen ne yaparsan yap olmuyor bazen…”*&lt;br /&gt;Bitti. Artık uğraşmıyorum. &lt;br /&gt;Sevmekten, sevilmeye çalışmaktan, sevgi arsızlığından yoruldum.&lt;br /&gt;Herkes mutluyken, taklit yapmaktan da sıkıldım.&lt;br /&gt;Herkesin küçümsediği dertlerin benim hayatımı sekteye uğratmasından usandım artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha güçlü, yeniden daha umutlu olmak isterdim.&lt;br /&gt;Bir damla umut bile kalmamışken şu an geride.&lt;br /&gt;Deneyeceğim; ama hiçbirinize ihtiyacım yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Nokta konmuş bitmiş en güzel hikayem…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son sözü Teoman söylesin istemiştim ama... Sanırım en güzel Şebnem Ferah anlatır acımı, umutsuzluğumu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gelinlik giymeden&lt;br /&gt;Işığı görmeden&lt;br /&gt;bebeğimden önce &lt;br /&gt;Vazgeçtim dünyadan..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*en güzel hikayem-teoman&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2994737825315500277?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2994737825315500277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2994737825315500277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2994737825315500277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2994737825315500277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/09/nokta.html' title='nokta'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2025977424897314286</id><published>2010-08-22T18:27:00.004+03:00</published><updated>2010-08-22T19:19:44.975+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izmir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Guess who's back - 2</title><content type='html'>Heyy!&lt;br /&gt;Ben geldim!!!&lt;br /&gt;1 aylık İzmir/Dikili tatilim dün akşam itibariyle İstanbul'un Kartal'ında sonuçlandı.&lt;br /&gt;Geçen ağustos ayında bir yazı karalamışım, döndüğümü 'müjdelemek' için.. :) İşte bu başlığım da &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/08/guess-whos-back.html"&gt;oradan&lt;/a&gt; geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"aşk vardı, aşk gitti.&lt;br /&gt;umut vardı, umut zedelendi.&lt;br /&gt;mutluluk vardı, mutluluk dinlenmeye çekildi." diye yazmışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hah, işte aynıları bu sene de oldu. Aşk geldi, geldiği hızla da geri gitti.&lt;br /&gt;Sahi, siz hiç kulaklarınızda birinin sesiyle uyandınız mı? Millet sıcaktan çıplak gezerken, yalnızlıktan üşüdünüz mü? Cevap hayır ise, ne desem boş... Siyahla beyaz gibiydik biz onunla. Öylesine zıt, öylesine uyumlu. Simsiyah kalakaldım şimdi. 'Selam yalnızlık ben geldim!' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada şu anda bir şarkı dinliyorum, geçen gün radyoda duyup çok sevmiştim. Sonra arkadaşlara sordum ki meğer 2010 Eurovision birincisi olan şarkıymış; ben bir an hatırlayamamışım. Olay şu ki, yarışma için değil öylesine dinlemek için güzel şarkıymış. Hoş bir pop şarkısı işte. Evet. Neyse... Geri dönelim biz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakıp gitme vaktinin geldiğini düşünen birinin önüne istediğiniz kadar engel koyun, kanata kanata gidiyor. Canım acıyor, yaralarım sarılmıyor. Geçmişe çektiğim süngerden bi tane daha lazım şimdi. Ah... Gözyaşlarım kimsenin umrunda değil. Demek ki 'vasat aşklardan geçenleri sarsabilir aşkımın şiddeti...' Bu da Gülşen'den. Allam depresyondan müzik zevkim değişti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, döndüm. Aklımda yazacak-anlatacak bir sürü bir sürü şeyle döndüm.&lt;br /&gt;Bilgisayarım bozuk, kardeşiminkinden ulaşırım blogcuğuma kardeş ortalıkta olmadıkça...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden yazmak ilaç gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2025977424897314286?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2025977424897314286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2025977424897314286' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2025977424897314286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2025977424897314286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/08/guess-whos-back-2.html' title='Guess who&apos;s back - 2'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2888633236548027466</id><published>2010-06-23T19:29:00.005+03:00</published><updated>2010-06-23T19:41:54.179+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isyan'/><title type='text'>Nükleerle yaşamaya hazır mısın?</title><content type='html'>&lt;a href="http://nukleer.greenpeace.org"&gt;http://nukleer.greenpeace.org&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wikipedia'dan kısa bir alıntı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"26 Nisan 1986'da Ukrayna'daki Çernobil nükleer reaktöründe meydana gelen patlama ve sonucunda yayılan radyoaktif madde Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya'da yaşayan 336.000 insanın tahliyesine, 56 kişinin ölümüne, 4.000 doğrudan ilişkili kanser vakasına ve 600.000 kişinin sağlığının ciddi şekilde etkilenmesine sebep olmuştur. Nükleer kalıntıların ürettiği radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm Avrupa (Türkiye'de özellike Karadeniz ve Marmara bölgesi) üzerine yayılmış ve Çernobil'den yaklaşık 1100 km uzaklıktaki İsveç Formsmark Nükleer Reaktöründe çalışan 27 kişinin elbiselerinde radyoaktif parçacıklara rastlanmış ve yapılan araştırmada İsveç'teki reaktörün değil Çernobil'den gelen parçacıklar olduğu tespit edilmiştir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz şimdi Kazım Koyuncu'yu böyle deli gibi özlerken, onun ölümüne yol açan şey neydi peki? Nükleerin sebep olduğu kanser değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz hazır değiliz nükleerle yaşamaya... Nükleer hiçbir çevre sorununu çözmeyecek, üstelik işleri daha kötü hale getirecek. HES denilen ve ülkemin doğal güzelliklerini barajlarla katleden sistemin yanısıra, bu da insanların canına malolacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her şey güzel olacak diyenler! O nükleer atıklar toprağa karışıp, çocuklarınızı zehirlediğinde de her şey çok güzel olacak değil mi? Durmayın artık, bir imza atın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet Rusya ile işbirliğinde. Dünyamızın en riskli ve kirli enerji kaynağını, güzelim ülkemizi mahvetmek için kullanmalarına izin mi vereceğiz? Nükleer atıklar gemilerle taşınarak Boğazlar’dan geçirilecek. İstanbul, Çanakkale ve Antalya kaza riskiyle karşı karşıya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tehlikeyi durdurabiliriz. &lt;a href="http://nukleer.greenpeace.org/?p=2171"&gt;Haydi bir e-posta yollayın milletvekillerine! &lt;/a&gt; Geçemesin yasa tasarısı, işin peşinde olduğumuzu görsünler!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2888633236548027466?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2888633236548027466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2888633236548027466' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2888633236548027466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2888633236548027466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/06/nukleerle-yasamaya-hazr-msn.html' title='Nükleerle yaşamaya hazır mısın?'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7102150874567672799</id><published>2010-06-17T16:06:00.003+03:00</published><updated>2010-06-17T16:37:27.154+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mor ve ötesi'/><title type='text'>Masumiyetin Ziyan Olmaz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TBofJBp0sSI/AAAAAAAAAI8/yKZswgCPV_U/s1600/2mor.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 180px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TBofJBp0sSI/AAAAAAAAAI8/yKZswgCPV_U/s200/2mor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483729736200139042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda, benim için gayet mübarek bir gün olarak anacağım 16 Haziran günü Mor ve Ötesi grubunun şahane “Masumiyetin Ziyan Olmaz” albümüne kavuştum. Bir ay gecikmeli de olsa… Kapağıyla raftaki diğer albümlerin yanında o kadar farklı, o kadar ilginç ve o kadar “bize özel” duruyordu ki! – ama kapakta küçük bir çizik varmış; anca ambalaj çıkınca farkettim, neyse. Her şeyiyle bir mor ve ötesi albümü, beklediğimiz… istediğimiz… onlara ve bize yakışan şekilde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldım albümü, sarıldım, yılların özlemiyle sardım… Dört yıldır beklediğim sevgiliye kavuşmuş gibi sarıldım… Akşam olduğunda bir ayin gibi, yavaşça, özenerek açtım albümü. “Teşekkürler” bölümünü okudum önce, atlamadan… Düşüne düşüne… “Müziğimizi kalplerinde taşıyan tüm dinleyicilerimize…” demişler ya, üzerime de alındım yani. Yıllardır, her anımda bir şekilde şarkılarının izi kaldı. Kalbim mor oldu, kalbim onlarla birlikte attı çoğu zaman. &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/renkler.html"&gt;Renkler&lt;/a&gt; bazen çok şey anlatıyor insana. Ağabeylerim, renkleriyle benim hayatımı ve biz mordaşların hayatlarını güzelleştirdiler yıllar yılı. Şimdi Masumiyetin Ziyan Olmaz diyerek bir renk daha eklediler hayatımıza. Kerem Kabadayı yoldaşlarına teşekkür etmiş, “Hrant için adalet için” diyerek… Şu dünyada oturup sohbet etmeyi düşlediğim, istediğim insanların en başında geliyor Kerem Kabadayı. Onun “yoldaşlarından biri” olduğumu hissediyorum yürekten. Bu teşekkürü de üzerime alınasım geliyor bu yüzden. :) Umudumu gizlediğim mor rengin sihriyle kırmızı CD’ye uzatıyorum elimi. Nazikçe çıkarıyor, usulca takıyorum CD çalara… Başlıyorum şimdi, hem dinlemeye hem bu yazıyı yazmaya… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Korkma&lt;/strong&gt; ile selamlıyorlar önce. “Korkma” diye sesleniyor ağabeylerim. Elim şarkı sözlerine uzanıyor, gözüm bir yandan da orada. “Bir fani insansın… Kalbin ruhun aklın vicdanın bir yanda… gölgen uyur…” Bilindik mor ve ötesi müziği. Aynı güçle sarıyor notalar. Aynı güçle şarkının içine çekiyorlar. Ses bazen boğuk geliyor, huylanıyorum CD mi bozuk diye; ama yok aklıma albüm tanıtımı için dinlediğim kısa kesitler geliyor, rahatlıyorum. :) Bu mahir dünyada, korkma diyor sözler. Korkma…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra &lt;strong&gt;Meksika&lt;/strong&gt;’ya geçiyoruz. “Aynı sınıftan olsak ya…” Her yerde ötekileştirilenler, kendi kardeşini katledenler, savaşanlar ve kana susayanlar varken, “aynı bedende olsak ya…” diyor mor ve ötesi. Dile takılacak, nakaratıyla çığlık çığlığa söylenecek bir şarkı daha. Dünya kendi hızında dönüp biz geride kalırken, soruyor mor ve ötesi: “Bir teselliye kanar mı bu yürek?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz cevabı düşüneduralım, yeni sorular geliyor &lt;strong&gt;Sor&lt;/strong&gt; ile. “Umudun yanında mı?” Umudum bu sözlerde diyorum içimden, ah duysalar keşke… “Yine mi hüzün var, niye?” Evet, hep hüzün var, masumiyetimizin içinde hep bir hüzün saklı. Bana ‘Dünya Yalan Söylüyor’ albümünü hatırlatan bir şarkı oldu bu. Dinlerken anılar hücum ediyor. Yorma Kendini’ye geçmeden önce, bir kez daha başa alıyorum. Sindirebilmek, düşünebilmek için. İzin veriyorum: anılar gelsin, acılar gelsin, şarkı içime işlesin… Hava daha mı ısınıyor sanki dinlerken? Ah, “Kendini bilene sor…” İkinci dinleyişte daha bir seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sırada, klibiyle ortalığı epey karıştıran &lt;strong&gt;Yorma Kendini&lt;/strong&gt; var. Çok tepki topladı, biz mordaşlar bile ısınamadık klibe. Hatta şarkıya bile uzak durduk bir ara. Ama dinledikçe, hissettikçe, mor renge büründükçe bu şarkı da bizim sevgili arkadaşlarımızdan biri oldu. Bu müziği, sözleri başka bir yerde görsem bile rahatça mor ve ötesi imzası taşıyor diyebilirdim; o denli özgün bir eser olmuş. Eğlenceli bir şarkı, eğlencesiyle içine de alıyor sizi hemen. Rahatlatıyor, her şey geçer öyle ya; altı üstü bir eğlence, değil mi? “Yorma kendini, yorma aynı yanlışlarla…” Yollar da aynı, yanlışlar da… Düzelmek lazım galiba. Bu aydınlık ve eğlenceli şarkı, dinledikçe kendini daha çok sevdiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal sorunlara kayıtsız kalamayışları ile daha çok sevdiğimiz grubun, bizim içimizi sızlatan bir olayı hatırlattığı &lt;strong&gt;Festus&lt;/strong&gt; başlıyor şimdi de. Biliyoruz, ülkemizin “farklı olanlarla” bir derdi var. Öteki, öldürülebilir, dövülebilir, gözaltında hayatını kaybedebilir. “Bizden değilse” ölse de umrumuzda olmaz. Tıpkı 2007 yılında Festus Okey’in gözaltında bir polis kurşunuyla ölmesi gibi… “Beyoğlu artık güvenli.” Ve insan öldürmek bu kadar kolay işte… &lt;br /&gt;“Kim miyim, emniyette bir zenci. Yaşar mıyım? Şansım yüzde elli…” Çok fazla söylenecek bir şey yok aslında; bu memlekette her gün gözaltında ya da sokakta polis şiddetiyle, devlet eliyle ölen insanlar var… İyi ki morlar bizim gibi sessiz kalmıyorlar… “Dünya yalan söylüyor” diye bağırmaları gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, bu kadar sosyal meseleden sonra; son dönemlerde “hayatımın şarkısı” diyebildiğim &lt;strong&gt;Araf&lt;/strong&gt; çıkıyor karşıma. Daha albümü almadan, internetteki videolar sayesinde onlarca kez dinlediğim… benim için “en özeller” listesine girivermiş güzeller güzeli bir eser bu. “Adalet yok ya, canımı yakar bu sessizlik…” Can yakıyor bu şarkı. Yüreği yıllardır Araf’ta olan, ortada kalmış, hiçbir yere ait olamadığını hisseden birinin canını çok fena yakıyor. “Aşkın içine bak…” Aşık bir yüreği de mi sızlatıyor ne… Ne zamandır araftayım, ben bile bilmiyorum. Tek bildiğim, bu şarkının yüreğimdekileri anlatabildiği… “Kimler varmış içimde, yoklama yaptım… Deliler çıktı, cellatlar bir de şeytanlar…” Müzik ve Harun Tekin’in yorumu öylesine özelleştirmiş ki… Yüreğinize sağlık çığlıkları yükseliyor içimden yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve… Bir Burak Güven şarkısı: &lt;strong&gt;Camgezer&lt;/strong&gt;. “Aşk sahnesinde rol bekler gibi…” Aşk şarkısı bu yahu, öyle hissettirdi daha ilk dinleyişte! Sanırım Burak Güven yine konuşturmuş içindeki aşkı. Biz de sürekli sormuyor muyuz, “neden aşıksın bana, neden aşığım sana…” Gerçi belki cevapsız kaldığında daha kıymetli bu sorular. Cevaplar aşkın büyüsünü bozabiliyor… Müzik de pek güzel, karamsarlıktan uzak yine hızlı bir müzik. Camlarda dolanan kalplere hediye gibi, morlarımızdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonlara doğru yaklaşırken, mor ve ötesi’nin güncel yaralara değindiği yeni bir şarkı daha var şimdi: &lt;strong&gt;Nakba&lt;/strong&gt;. İsrail’in Filistin’e yaptıklarından sonra, Filistinliler İsrail’in kuruluş gününe böyle hitap ediyor: Felaket günü. Nakba, Filistinlilerin yıllardır süren acısının adı aslında… Yürekleri barış ile dolu morlar, halkların kardeşliğini yerlebir eden böyle bir işgale susmayacaktı tabii ki. Gözlerini dolduruyor insanın, ölen Filistinli çocuklar geliyor aklınıza: “Bak sana bayram, bana bomba…” İsrailliler kuruluş günlerini kutluyor bayram gibi, Filistinlilerin başına bomba yağarken… “Kutlayamazsan ağla yanımda, ruhumu da al yüzleş aklınla…” Bu katliamları sorguluyor muyuz, yanı başımızda olan işgali… Son zamanlarda herkes diken üstünde, İsrail geri adım atmıyor… Ama biz susmuyoruz! Kardeşliğin bozulmasına böyle göz yumamayız ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç hikayesini Disko Kralı programında sevgili ve birtanecik Kerem Kabadayı’mızın ağzından dinlediğimiz &lt;strong&gt;Kara Kutu&lt;/strong&gt; başlıyor bu sırada. Uçaklarında sorun olan mor ve ötesi ekibinin yaşadığı günden ilham alan Harun Tekin’e aitmiş sözler.  “Kaza raporu okur gibiyim kendime bakarken… Kanatlarım donmuş, hızım düşmüş yerlere…” Kurtar beni, diye mırıldanan bu şarkıyı da yadırgamıyoruz. Bize özgü yine, biliyoruz. Daha ilk dinleyişte sevilebilen şarkılardan. Geldiği gibi hızlıca bitiyor şarkı, başka bir güzelliğe bırakıyor yerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte &lt;strong&gt;2012&lt;/strong&gt;! En özeli belki de albümün, albüme adını veren sözler bu şarkıdan çünkü. “Bu niyetin ziyan olmaz inşallah” diye girip… “masumiyetin ziyan olmaz” diyerek çıkıyoruz. Az sözlü, güzel müzikli, küçük ama etkili bir şarkı olmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanda bisiklete binip, tüm dertlerinden uzaklaşma isteği veren güzel bir şarkı &lt;strong&gt;Bisiklet&lt;/strong&gt;. Sözler yer yer karamsarlaşsa da, umut verici bir şarkı bence. Sözleriyle, müziğiyle tuhaf hisler veriyor, rahatlatıyor. “Bas pedalı bak gökyüzüne, seni bekleyen başka bir adam var…” Bundan sonra bisiklete bineceğim her anda bu şarkıyı mırıldanacağımdan eminim. Güzelsin, çok güzel… Ve ayrıca veda’sın. Bu güzel şarkıyla bitiyor “Masumiyetin Ziyan Olmaz” ve tadı damağımda kalıyor. Sanki 12. şarkı da başlayacak gibi hissettim ama başlamayacakmış meğersem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben albümü başa alıp, “Korkma” ile ikinci tura başlarken… Bu yazıyı da bitireyim artık. &lt;br /&gt;Güzeller güzel albüm, güzeller güzeli adamlar… ve biz mordaşlar! Bu albümü çok bekledik, çok istedik… Sonunda geldi! Ayrıca biraz buruşuk da çıksa albümün içinden, postere bayıldım! Şarkı sözlerinin arkasında poster olması fikri pek güzelmiş. Son sözüm ise şu olacak… &lt;em&gt;SİZİ ÇOK SEVİYORUM MORLARIM!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TBoiJavRKvI/AAAAAAAAAJE/CY3ueVxZQ3g/s1600/1mor.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 133px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TBoiJavRKvI/AAAAAAAAAJE/CY3ueVxZQ3g/s200/1mor.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483733041468746482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7102150874567672799?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7102150874567672799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7102150874567672799' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7102150874567672799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7102150874567672799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/06/masumiyetin-ziyan-olmaz.html' title='Masumiyetin Ziyan Olmaz'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TBofJBp0sSI/AAAAAAAAAI8/yKZswgCPV_U/s72-c/2mor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-3195179425341010094</id><published>2010-06-11T17:39:00.005+03:00</published><updated>2010-10-10T18:52:18.612+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalnızlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><title type='text'>Yalnızlığın 'Beş' Hali</title><content type='html'>"Yalnızlıktan unutuldu benim adım..." diyor ya &lt;strong&gt;Gripin&lt;/strong&gt;. Hiçbir söze bu denli hak vermemiştim galiba uzun süredir. Ne güzel şarkı böyle &lt;strong&gt;"Beş"&lt;/strong&gt;... &lt;br /&gt;Sanki ben, derdimi artık yazamıyorum-anlatamıyorum diye yapmışlar bu şarkıyı... ne zamandır yazı bile yazamıyorum... anlatamıyorum. kendimi kendime ifade edemiyorum...&lt;br /&gt;Benim tercümanım olsun diye var sanki bu şarkı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Yalnızlıktan unutuldu benim adım,&lt;br /&gt;siz üzülmeyin ben alışığım,&lt;br /&gt;kedim bile uğramazken evime,&lt;br /&gt;çift kişilik yatak benim neyime?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikaten, varlığım bile unutulmuyor mu zaman zaman. Dostlarım var diyorum, kendimi avutuyorum. Yalnız değilim ki! diyorum aynanın karşısında. Ama biliyorum ki hiç kimse bu denli yalnız olamaz aslında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Dört işlemden ibaret parmak hesabıyla bütün hayatım&lt;br /&gt;eksildikçe saatler ömrümden artıyor gelecek telaşım&lt;br /&gt;anlattıkça bölmüşüm umutlarımı duvarlara çarpa çarpa..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımı anlatmaya dermanım yok. Anlatabileceğim bir hayatım da yok esasında.&lt;br /&gt;Saatler hızla ilerliyor, bir yere doğru koşuyorlar. Nereye gidiyor zamanım? &lt;br /&gt;Ben oturduğum yerde otururken, nereye kaçtı günlerim, ışığım, geleceğim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Uyandım! &lt;br /&gt;Saat üç, dört, beş bana hiç farketmez&lt;br /&gt;ne zaman çalınsa kalbim derler ki bir arkadaşa bakıp da çıkacaktık!"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah! Gelenler, gelirler ve giderler. Kalan oluruz hep biz, arkada gözü yaşlı kalan.&lt;br /&gt;Gelirler... Giderler... Giderler ve yıkarlar. Yıkılırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"kalan umutlarımdan birini seçip&lt;br /&gt;hepsini HEPSİNİ hep kaybettim&lt;br /&gt;şimdi kendimden geri ne kaldı ne kaldı&lt;br /&gt;kimseler duymadı sadece duvarlar ağladı"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umutlar bile tükenir mi? Bir damla umut bile yok edemez mi bu yalnızlık hissini? Kanayan yaraları umutlar örtmez mi?&lt;br /&gt;Ne kaldı benden geriye? Eridim, tükendim. Bir yalnızlığım kaldı küllerimin içinde! Ne zaman doğar insan küllerinden yeniden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"düşün düşün hep bir sonraki adımı&lt;br /&gt;bu yüzden unuttum ben yaşamayı&lt;br /&gt;peşin peşin söyledim lafımı&lt;br /&gt;acımadan kanattılar yaralarımı"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapacağımı bilmeden geçiyor günlerim. Hamlelerim kendi kendilerini bertaraf ediyor.&lt;br /&gt;Her adımım boşa, her çabam gereksiz.&lt;br /&gt;Anı yaşayamadım, dünümü kaybettim. Bugünümü yok saydım. Gelecek? Ah, o hepten belirsiz.&lt;br /&gt;Yaralarım kabuk bağlayamadı hiç, kanadım - hep kanadım... Ah... ve kırık kanadım! uçamıyorum artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlık fena, yalnızlık acı..&lt;br /&gt;yalnızlık, yalnız mıyız?&lt;br /&gt;ne kadar yalnızız yalnızsak?&lt;br /&gt;ve niye!!!&lt;br /&gt;kendimi hiç bu kadar boşlukta hissetmemiştim. mutluyum, yüzüm gülüyor, arkadaşlarım var. etrafımda pek çok sıfatta pek çok insan var. ve hiç olmadığı kadar yalnızım.&lt;br /&gt;yoruldum... "KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ" olmaktan yoruldum... çok yoruldum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yalnızlığın 'beş' hali, en acıtan hali oldu.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: "Beş", Gripin grubunun M.S. 05 03 2010 albümüne ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu albümde bir de şöyle bir söz var ki beni deli ediyor... &lt;strong&gt;"Her birimizin içinde biraz aşk var en az yalnızlık olduğu kadar.."&lt;/strong&gt; ah ah!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-3195179425341010094?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/3195179425341010094/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=3195179425341010094' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3195179425341010094'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3195179425341010094'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/06/yalnzlgn-bes-hali.html' title='Yalnızlığın &apos;Beş&apos; Hali'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7091142925138114051</id><published>2010-05-30T14:08:00.003+03:00</published><updated>2010-05-30T14:35:06.666+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maNga'/><title type='text'>Aynı Olabilir Miydik?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TAJJ3aI2aFI/AAAAAAAAAI0/X__4UnzjLHU/s1600/WCBTSartwork-300x299.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 199px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TAJJ3aI2aFI/AAAAAAAAAI0/X__4UnzjLHU/s200/WCBTSartwork-300x299.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5477021313094019154" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir Eurovision yazısı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010 Eurovision Şarkı Yarışması'nın sadece bir şarkı yarışması olmadığına yeniden kanaat getirdiğim için yazmaya karar verdiğim bir yazı. Üzgünüm, maNga hak ettiği yerde olmadığı için... Gururluyum, çünkü daha iyi performans sergileyebilen ekip olmadı bu sene. İnandık biz, herkes bize hakaret ederken dik durduk. Savaştık, herkes bizim moralimizi bozmaya çalışırken biz bekledik. Biz yarı final elemelerinden birincilikle çıktık! Biz oylamaların hepsinden birincilikle çıktık! Ama yine de politika kazandı...Lisedeki sene sonu gösterisinden fırlamış bir kızın birinci olmasının başka hiçbir anlamı yok çünkü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincilik çok da dert değil aslında... Avrupa'ya açılma yolunda Eurovision'dan daha önemli olan MTV birinciliğinden sonra Eurovision'a da Avrupa'daki festivallere katılma şanslarını arttırmak için katıldı maNga. Onları birinciliğe layık gören ve bu yolda gaza getiren de biz fanlarız. 2009 yılında Avrupa'nın En İyi Sanatçısı Ödülü'nü alıp, bu prestijli ödülü "yalnız ve güzel ülkelerine" armağan ettiler tıpkı Nuri Bilge Ceylan gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanatçıdan anladığı vücut kısımlarını açık seçik görmekten ibaret olan insanlar çok da beğenmedi onları. Destek olacaklarına köstek oldular. Aman! Çok da lazımdı zaten onların sevgisi! Biz inandık biz başardık! Ama gördük ki şarkıda söylendiği gibi, aynı olamadık. Kendi içimizdeki düşmanlıklar, eleştiriler, kötümser düşünceler bizi sardı ve biz "bir" olamadık, birlikte duramadık. Avrupa'da alışkanlığını bozmadı, bizi sevmediğini cümle aleme ilan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, robot meselesi de var. Neymiş, onun orada ne işi varmış! İnsaf! Anlamlandıramayan insanların şarkının özünü kavramadığını görüyoruz buradan. Şarkıda ne diyor adamlar, kim ne derse desin biz aynı olabilirdik... Gittikçe robotlaşan dünyada, herkes birbirini itelerken ve ötekileştirirken karşısındakinin gözlerinde gördüğü şey uğruna adını bilmeden sevdiğini söylüyor yıllarca. Bari bir geceliğine bütün farklılıkları boşverip aynı olalım diyor. Sizce bunu uzay çağında bir robottan daha iyi ne ile anlatabilirlerdi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin derdinin göğüs, bacak ve kalça göstermek olduğunu düşünenler umutsuz baktı maNga'ya en başından beri... Lakin maNga'nın ve maNga fanlarının derdi şarkının sözlerinde gizli! İnsanları ötekileştiren, farklılaştıran ve dışlayan bir dünyada "aynı olabiliriz" diyen bir şarkının özünü anlayamayacak kadar sığ insanlar varsa, o da bizim sorunumuz değil! değildi! Sözün özü, tüm kalbimle manga'nın yanında yer aldım dün akşam. Sonuç bunu değiştiremez. 2010 Eurovision yarışmasının görüp görebileceği en iyi şov ve en iyi performans ile sunuldu şarkı, yine de yaranamadı kimseye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni uzun süredir mutluluktan ağlatmayı kimse becerememişti, onlara kısmetmiş. Bu zafer için, mutluluk için, muhteşem şov için ve bu değerli şarkı için teşekkür ederim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz aynı olabiliriz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7091142925138114051?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7091142925138114051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7091142925138114051' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7091142925138114051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7091142925138114051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/05/ayn-olabilir-miydik.html' title='Aynı Olabilir Miydik?'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/TAJJ3aI2aFI/AAAAAAAAAI0/X__4UnzjLHU/s72-c/WCBTSartwork-300x299.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6429557565867469214</id><published>2010-05-02T13:57:00.003+03:00</published><updated>2010-05-02T14:11:15.414+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İngilizce'/><title type='text'>Making a difference!</title><content type='html'>I was planning to make a difference in my blog!! :) And discovered a possible new thing: Writing in English!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I should have written this post weeks ago... But you must know that I am a CHRONIC procrastinator...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I have some good friends around the world; and they see my blog, wonder it.. however, they cannot read due to our different languages.&lt;br /&gt;I may use Google Translation in order to translate my blog site... Yet, I HATE using that automatic translations. so I decided to write some posts in English...&lt;br /&gt;This is the first one :)) and I promise it won't be the last! At least, I hope so.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;My dear sister, Annie, is the main reason for this post! She visits my blog, but unfortunately she cannot read...&lt;br /&gt;This is my gift for Annie!! &lt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;What can I tell.. umm..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annie! Do you know that I mentioned about our Twilight game and about you in my blog? many times!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giving some information about The Twilight Saga: New Moon and telling our story in there had been my great joy for a while...&lt;br /&gt;I told that we made a good couple with you and you are my beloved!&lt;br /&gt;I also wrote about Mark.. (RIP my love...) and my other mate Gamecock.. How they felt for me, and how I Loved them.. I wrote our war and clans in the game, our family as a clan.. And also said that I was happy with my friends in the USA despite the miles... We always sent our kiss and hugs across the miles!&lt;br /&gt;I always remember the feeling of being same. I celebrated your Thanksgiving day and you celebrated my religious day. that was wonderful and we were a great team!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I feel that Annie is my sister, my big sister :)) and I am her little sister.. :)&lt;br /&gt;This feeling will never pass.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Now, I finished everything in my mind...&lt;br /&gt;I may tell what it is like to be in Turkey or how it feels to be a university student who has many dreams, many impossible dreams...&lt;br /&gt;This is the first letter for my foreign friends..&lt;br /&gt;And the next ones will be shaped by them...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annie, I love you sis! You will always be 'Annie' for me just like in the game.. :p&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S91dFHrF42I/AAAAAAAAAIs/3kZMPVbxS2g/s1600/vampire_wolf02.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 139px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S91dFHrF42I/AAAAAAAAAIs/3kZMPVbxS2g/s200/vampire_wolf02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5466627865238168418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6429557565867469214?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6429557565867469214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6429557565867469214' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6429557565867469214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6429557565867469214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/05/making-difference.html' title='Making a difference!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S91dFHrF42I/AAAAAAAAAIs/3kZMPVbxS2g/s72-c/vampire_wolf02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8840470412564082154</id><published>2010-04-18T20:39:00.003+03:00</published><updated>2010-04-18T21:08:37.853+03:00</updated><title type='text'>Karmaşık...</title><content type='html'>Uzun süredir bir şeyler yazamıyorum.&lt;br /&gt;Yazmak istemediğimden değil, ertelemek bir hastalığa dönüştüğünden.&lt;br /&gt;Kafamda tasarladığım pek çok yazı, üşengeçliğime sinirlenen ilham perimi de alıp ortadan kayboluyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Nisan ayına aşıktım, aşığım. Bu ay neden böyle hüzünlü bu sene? Neden her Nisan ayında içime dolan mutluluk terk etti ki beni bu sene....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vizelerim var, yoruluyorum. Çalıştığımdan değil, stresinden. Ne çalışmak geliyor içimden ne o okula gitmek. Sınıfını ve okulunu sevmeyince derslerden de soğuyorsun ister istemez. Benim için her zaman bulunduğum ortam, arkadaşlıklar ve samimiyet önemlidir. Ama nedense nerde riyakarlık, nerde sinsilik varsa beni buluyor; sırtımı dayadığım her arkadaşlık yıkılıveriyor. Yine öyle vakalar mevcut ve hoşlanmıyorum bundan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapana kısılmış gibiyiz, dersler-sunumlar-iç sıkıntım-bunaltım-yalnızlığım... ve ben!&lt;br /&gt;Kafa karışıklığım nefes alış verişlerimi bile engelleme eğiliminde.&lt;br /&gt;Kimim ben, niye bu hayattayım ve neler oluyor etrafımda...&lt;br /&gt;Anlamsızlaşan her soruda ben daha da uzaklaşıyorum dünyevi detaylardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 gündür, &lt;strong&gt;Kağıt Evler&lt;/strong&gt; isimli mucizeyle tutunuyorum hayata. Emre Aydın'ın yeni albümü... Sanırım ilk fırsatta bir albüm yazısı yazmak düştü bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada pek çok film izledim, bazılarının yazısını da yazmak gerekir. Mesela Kolera Günlerinde Aşk! Marquez'in efsane kitabının -bence- harika filmi... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir ölüm haberi var; eski yazılarda bahsettiğim şu sanal oyundaki en yakın arkadaşlarımdan birini, sevgili Mark'ı kaybettik birkaç gün önce.. "Küçük savaşçım" diye severdi beni, vedalaşamadık bile... Okyanuslar ötesindeki bir insanın, hem de hiç görmediğim bir insanın kaybının beni bu denli yaralayacağını hiç düşünmemiştim. Ama üzgünüm ve özledim... Oyunu bıraktığımdan beri hiç konuşmamıştık ve bunun pişmanlığı var üzerimde. Huzur içinde uyu Mark.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka... Anlatacak çok şey varmış da, zihnim küsmüş gibi. Susmak gerek burada. Susarak özlüyorum ya hep, öyle işte... Sonra... Sonra... Üç noktalar, noktalar... Bitişler, noktalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kağıt evler içindeyim!..&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8840470412564082154?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8840470412564082154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8840470412564082154' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8840470412564082154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8840470412564082154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/04/karmask.html' title='Karmaşık...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7448813844475652149</id><published>2010-03-20T22:34:00.004+02:00</published><updated>2010-03-20T22:46:40.481+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><title type='text'>İstanbul Kanatlarımın Altında</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S6Uy0NPPhDI/AAAAAAAAAIk/XkUEQwlSXvo/s1600-h/istanbulkanatlariminaltinda2hd.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 140px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S6Uy0NPPhDI/AAAAAAAAAIk/XkUEQwlSXvo/s200/istanbulkanatlariminaltinda2hd.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450818796490032178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir sır var, çözdüklerimizden başka!&lt;br /&gt;Bir ışık var, bu ışıklardan başka.&lt;br /&gt;Hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye.&lt;br /&gt;Bir şey daha var bütün yaptıklarından başka...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dizelerle açılıyor film, Savaş Ay'ın o tok sesinden bir başka geliyor &lt;strong&gt;Ömer Hayyam&lt;/strong&gt;'ın bu muhteşem rubaisi... Aslında filmi seveceğim daha DVD seçenekleri çıktığında çalmaya başlayan &lt;strong&gt;Tuluyhan Uğurlu&lt;/strong&gt; ezgilerinden belli. &lt;strong&gt;maNga&lt;/strong&gt;'nın &lt;strong&gt;Şehr-i Hüzün&lt;/strong&gt; albümünde yer alan &lt;strong&gt;Gün Doğumu&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;Hayat Bu İşte&lt;/strong&gt; isimli güzelliklere de piyanosuyla can veren bu müzisyen bu güzel filmin müziklerini de yapmış. Zaten film boyunca duyulan ezgi, Hayat Bu İşte'nin de introsunda yer alıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir &lt;strong&gt;Mustafa Altıoklar&lt;/strong&gt; filmi olan &lt;em&gt;İstanbul Kanatlarımın Altında&lt;/em&gt;, güçlü hem de epey güçlü bir oyuncu kadrosuna sahip... 17. yüzyıl İstanbul'unda geçen filmde Hezarfen Ahmet Çelebi'yi &lt;strong&gt;Ege Aydan&lt;/strong&gt;, Lagari Hasan Çelebi'yi &lt;strong&gt;Okan Bayülgen&lt;/strong&gt;, Bekri Mustafa'yı &lt;strong&gt;Savaş Ay&lt;/strong&gt;, Evliya Çelebi'yi &lt;strong&gt;Haluk Bilginer&lt;/strong&gt;, IV. Murat'ı &lt;strong&gt;Burak Sergen&lt;/strong&gt;, Kösem Sultan'ı &lt;strong&gt;Zuhal Olcay&lt;/strong&gt; ve Hezarfen'in kölesi, aşkı ve yardımcısı olacak Francesca'yı ise &lt;strong&gt;Beatriz Rico&lt;/strong&gt; canlandırıyor. Hep birlikte bizi Hezarfen'in uçma tutkusuyla şekillenen bir maceraya davet ediyorlar... Ayrıca filmin bir yerinde ud çalan bir &lt;strong&gt;Nejat Yavaşoğulları&lt;/strong&gt; gördüm, göz yanılması olamaz herhalde... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film 1996'da Kültür Bakanlığı katkılarıyla yapılmış ve yapımında İspanyol ortaklar var; zira filmle ilgili bazı teknik işlemler Madrid'te gerçekleştirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sahne, Türk hamamı... Dostlar sohbette... Konu ise... &lt;strong&gt;İkarus!&lt;/strong&gt; Hikayeyi bilirsiniz. İkarus ve babası Dedalus hapsedilirler... Sadece tek bir pencere vardır o da uçuruma bakar... Dedalus kaz tüylerini ve balmumunu kullanarak oğluna kanatlar yapar, gökyüzüne salar. Uyarır da... Alçaktan uçmamalı, yoksa denizin nemi zarar verir balmumuna; yüksekten uçmamalı, yoksa güneş eritir kanatlarını... Ama uçmanın güzelliğine kapılan İkarus unutur babasının uyarılarını ve yükseldikçe yükselir... Yükseldikçe yükselir... Güneş yakar güzelim İkarus'u... O güneşe uçar, güneş kanatlarını yok eder... Özgürlük tutkusu, kör eder gözlerini... &lt;em&gt;'Kahraman İkarus'&lt;/em&gt; sulara gömülür... Sen misin uçan! İkarus bile uçamamış derler Hezarfen'e... O da "Ama ben uçacağım!" der ve hikayemiz başlar... Hezarfen ile Hasan gece uzanıp gökyüzünü izlerken, Hasan sorar: "Ay Dünya'dan ne kadar uzak..." diye, Hezarfen der ki... "Uçunca görürsün!" Uçmak, insanoğlunun ezelden beri en büyük düşlerinden biriymiş, görüyoruz bunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde dikkat çeken bir başka unsur da, bence Osmanlı'nın hızlı düşüşüne sebep olan iktidar hırsı... Kösem Sultan'ın iktidar düşkünlüğü filmin başında epey göze çarpıyor. Zaten tarihten de bunu biliyoruz. Ayrıca yine çok sinirlerimi bozan bir diğer hırs da... Şeyhülislam'a ait. Osmanlı'yı karanlıklar içinde bırakan ve yıkıma götüren en önemli sebeplerden biri de yeniliklerin tam karşısında durup onların var olmasını engelleyen bu din adamlarıdır bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Leonardo Da Vinci&lt;/strong&gt;'nin elinden çıkma kanat çizimleri, bir gemiyle şehr-i İstanbul'a ulaştığında... Macera da hız kazanır. Üstadın yıllar süren araştırmalarının sonuçları, Francesca'nın da yardımlarıyla Hezarfen'in yolunu aydınlatacaktır. Da Vinci'nin çizimleri Evliya Çelebi'nin eline geçtiğinde onu aceleyle Hezarfen'e ulaştırmak ister, Bekri'nin kayığı ile... "Nedir bu acelen Evliya, yaşadığın anın tadını çıkar..." der Bekri. Ve sonra yine o muhteşem Hayyam rubailerinden birini söyleyiverir... Benim de çok sevdiğim ve maNga'nın &lt;strong&gt;Hepsi Bir Nefes&lt;/strong&gt;'in nakaratında kullandığı şu dizeleri mırıldanır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş! &lt;br /&gt;Bırak onu bunu da gönlünü hoş tut hoş!&lt;br /&gt;Şu durmadan kurulup dağılan evrende&lt;br /&gt;Hepsi hepsi bir nefestir alacağın, o da boştur boş!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hemen ardından... Daha da çok sevdiğim şu dizeler gelir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Şu olan biten var ya, boş ver ona. &lt;br /&gt;Taş yağsın isterse, çok sürmez. &lt;br /&gt;Dakka şaşma dakka, yaşamaya bak. &lt;br /&gt;Ne gelecekten kork, ne de düşün geçmişi!..&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah Hayyam!... Filmi benim için böylesine özel kılan, kullanılan şu dizelerdir belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin bir yerinde, Bekri gördüğü rüyayı anlattığında dalga geçerler onunla... Ah kalır mı lafın altında?! Şöyle der, &lt;em&gt;"Nerden biliyorsun rüyadakinin hayal olduğunu... Ya sen de birinin rüyasıysan?!"&lt;/em&gt; Aklıma ister istemez İhsan Oktay Anar'ın o muhteşem kitabı, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Puslu Kıtalar Atlası&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; geldi... Ne diyorduk, "Düşlüyorum, öyleyse varım!" Öyle ya... Hepimizin birinin düşüysek ya?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel olan her şeyin yasak olduğu bir dönemde olduklarını düşünüyor Hezarfen... IV. Murat devri, içki yasak... Gerçi Murat'ın kendisi de sirozdan öldü ama... Neyse! Murat tebdil-i kıyafet dolaşıyor, asıyor, kesiyor... En güzel cevabı bizim dostlar veriyor, yine Hayyam dizeleriyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde&lt;br /&gt;Senden ayığız bu sarhoş halimizle, &lt;br /&gt;Sen insan kanı içersin biz üzüm kanı, &lt;br /&gt;İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galileo'nun sözünden dönüşünü konuşuyorlar bir ara... Baskılar yüzünden caydığını... Ama &lt;em&gt;kuş misali uçmak&lt;/em&gt; isteğinden ölüm bile vazgeçiremiyor Hezarfen'i... Yargılanmak için çıkarıldığı Şeyhülislam'ın önünde bile geri adım atmıyor. Bu arada geçen bir diyalogsa... Beni çıldırtmaya yetiyor! "Fert dediğin kanun için vardır, devlet için vardır.." diyor bizim sarıklı efendiler. Adalet yoktur, Kuvvetli olan haklıdır... Günümüzde de hala geçerli değil mi bu? Hezarfen'i mahvetmek için elinden geleni ardına koymayan Şeyhülislam'ın baskısı bir kıtadan diğerine uçabilen ilk insanın hayatını karartıyor böylece... &lt;em&gt;"Onlar hep vardı, hala var ve ne yazık ki var olacaklar... Ama insanlık onları hiçbir zaman anmadı, anmayacak."&lt;/em&gt; diyor filmin sonunda Haluk Bilginer'in sesi... Ve çok haklı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yılmadı işte Hezarfen... Süzüldü gökyüzüne, Ney nefesleri eşliğinde... &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ey İstanbul! Kanatlarımın altındasın işte!"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;...Ve Öldüler...&lt;br /&gt;Sersemliği yüzünden bilgisizlerin&lt;br /&gt;Renk renk düşünceler kaldı söylenmedik...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin sonuna kadar, en son isim de ekrandan silinene kadar izledim... O güzel müzikler için Tuluyhan Uğurlu'ya yine saygılarımı sunuyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Filmi tavsiye eden ve DVD'sini ödünç veren arkadaşlarıma teşekkürler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7448813844475652149?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7448813844475652149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7448813844475652149' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7448813844475652149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7448813844475652149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/03/istanbul-kanatlarmn-altnda.html' title='İstanbul Kanatlarımın Altında'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S6Uy0NPPhDI/AAAAAAAAAIk/XkUEQwlSXvo/s72-c/istanbulkanatlariminaltinda2hd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7030719773097660851</id><published>2010-03-14T12:31:00.007+02:00</published><updated>2010-03-14T17:07:11.593+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Yolculuk</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5y9sSumZEI/AAAAAAAAAIc/1cXi2X-1nkw/s1600-h/the+calm...jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5y9sSumZEI/AAAAAAAAAIc/1cXi2X-1nkw/s200/the+calm...jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5448438217850643522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, kendi seçimlerimizle yürüdüğümüz bir yol; yolculuğun aydınlığı ya da karanlığı ellerimizde, yüreğimizde… Ne mutluluklar ne de pişmanlıklar öylesine gerçekleşen olgular değil hiçbir zaman. Mutluluğumuzun da kederimizin de zeminini hazırlayan yine biziz. Bu yüzden isyan etmemeli insan yaşadıklarına, kendi kazdığımız kuyulara sinip beklemedik mi çoğu zaman? Kendi avuçlarımızla yakaladığımız mutluluğa sarılıp uyumadık mı? Sayması zor, hayatının en ufak ayrıntısında bile mutluluk bulmayı başardığı zaman direniyor yıllara insan… Pişmanlıkların ağır yükünü sırtından atmayı öğrendiğinde eğilip bükülmüyor zamanın karşısında… Küçücük hayatlarda kocaman anılar saklıdır genelde; mademki anılarımızdan bahsedeceğiz, dökmeli ortaya bohçamızdakileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  En büyük pişmanlık, insanın içini en çok acıtandır. “Keşke” sözcüğü insanın iliğini kemiğini kurutur her seferinde. “Keşke”ler “iyi ki”lere dönüştüğü ölçüde yaşanmış sayılır bir ömür. Benim de en büyük pişmanlığım, insanlara vereceğim değeri asla tutturamamış olmaktır. Hak edene az değer verdiğim için yitirdim, hak etmeye fazla değer verdiğimden eksildim… Her ne kadar hatalarından ders alamayan biri olsam ve insanlara güvenmekten vazgeçemesem de, kimin yanımda kimin karşımda olduğunu daha iyi anlayacak olgunluğa eriştim. Düştüğümde kim beni kaldırmaya çalışır, kim düştüğüm çukuru daha da derinleştirmek ister görebiliyorum artık. İşte mevzubahis pişmanlığım da bu durumları daha önce göremeyişimden ileri geliyor. Sanırım canımı acıtarak hayatımdan geçip gidenlere bu noktada bir teşekkür de borçluyum. Güvenimi böyle sarsmasalardı belki de daha çok yara alırdım. Bazen de tam tersi oluyor, değerimi hak edeni yüz üstü bırakıyorum. Beni seviyorlar ama ben sevgilerine karşılık veremiyorum. Karşılıksız bıraktığım her sevgi onlar için bir yara oluyor, ben ise yaralayan. Sonra yaşadığım her karşılıksız sevgide onları anıyorum, ahlarını mı aldım endişesiyle… Lüzumsuz aslında, dönüp dönüp geçmişi yoklamak. Kanatan kanatmış, yaralayanlar yaralamış ve çekip gitmişler; yeri gelmiş biz bile kanatmışız birilerini. Bende ise bir avuç pişmanlık kalmış bunca olaydan geriye, hem de içine bolca hüzün eklediğim. Peki değer mi? Ömer Hayyam şöyle der bir rubaisinde: &lt;strong&gt;“Geçmiş günü beyhude yere yâd etme/Gelmemiş bir an için de feryad etme/Geçmiş gelecek masal bunlar hep/Eğlenmene bak ömrünü berbat etme.”&lt;/strong&gt; Pişmanlıklarımızı düşünerek ömrümüzden çalıyoruz. Bu noktada yine Hayyam’dan bir dörtlük ödünç alalım: &lt;strong&gt;“Dünyada ne var kendine dert eyleyecek/Bir gün gelecek ki can bedenden gidecek/Zümrüt çayır üstünde sefa sür iki gün/Zira senin üstünde de otlar bitecek.”&lt;/strong&gt; Çok karamsar bir bakış açısı mı bu dizelerdeki? Acı ama gerçek olan bu… Üç günlük dünyada dert etmeye değecek daha gerçek şeyler var hayatta: Sağlık sorunları, savaşlar, bozulan doğal denge ve mahvettiğimiz dünyamız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bu madalyonun bir de öteki yüzü var, mutluluk. İnsan sayısız küçük mutluluk biriktirebilmeli ceplerinde. Ama üzerlerine gölge düşürmemeli. Belirli bir mutluluktan bahsetmek gerektiğindeyse, gözümü kapattığımda “en büyük mutluluk” namına net şeyler anımsamıyorum. Küçük küçük anılar birikiyor zihnime. Çocukluğumun oyuncakları, kardeşimin dünyaya gelmesi, ilkokul sıralarında ilk kez dostluğu öğrenişim ve bu dostluğun 15 yıldır sürmesi, dünyanın en güzel yürekli öğretmeninin en gözde öğrencisi olmam, henüz ilkokulda ilk şiirimi yazışım, ilk ödülüm, öğretmenlerimin beni “şair kızım” diye sevmeleri, gitar çalmayı öğrenişim, gittiğim ilk konser, aldığım ilk albüm, lise sıralarındayken dergiye basılan ilk yazım, aldığım ilk övgü, kendi başıma İstanbul’umu keşfe çıkışlarım, satır satır İstanbul’u anlatışlarım, Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu, mezuniyetlerim, hayatımın filmi The Crow’u izlemem, Türkiye futbol liginin 2005–2006 sezonu –ah, o son maçta attığım sevinç çığlıkları!– , lisede bir ömür elimi tutacak dostlar edinişim, internette blog sayfamı açışım ve insanların yaklaşık bir yıldır beni okuyor olması, Greenpeace ve WWF örgütleri için sanal eylemci oluşum, insanları bilgilendirmek için yazılar yazışım, üniversiteyi kazanmam, edindiğim arkadaşlar, ailemdeki sağlık sorunlarının hepsinin olmasa da bir kısmının üstesinden gelmemiz, neredeyse beni ölümün ucuna dek getiren ameliyattan sapasağlam çıkışım, daha iki hafta önce kaza geçirip on gün yoğun bakımda kalan kuzenimin hayata dönüşü, mesafeler ve pişmanlıklar yüzünden birbirimizi yok sayarken bugün tekrar kavuştuğum dostum… Tüm bunlar benim hayatımı anlamlı kılan detaylar, yüreğimde sakladığım yaldızlar… Tek ve kocaman bir mutluluktansa heybemdeki minicik mutluluklara sarılmayı tercih ediyorum hep. Eksik kalıyorum bazen, sarsılıyorum. Ama beni yıkmayı başaramadıkları her an daha çok mutlu oluyorum ben. Yüreğimde kopan fırtınaları bilmeden hakkımda ahkâm kesenlerin acizliklerini gördükçe mutluluğumu büyütüyorum.  Madem Hayyam ile başladık, yine onunla devam edelim: &lt;strong&gt;“Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti/Dereden akan su ovada esen yel gibi/İki gün var ki dünyada bence ha var ha yok/Gelmeyen gün bir geçip giden gün iki.”&lt;/strong&gt; Şu andaki mutluluklara bakmalı, nefes alabiliyoruz ya en azından! Şükretmeli…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hayatın her yönü bir sınav, her sınav başka bir yol ayrımı. Her yol ayrımının kendi engebeleri var, her engebenin de kendi sonucu… Ya düşeceksin ya üzerinden geçeceksin. Ya mutlu olacaksın ya da pişman… Hepsi bizim elimizdeyken, “en”lerin peşinde koşmak yerine küçük sevinçlerle büyümeli. Umudumuz sonsuz olmalı, hayat uğraşı son bulana kadar… Bu yolculuk üzülmek için çok kısa… Hem de çok… Bitirirken son sözü yine Ömer Hayyam’a bırakalım… &lt;strong&gt;“Şu olan biten var ya boş ver ona/Taş yağsın isterse çok sürmez/Dakka şaşma dakka yaşamaya bak/Ne geçmişi düşün ne gelecekten kork.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;01.03.2010&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dipnot: Bu yazıyı, onu ilk okuyan ve yorumlayan... zor anlarımda yanımda duran sevgili arkadaşım Ali Arda'ya ithaf ediyorum... :)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dipnot 2: Can dost Naif bu yazıyı okuduktan sonra "Bu çok iyi olmuş. Yazarın olgunlaşma döneminde yazdığı ilk eseri.." dedi ve bu benim aldığım en özel övgülerden biri oldu. Belirtmeden geçemeyeceğim... Sağol Naif!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dipnot 3: Sadık okurum İsmail'e de teşekkür borçluyum! :) Hiç ikiletmeden okur her seferinde. Biz de onu okuruz: http://isotic.blogspot.com&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7030719773097660851?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7030719773097660851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7030719773097660851' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7030719773097660851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7030719773097660851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/03/yolculuk.html' title='Yolculuk'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5y9sSumZEI/AAAAAAAAAIc/1cXi2X-1nkw/s72-c/the+calm...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7276514691603516861</id><published>2010-03-12T20:59:00.016+02:00</published><updated>2010-05-30T20:02:11.041+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Alice in Wonderland</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qVzxL4YtI/AAAAAAAAAIU/2QiOLy7xfi8/s1600-h/aliceinwonderland-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qVzxL4YtI/AAAAAAAAAIU/2QiOLy7xfi8/s200/aliceinwonderland-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447831415867073234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Walt Disney Pictures&lt;/em&gt;'ın 5 Mart 2010'da vizyona giren güzelliği kendileri... 3 boyutlu izleme seçeneği de var; lakin Kadıköy/Cinebonus'a bir heves gitmeme rağmen normal ve üstelik Türkçe dublajlı izlemek zorunda kaldım. Seslendirmeler iyi sayılırdı, ama yine de Johnny Deep'in kendi sesini duymayı çok isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Lewis Carroll&lt;/strong&gt;'un 1865'te yayımladığı ve dünyanın her yerinde klasik haline gelmiş kitabından uyarlanan filmin yönetmenlik koltuğunda benim için &lt;em&gt;Beetlejuice/Beter Böcek&lt;/em&gt; ile özdeşleşen efsane &lt;strong&gt;Tim Burton&lt;/strong&gt; var. Uyarlama dediysem, normal bir adaptasyondan daha fazla eklemeler ve çıkarmalar sözkonusu. Bildiğimiz &lt;strong&gt;Alice&lt;/strong&gt; öyküsü düşsel bir evrim geçiriyor. Tim normal bir film yapmayacağı için, biz de normal Alice yerine genç kız Alice ile tanışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harikalar diyarının eşiğinde, Alice:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qQ4oyk6lI/AAAAAAAAAHE/0OKoTkMJwYw/s1600-h/alice.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 120px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qQ4oyk6lI/AAAAAAAAAHE/0OKoTkMJwYw/s200/alice.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447826001954662994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mia Wasikowska&lt;/strong&gt;, 19 yaşındaki Alice'i canlandıran cici kızımız. Gerçekten çok tatlı ve masaldaki kızı da andırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qRIZs8YqI/AAAAAAAAAHM/YQXFpavhMjE/s1600-h/Alice-in-Wonderland-19.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 111px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qRIZs8YqI/AAAAAAAAAHM/YQXFpavhMjE/s200/Alice-in-Wonderland-19.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447826272782410402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Çılgın Şapkacı&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Johnny Depp&lt;/strong&gt;'e de hayran kalmamak elde değil. &lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Bir kuzgun neden bir çalışma masasına benzer?"&lt;/em&gt; bilmecesini soran yüz ifadesiyle öyle şekerdi ki, suratındaki tonlarca makyaja rağmen büyüledi. Ben de kendi Şapkacı'mı istiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sevimliliğe bak:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qTjM856LI/AAAAAAAAAH8/1ZgpUjlNMI0/s1600-h/johnnyyyy...jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 133px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qTjM856LI/AAAAAAAAAH8/1ZgpUjlNMI0/s200/johnnyyyy...jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447828932239419570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu kadrosundaki diğer isimler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masum ve güzel Beyaz Kraliçe rolündeki &lt;strong&gt;Anne Hathaway&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qTvCSIY7I/AAAAAAAAAIE/ERfdy9YedqQ/s1600-h/beyaz+krali%C3%A7e.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 160px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qTvCSIY7I/AAAAAAAAAIE/ERfdy9YedqQ/s200/beyaz+krali%C3%A7e.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447829135534089138" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eli kanlı Kırmızı Kraliçe'ye can veren &lt;em&gt;Fight Club&lt;/em&gt;'ın Marla Singer'i &lt;strong&gt;Helene Bonham Carter&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qT2Yv-9yI/AAAAAAAAAIM/jUiUh8o2m2w/s1600-h/k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1+krali%C3%A7e.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qT2Yv-9yI/AAAAAAAAAIM/jUiUh8o2m2w/s200/k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1+krali%C3%A7e.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447829261823964962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ayrıca çocukluğumuzun kahramanları, tavşan... gülen kedi... dodo kuşu... mavi tırtıl... sevimli cüceler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Kraliçe'nin topraklarındaki felaketin ardından Çılgın Şapkacı'nın şu ifadesine bir bakın yahu, ay kıyamam:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qR2BAD7mI/AAAAAAAAAHs/yZl1wfgYztw/s1600-h/%C5%9Fapkac%C4%B1+1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 108px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qR2BAD7mI/AAAAAAAAAHs/yZl1wfgYztw/s200/%C5%9Fapkac%C4%B1+1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447827056425692770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı eleştirilerde Tim Burton'ın yarattığı bu dünyayı diğer filmleriyle kıyaslayıp hayal kırıklığı yaşadıklarından falan bahsedenler olmuş. Ben bu konuda herhangi bir hüküm veremem; çünkü izlediğim tek filmi bayıldığım &lt;em&gt;Beter Böcek&lt;/em&gt;... Çocukken korkutan, şimdiyse gülümseten bu kült film izlediğim ilk ve tek Burton filmi olma özelliğini taşıyordu, Alice'e kadar. Bu iki filmin görselliğini ve yarattığı dünyayı bu kadar beğendiysem aradaki diğer Burton filmleriyle tanışma vakti gelmiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle güzel bir dünya yaratılmış ki... :&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qSJScPrVI/AAAAAAAAAH0/7Zk_6ZVu9NA/s1600-h/g%C3%BCzel+d%C3%BCnya.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 98px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qSJScPrVI/AAAAAAAAAH0/7Zk_6ZVu9NA/s200/g%C3%BCzel+d%C3%BCnya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447827387524820306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz gösterimde olan bir filmle ilgili daha fazla ayrıntı vermeyeceğim; ama bir diyalog vardı ki gerçekten beni gülümsetti ve çok hoşuma gitti.&lt;br /&gt;Filmin son sahnelerine yaklaşırken, Alice bir an kendine güvenemiyor ve başarması gereken görev için "Bu imkansız" diyor... Eğer şu anda fena halde saçmalamıyorsam, sevgili Şapkacı da şöyle yanıt veriyor: &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Sadece sen öyle olduğunu düşünürsen..."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyükler için masal dünyasının kapılarını aralayan film, çocuklar için de harika bir seyirlik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinema salonundaki bir çocuğun kahramanlarımızın yakalanması karşısında "Ay yazıııııkkk..." nidasını duymak çok şekerdi!&lt;br /&gt;Kafamı kurcalayan bir durum da var pek tabii, özel ismin neden çevrildiği. Alice'i Alis olarak neden yazdılar bilmiyorum. Belki de filmi çocuk filmleri kategorisine koyduklarındandır. Yine de Alice özel isim ve çevrilmesi gerekmezdi diye düşünmekteyim. Zaten dublajlı filmlerden hoşlanmıyorum, neden böyle çevrilmiş diye filmden sonra epey düşündüğüm onca detayın yükünü taşımaktan sıkılıyorum çünkü. Mütercim-tercümanlık okumanın da böyle bir dezavantajı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir beyaz tavşanın (üstelik yelekli beyaz bir tavşan!) peşinden harikalar diyarına sürüklenen Alice'in macerası için gerçekten izlemeye değer diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Tek başına sinemaya gitmeyi sevmeyen şahsımın sinemaya gitmesini ve bu filmleri izlemesini sağlayan pek sayın ve pek sevgili arkadaşım Gökçé'ye teşekkürlerimi bir borç bilirim. Bu vesile ile de başlayan F1 sezonunun kendisini ve Alonso'sunu mutlu etmesini temenni ederim! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dipnot:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu da sevgili &lt;strong&gt;Sunay Akın&lt;/strong&gt;'ın kaleminden Alice:&lt;br /&gt;http://www.sabah.com.tr/kultur_sanat/edebiyat/2010/03/11/iste_gercek_alice&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dipnotun dibi:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;"Bir kuzgun neden bir çalışma masasına benzer?"&lt;/em&gt;  :))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7276514691603516861?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7276514691603516861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7276514691603516861' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7276514691603516861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7276514691603516861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/03/alice-in-wonderland.html' title='Alice in Wonderland'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S5qVzxL4YtI/AAAAAAAAAIU/2QiOLy7xfi8/s72-c/aliceinwonderland-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1265476218517252510</id><published>2010-03-09T17:59:00.003+02:00</published><updated>2010-03-09T19:20:08.760+02:00</updated><title type='text'>Tuhaflık</title><content type='html'>Tuhaf bir insanım vesselam... Evet, günden güne tuhaf bir insan olduğuma kanaat getiriyorum. Bir sürü kanıtım var bana bunu söyleyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela, hani bir oyundan bahsediyor&lt;strong&gt;D&lt;/strong&gt;um hep. En son şurada görülebilir: &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/01/birikinti.html"&gt;birikinti&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Neyse, ben bu oyundan sıkıldım. Girmemeyi tercih ediyorum son bir aydır. Oyundaki eşimle çok iyi anlaştığımız için mailleşmeye başlamıştık. Epey sohbet ettik kıtalar arası. Ama ben girmediğim için bana resmen oyunda bir eş lazım, ayrılmalıyız dedi. Yuh yani. Sonunda oyunda da terk edildim ya... Sonra ben oyuna girdim. Çoktan terk etmiş ve yeni bir eş bulmuş. Normalde eşler birbirleri için özel karakterli profil resimleri oluşturuyorlar, genelde seksi oluyor bu resimler de. Biz yapmamıştık böyle bir şey. Sadece ben de iki sarılmış kurt resmi vardı. Lakin bir baktım ki beyefendi daha bir günlük eşine öyle seksi resimler hazırlamış ve üzerlerine de bir ömür bağlıyız yazmış. Resmen aldatılmışım gibi hislendim, duygulandım, yakın olsa Amerika'ya gidip dövebilirim. Sonra bana diyorlar ki Amerikalıları niye sevmiyorsun! Al sana bir sebep daha. Tuhaf olan benim buna üzülmem. Bildiğin aldatılmak hissi resmen, aldatılmış bir kadın gibi niye onu seçti diye düşünüyorum. O kızın profiline bakamadım korkudan. Kimbilir orada nasıl bir resim bulacaktım. Sinirlerim harap oldu. Bunlara bile üzüldüğüme göre. Daha da girmem bu oyuna, benim için vampir-kurt adam oyunları bitmiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra, trenlerde geçen ömrümün kendine has tuhaflıkları var pek tabii.&lt;br /&gt;Ben genelde sırt çantası tercih eden bir insanım. Ama yağmur yağdığında su geçirmemesi için deri bir kol çantası kullanıyorum. İşte böyle zamanlarda spor çantaları olan, hoş gençlerle her gözgöze geldiğimde "ay kızın çantasına bak" diyorlarmış gibi hissediyorum. Bakamıyorum sonra oldukları tarafa... Bazen de kendi kendime gülümsüyorum trende. Genelde şarkı dinlerken çok yapıyorum bunu. Güzel anılar geliyor bazen aklıma ya da son zamanlarda Rock FM dinliyorum sabahları, Rabarba programını. O sıralarda da kahkaha atmamak için kasa kasa yoruluyorum trende.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya asıl tuhaflığım...&lt;br /&gt;Gerçek acılara yeterince üzülememem. Kendimi az yukarıda da gördüğünüz gibi gereksiz şeylere üzmem... Gereksiz insanlar için...&lt;br /&gt;Bir de şu tuhaflık var ki, yazmayı çok sevdiğim halde yazmaya üşeniyorum...&lt;br /&gt;Bu yazı da burada bitsin artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala beni okuyorsanız, teşekkür borçluyum.. &lt;br /&gt;Yeni yazılar gelecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1265476218517252510?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1265476218517252510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1265476218517252510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1265476218517252510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1265476218517252510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/03/tuhaflk.html' title='Tuhaflık'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-516108524964421482</id><published>2010-02-28T15:09:00.005+02:00</published><updated>2010-02-28T15:48:10.934+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>İki Dil Bir Bavul</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4prjAD3qJI/AAAAAAAAAGk/FIH48pOnTA0/s1600-h/iki-dil-bir-bavul.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 140px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4prjAD3qJI/AAAAAAAAAGk/FIH48pOnTA0/s200/iki-dil-bir-bavul.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443281348686489746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecikmeli de olsa geçen haftalarda izleyebildiğim bir filmdi &lt;em&gt;İki Dil Bir Bavul&lt;/em&gt;... Etkilenerek, düşünerek, üzülerek, filmi durdurup durdurup sorgulayarak izledim. Yazısını yazmak için de geç kaldım belki de... Ama yine de bir deneyeyim yazmayı.&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;2009 yapımı, bol ödüllü bu belgeseli Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan yönetmiş. Muş doğumlu Özgür Doğan da çocukluğunda tıpkı bu belgeseldeki zorlukları yaşamış, Türkçe bilmediği için... &lt;br /&gt;Bol ödüllü film dedik... Hatta o kadar ödüllü bir film ki bu Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca düzenlenen film festivalinde müziği olmadığı halde "en iyi müzik ödülü"nü aldı... Böylece ülkemizi idare edenlerin sanattan ne kadar bihaber olduğu da bir kez daha anlaşılmış oldu, neyse!&lt;br /&gt;Ayrıca, 16. Adana Altın Koza Film Festivali'nde SİYAD ve Yılmaz Güney Ödülü'nü kazanan film için Nuri Bilge Ceylan 'mutlaka izlenmesi gereken bir film' diyor... Bu fotoğraf da o ödül töreninden:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4prvemln6I/AAAAAAAAAGs/yo7R8Y3ndSg/s1600-h/alt%C4%B1n+koza+%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 176px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4prvemln6I/AAAAAAAAAGs/yo7R8Y3ndSg/s200/alt%C4%B1n+koza+%C3%B6d%C3%BCl%C3%BC.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443281563043602338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;Bir Kürt köyüne gidiyoruz, yokluğun ıssızlığın gölgesinde açılıyor film. Denizlili Emre Aydın (adına kurban! :p ) yeni mezun bir ilkokul öğretmeni... Bu unutulmuş köye düşüyor yolu, biz de onunla beraber gidiyoruz. &lt;br /&gt;Ağaçsız, yeşilsiz bir yolda yeni bir hayata ulaşmaya çalışıyor Emre öğretmen. Bir bavula kocaman hayatını sığdırmış, vurmuş sırtına, getirmiş köye... &lt;br /&gt;Urfa'nın Demirci köyündeyiz... Emre idealist, sabırlı... Gerçi ilk başlarda su sıkıntısı bile canından bezdiriyor şehirli Emre'yi... Ama ödün de vermiyor kendinden, saçlarını jöleleyip çıkıyor evden. Bir gidiyor ki okula, boş! Tek tek evleri dolaşıp öğrencilerini topluyor sonra azimle. Anneler çocuklarını hazırlıyor, okul için temizleniyor çocuklar... Ama heyhat! Emre Kürtçe bilmiyor, çocuklar Türkçe... Şükür ki Emre pozitif, seviyor işini... Müfredatı falan boşverip ilk senesini çocuklara Türkçe öğretmeye adıyor... Dikkatimi Emre'nin Denizli şivesi çekti bu sırada. Emre'nin de kendine özgü bir konuşması var, tıpkı o Kürt çocukları gibi... Ne yapsınlar ki o çocuklar da... Kendi dilleri! Birileri sürekli Kürtçenin varlığını inkar etme yolunu seçiyor... Ne kadar inkar ederseniz edin, böyle bir dil var ve bu dilin yerleşmiş, yadsınamaz bir kültürü var... Dil kültürün aynasıdır! Onlar dünyayı Kürtçe penceresinden algılarken, Emre dünyayı başka bir dille anlıyor... Ben sadece bir öğretmenin çektikleri olarak bakmadım bu filme, Kürt çocuklarının yaşadıklarını gözlemledim; çünkü bunlar gerçek, hayat kadar gerçek...&lt;br /&gt;Emre öğretmenin harf öğretme mücadelesi mesela... Çırpınıyor. Aslında haklı. Türkiye'de eğitim dili Türkçe olduğu için öyle ya da böyle bu harfleri öğrenmeliler. Gerçi, Türkçe konuşanlar olarak biz dilimize ne kadar sahip çıkıyoruz ki? İngilizceleşmiş bir Türkçe ile ne elde edeceğimizi sanıyoruz ya da... Neyse bu ayrı bir yazı konusu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl dikkatimi çeken ve beni üzen sahne ise, "Andımız" sahnesiydi muhakkak. "Türküm, doğruyum, çalışkanım..." diye başlar hani... İlkokuldayken her sabah söylerdik bağıra bağıra... Ama... Türk? Bir Kürt çocuğuna söyletiliyor bu sözcükler... "Ne mutlu Türküm diyene..." ve "Varlığım Türk varlığına armağan olsun..." diyorlar. Belki de ne dediklerini bilmeden, varlıklarını Türk varlığına armağan ediyorlar... Üzerinde düşünülmesi gerek bunun. Hükümet Kürt açılımı zırvalığı ile milleti oyalarken, işin başka boyutları gözden kaçırılıyor. Hükümet Alevi açılımı da yapıyordu, çalıştaya Diyanet İşleri'ni de çağırarak... Nasıl ki Alevilerin sorununu Diyanet çözemezse, Kürtlerin sorununu da bu hükümet çözemez. Bu kadar açık işte. Onları dinlemek gerek, onların ihtiyaçlarının farkına varmak...&lt;br /&gt;Velilerin Emre'ye Kürtçe konusunda, yabancı dil öğreniyorsunuz işte demeleri ise çok hoştu!&lt;br /&gt;Ayrıca kalem yeme kısmı... Tüm çocuklar kalemlerin arkalarını yer! Çok eğlenceli bir detay.. :)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4pr8Ts2MAI/AAAAAAAAAG0/NbYJdYPGQ_k/s1600-h/kalemyeme.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 111px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4pr8Ts2MAI/AAAAAAAAAG0/NbYJdYPGQ_k/s200/kalemyeme.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443281783455363074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yıllık mücadelenin ardından yaşananlar da izlemeyenlere kalsın.&lt;br /&gt;Ve eğer hala izlemeyen varsa, bu belgesele bir şans verilmeli diyorum. Bir buçuk saatinizi ayırabilirsiniz bence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ayrıntılı bilgiler içinse bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz: http://www.perisanfilm.com/school/index.php&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4psWdqoCgI/AAAAAAAAAG8/Kr2LWgBcY1w/s1600-h/KI-DIL~1.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 142px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4psWdqoCgI/AAAAAAAAAG8/Kr2LWgBcY1w/s200/KI-DIL~1.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443282232807000578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dipnot: Yazıyı yazarken, yaklaşık 50 defa falan &lt;strong&gt;Emre Aydın-Bu Yağmurlar&lt;/strong&gt;'ı dinledim... Mükemmel ötesi bir eser olmuş, bu filmle beraber tavsiyem olsun. &lt;br /&gt;http://www.ttnetmuzik.com.tr/PlayerPage.aspx?songId=WmdzbUNwSDI4WUVxTFpkblUrRENLZz09&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-516108524964421482?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/516108524964421482/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=516108524964421482' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/516108524964421482'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/516108524964421482'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/02/iki-dil-bir-bavul.html' title='İki Dil Bir Bavul'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S4prjAD3qJI/AAAAAAAAAGk/FIH48pOnTA0/s72-c/iki-dil-bir-bavul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2247581406837877447</id><published>2010-02-20T19:59:00.002+02:00</published><updated>2010-02-20T20:04:03.648+02:00</updated><title type='text'>Bir Damla Hayat</title><content type='html'>Ben öykü yazdım, yıllar sonra hem de...&lt;br /&gt;Bir göçmen kampındaki insanları gösteren bir fotoğraftan yola çıkarak bir öykü yazdım...&lt;br /&gt;Bakalım beğenen olacak mı... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir Damla Hayat&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Hayat donmuş, Hayat susmuş, Hayat kalakalmış bir fotoğrafın karşısında. Gözleri dolu dolu genç kadının, fotoğraftaki gözlere kilitlenmiş sessizce. Doğum gününde, doğduğu şehirde bir başına Hayat; yalnızlığını perçinleyen o kahrolası boşluk hissi bir fotoğrafın karşısında son bulana kadar öyle sanıyordu en azından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yağmurlu bir aralık günüydü, hiç çalmayan telefonun sessizliğinde yürüyordu sokaklarda Hayat. Bembeyaz yavru bir kedi koşuyordu annesinin peşinden, yağmurdan kaçmaya çalışıyorlardı belli ki. Hayat’ı kimse korumayacaktı yağmurdan, kimsenin peşine takılıp sıcak yuvasına dönemeyecekti. Kimse “İyi ki doğdun” demeyecekti ona ve kimse tutmayacaktı ellerinden. Takılıp düşerse kimse kaldırmayacaktı yerden. O da iliklerine kadar hissetmeye kararlıydı yağmurun tadını. Sokaklar bomboş, sadece sesler var. Yalnız kalbinin uğultusunu bastıran, sessiz yağmurun sesi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Derken hızlandı yağmur, hızlandı düşünceler. Kafasını çevirdiğinde küçük, sevimli bir mekân gördü; penceresiz, duvarları mor... Kapısının önünde minicik çam ağaçları duruyor. Yeni yılın heyecanıyla süslenmiş rengârenk ağaçlar, Hayat’a sesleniyor. O an düşünüyor Hayat, bu yılın da yalnız geçme ihtimalini hissediyor yüreğinde ürpererek. İçgüdüleriyle yapıyor hamlesini; biraz da şu yalnızlık hissiyatını kovma çabasıyla giriveriyor o kapıdan, insanın içini ısıtan bir ortama adım atıyor. Bir sergi var içeride, bir fotoğraf sergisi. Sadece mekânın sahibi ve bembeyaz kediler var bu mor odada. Bir de fotoğraflar. Dünyanın her yerinden, onlarca hayattan kareler saklanmış duvarlara. Sanki Hayat için, Hayat’a özel. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İşte bu sergide gördü o gözleri, kendi gözlerini. Kendi hayatına yabancı olduğunu hisseden Hayat, bir göçmen kızın gözlerinde gördü kendini, hayatını. Etiyopya’daki o göçmen kampında gördü kimsesizliğini. Fakirliğin, karanlığın, tutsaklığın ve umutsuzluğun kol gezdiği topraklarda açtı gözlerini. Tozun dumanın altında, kaybolan hayatların gölgesinde gördü kendi açmazlarını. Felaketlerin ortasında, bencilliği ile darmadağın ettiği ailesini gördü. Kırıldıklarını, kırdıklarını. Peşine düştü anılarının, yıllar önceki küçük Hayat oldu. Bebekleri vardı, annesi babası yanındaydı, gözleri gülerdi Hayat’ın. Hayatı olmuştu ailesinin, ondan adı Hayat’tı. Bir evleri vardı, umut taşardı pencerelerdeki mor menekşelerden. Kahkahaları vardı o zaman. Avuçlarında mutluluk biriktirirdi, üflerdi gecenin bir yarısı yıldızlara. Yıllar geçti sonra… Anılar değişti, Hayat büyüdü, önce mor menekşeler kurudu. Kendi içinde kurduğu mahkemelerde, yine kendisini cezalandırdı; evinden ayrıldı. Onu sevenlerin öğüt veren sözlerini bohçasının en dibine atıp, kendi bildiği yolda yürüdü gözleri kapalı. Düştü, acıdı yüreği. Ama dönemedi evine. Kendi mahkemesinde kırdı kalemini, sürgün oldu kendi hayatında. Korktu o kocaman lafı etmekten, özür dilemekten. Yürüdü tek başına hayat yolunda, her adımda yarasını kanatarak… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Sonra o küçük göçmen kız oldu Hayat. İç savaşlarla, kuraklıklarla, kıtlıklarla yaşlanmış bir ülkenin küçücük kızı oldu. Yaşamın onlara hazırladıklarına direnerek büyümüş bir halkın arasında yer buldu kendine. Yaşıyordu. Yalnız değildi ve yaşıyordu. Açtı belki, açıktaydı; ama direniyordu. Yorgun düşmüştü daha yolun başında. Ama yürüyor, yaşıyordu. Arkadaşları kim bilir neredeydi, hangi kampta, ne hallerde… Bir avuç insan kalmışlardı; yine de tükenmemişti yaşama umudu. Tarihin karanlık yüzünde, aydınlık yüreğiyle yaşıyordu. Sırf hayatına karıştılar diye, anne babasını silmezdi en azından bu küçük kız. Hayat yoluna çıkarken, sığınacağı limanları yakmazdı… Gözyaşları damlarken ellerine, bir ses duydu Hayat. Bilemedi sesin geldiği yeri, sadece irkildi. &lt;br /&gt;—Ağla, ağla ki temizlensin yüreğinin kıvrımları. Ağla ki silinsin yazgının karaları!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Döndü usulca, bu küçük mekânın sahibiydi bu sözlerin babası. Sevecen yüzünde, kocaman bir gülümsemeyle selamladı genç kadını. Hayat içeri girdiğinde, sesini çıkarmamıştı hiç. O bilindik karşılama sözcüklerini de kullanmamıştı, Hayat’ı hayatıyla baş başa bırakırcasına susmuştu sadece. İşte şimdi konuşuyordu yaşlı adam, Hayat’ın yüreğini titreterek.&lt;br /&gt;—Ağlamak, kendini affetmenin ilk adımıdır kızım. Kendini affetmektir belki de. Ağlamak birikmiş kederlerini damlalara yükleyip sakinleşmektir. Ağla yavrum, ağla ki patlasın biriken urlar... Hazır olmalısın! Hayat yolunun her evresinde başka bir acı bekler seni; tutunacak dalın yoksa düşmemek için kendine dallar yaratırsın. Bazen küçücük bir kızın gözleri olur bu, bazen bir karganın kanat çırpışı, bazen bir şarkı, bazen de bir şiir… Sen bu göçmen kızda buldun kendini, umutlarını… Bak, onlar da göçmen olmuşlar hayat yolunda. Annesi, babası, kardeşi… Ortada kalıvermişler! Ama birbirlerine sahipler. Bir ailenin ‘bir’ durması nice sancıya kalkandır kızım… Ağla! İsyanın olsun damlalar… Ağla! İnşa ettiğin o sözde duvarlar sarsılsın, sahte gülümsemeleri kov. Taze, tertemiz umutlar koy yüreğine… Ağla! Bir damla umut doğsun günlerine… Ağla! Hırsların çürüsün, yürekli sevgiler koy yerine. Pes etme kızım, güçsüz değilsin sen; güçsüz insan kendini affedebilir mi hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ses çıkaramadı Hayat. Yaşlı adamın şefkat dolu gözlerindeki yansımada babasını, gülümseyen yüzündeki gamzelerinde annesini gördü sadece. Gülümsedi, gereksiz teşekkür sözcükleri mırıldanarak çıktı morların içinden, geldiği sessizlikte. Yağmur durmuştu. Bir yerlerde bir karga, sessizliğine ses veriyordu. Kediler ayaklarına dolanıyordu. Yürümeye devam etti; kulaklarında adamın sesi çınlıyordu… “Ağlamak, kendini affetmektir.” Ağlamıyordu artık Hayat. Çünkü ilk defa yüreğindeki mahkemeden beraat kararı çıkmıştı. Telefonunu çıkardı çantasından. Ne zamandır hiç hareketlenme olmayan o ekranda gülen yüzünü gördü, bir damla hayat parladı gözlerinde. “Aranıyor… Annem!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;30 Aralık 2009&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2247581406837877447?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2247581406837877447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2247581406837877447' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2247581406837877447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2247581406837877447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/02/bir-damla-hayat.html' title='Bir Damla Hayat'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-4073066979399449003</id><published>2010-02-13T17:30:00.003+02:00</published><updated>2010-02-13T17:40:37.148+02:00</updated><title type='text'>Dünyaya bir şans verin!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S3bHtlor1zI/AAAAAAAAAGc/pzfzzCIqBc4/s1600-h/image001.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 68px; height: 95px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S3bHtlor1zI/AAAAAAAAAGc/pzfzzCIqBc4/s200/image001.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437753186107250482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Merhaba!&lt;br /&gt;Fark etmiş olabileceğiniz gibi sayfanın üst tarafında yeni bir banner var. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;WWF&lt;/strong&gt;, "World Wild Fund for Nature", doğayı koruma niyetiyle yola çıkmış bir "dünya" örgütü. Küresel ısınmanın alışageldiğimiz tüm dengeleri altüst edip, dünya üzerindeki tüm canlı formlarının -evet, insanlık da dahil- varlığına son vermesini önlemeye çabalıyorlar.&lt;br /&gt;"Yaşayan bir gezegen" için, "yaşayan bir dünya" için, hepimizin elinden gelen bir şeyler var elbet!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;WWF, küresel ısınmayla mücadeleye dikkat çekmek amacıyla 27 Mart 2010 Cumartesi günü 20:30-21:30 saatleri arasında bir kampanya gerçekleştiriyor. Ve biz de bunun bir parçası oluyoruz!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu kampanya kapsamında, her sene binlerce işyeri, milyonlarca insan 20:30-21:30 saatleri arasında ışıklarını kapatarak, görselliği güçlü bir mesaj gönderiyorlar dünyanın vurdumduymaz insanlarına!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Greenpeace&lt;/strong&gt;'in Meclis'teki eyleminde açtığı pankarta "paçavra" diyen yöneticilerimiz olabilir evet, ama bu dünya onların tekelinde değil!&lt;br /&gt;Bu dünya bizim, sizin, çocuklarımızın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğiniz için dünyaya bir şans verin, olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, bu yazıyı okuyacak dostların da mücadelemizde bir katkısı bulunsun istiyorum...&lt;br /&gt;Sevgiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.wwf.org.tr/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-4073066979399449003?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/4073066979399449003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=4073066979399449003' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/4073066979399449003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/4073066979399449003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/02/dunyaya-bir-sans-verin.html' title='Dünyaya bir şans verin!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S3bHtlor1zI/AAAAAAAAAGc/pzfzzCIqBc4/s72-c/image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-5871996837610808051</id><published>2010-01-29T13:58:00.003+02:00</published><updated>2010-01-29T15:10:16.869+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mor ve ötesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite yaşamı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Birikinti</title><content type='html'>Aslında hiç yazasım yok, hatta o kadar yok ki az önce yanlışlıkla "Kaydı Yayınla" diyerekten sadece başlığı olan bir yazı koymuşum blogcuğuma. İyi değilim ben. Ve fakat nasıl iyi olacağımı da bilmiyorum. Çok şey birikti anlatacak, ufak ufak hepsine değinmeli... mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# &lt;em&gt; Yazıya başlarken Mor ve Ötesi - Canlı Yayın çalıyordu...&lt;/em&gt; # &lt;strong&gt;"biz mi seçtik mahvolmayı?"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yazının başlığı neden "Birikinti"... Çünkü biriktim, evet. Bazen delice yazasım geliyor, ellerim titriyor falan. Sonra birden geçiyor. Geçmeden içimi dökeyim dedim, biriktikçe deliriyorum çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerden başlasak... Hadi, havadan sudan konuşalım. Kar! O kadar özledik ki geldi sonunda. Yolları ve Marmara'lıların tatil planlarını mahvetse de geldi. Hıhı, sınavlarım gümbürtüye gitti, zaten 15 günlük olan tatil iyice iyice kısaldı. Bana göre hava hoş, evimdeydim de... Evlerine döneceklere yazık oldu sanki. Salı-Çarşamba olacak sınavlar şubatın ilk haftasına kaldı. Notlar da ufak ufak açıklanıyor, umarım bir aksilik olmadan şu dönemi de kapatırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;^^&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaaaa... Kar güzeldi... :) Dokunmak, bembeyaz ve henüz safken kara dokunmak... Ağaçları, doğayı dinlemek... Ağaç demişken, bizim kampüsten bir çam ağacı fotoğrafı göstermek isterdim size ama, Blogger'ın uyuzluk edeceği tuttu... Ama ben ağaca aşık oldum yahu! :) Karla kaplı bir çam ağacı.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet! Aşık olacaksan doğaya, kurda kuşa, börtü böceğe olmak gerek aslında. Ne hayrını gördük ki kalbimizi başkasına emanet etmenin. Yüreğin parçalarını yerden topladıktan sonra ne anlamı var birini sevmenin? Hele güvenmek... Koskoca kız oldum, hala bir çocuk gibiyim. Hala saf... Güveniyorum, güvenmek gerektiğini hissediyorum. Herkesin bir şansı olmalı diyorum, hepsi aynı olamaz ya diyorum... Ah! Bitti gitti işte herkes. Dost mu? Sevgili mi? Hani? Benim bir tane dostum vardı ya, başımın üstünde taşırdım... Yazılar döşerdim... Abim diye severdim! Öğrendim ki sıkılmış benden. Çok sıktığım için kaçmış. Evet kaçtı. Kendi bilir. Bundan sonra hiç kimse için ağlamak yok. Derdine derdimmiş gibi üzülmek yok! Ama yapıyorum ben bunu galiba. İnsanları ilgimle boğuyorum. Onlar bir adım atıyorsa, ben koşuyorum. Artık durma vakti gelmiştir bence. Aptallığıma yanayım. &lt;br /&gt;Tam bu esnada &lt;em&gt;MvÖ - The Faithful Lover&lt;/em&gt; çalması da nasıl bir kaderdir... Neyse, gidenin ardından yeterince ağladık... Belki vakit yeni şarkılar söyleme vaktidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde sırf Mor ve Ötesi dinliyorum. Öyle bir esti birden. Eski albümleri tek tek yeniden ezberliyorum. En çok takıldığım da &lt;em&gt;Beyaz&lt;/em&gt; oldu. &lt;em&gt;"İyi ki varsın, iyi ki yokum."&lt;/em&gt;... Bu adamlar da öyle bir büyü var ki, 15 yıl da geçse 30 yıl da geçse yine severek, taparak dinleriz gibime geliyor... Yine yine yine... Yazımı hatırlatırım: &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/renkler.html"&gt;Renkler, içinde en güzelinin mor olduğu renkler...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.formspring.me"&gt;Formspring&lt;/a&gt; diye bir hadise var şimdi. Soru soruyorsun, sana soru soruluyor. Eğlenceli gibi. Ama bazı gereksiz insanlar da yok değil. Uğraşa uğraşa kendini msne ekleten ve sonra silen tipler gibi. Nasıl bir ego var böylelerinde, böyle mi tatmin oluyorlar bilemedim... Aman! Ben de 'takıntılı' bir insan olduğumdan, bu tuhaf insanımsı varlıkları da düşünüp kendime dert ediniyorum ya... Ne denir artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/12/bayram-analizi.html"&gt;bayram analizi yaparken&lt;/a&gt;, bir oyundan bahsetmiştim. Vampirdim hani. Artık bir kurtkadınım! :) Klan üyelerimden, pek de sevdiğim bir abla bir de suyun öteki tarafını denemek istediğini ona eşlik edip etmeyeceğimi sordu... Zevkle dedim. Ve güçlü bir kurda dönüştürüldüm. :) Oyunsa gittikçe keyifli hale geliyor. Adminimiz yeni bir özellik eklemiş: Mate. Yani evlenmek diye de çevirebiliriz çiftleşmek olarak da!! Neyse, bir eşin oluyor oyunda, birbirinizle altın ve diğer gereksinimleri kolayca karşılayabileceğiniz özel bir sekme falan oluşturulmuş. Benim de bir eşim var tabii, bir kurtadam. Lakin, oyunun ilk günlerinden beri bana yardımcı olan bir vampir de onun eşi olmamı, tekrar vampire dönmemi istiyor ama... Bilemedim ne yapacağımı... Aynı Bella gibi oldum galiba: Bir vampir ve bir kurtadam benim için kavga edecek! Vampir olanın buna niyeti var, madem benimle olmuyorsun o zaman eşini iyi koru dedi!.. Oyunda bile talihsiz miyim neyim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep aynı sıkıntı içimde... Yazı uzadıkça anlatacaklarımı unutuyorum. &lt;em&gt;"Ben kimim, nerdeyim... Çok tuhaf bir yerdeyim..."&lt;/em&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;# Yazı biterken yine &lt;em&gt;Mor ve Ötesi... Hep Aynı&lt;/em&gt;!&lt;br /&gt;# &lt;em&gt;"Hep aynı dertler, hep aynı yüzler..."&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-5871996837610808051?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/5871996837610808051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=5871996837610808051' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5871996837610808051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5871996837610808051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/01/birikinti.html' title='Birikinti'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8436314218458280973</id><published>2010-01-11T15:14:00.013+02:00</published><updated>2010-01-29T15:17:15.488+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadıköy'/><title type='text'>Sinema Günleri</title><content type='html'>Uzun süredir sinemaya gitmeye vakit bulamıyordum. Lakin vizyondaki o pek güzel filmlerin tadına bakmak için daha fazla bekleyemedim! Elbette istediklerimin hepsine gidemedim. Daha görmem gerekenler var, ancak zaman problemim hızla geri geldi; ben vakit bulana kadar da yerlerine yenileri gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk film, &lt;strong&gt;Neşeli Hayat&lt;/strong&gt;. Kadıköy/Rexx'te, etraftaki yılışık çiftlere uyuz ola ola izledim. :)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0snlSkYR2I/AAAAAAAAAEo/0_eKj0vWExA/s1600-h/neseli-hayat-afis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 140px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0snlSkYR2I/AAAAAAAAAEo/0_eKj0vWExA/s200/neseli-hayat-afis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425473697690961762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tanıdık oyuncularla, sıcak bir hikayeydi beni karşılayan. Yılmaz Erdoğan yönetmenliğinde, BKM Mutfak oyuncularının gerçekçi performanslarıyla; yer yer umulanı vermese de, tam yıl sonuna yakışır bir filmdi.&lt;br /&gt;Bir espriye gülmek ya da gülmemek, kişinin kendi değer yargılarına ve espri anlayışına bağlıdır pek tabii. Ama salonu güldürebilen çok kaliteli esprilerle de süslenmişti film. Zaten "Çok Güzel Hareketler Bunlar"dan da bildiğimiz gibi, kimi oyuncuları sadece görmek bile insanı gülümsetebiliyor. Mesela Ersin Korkut.&lt;br /&gt;Hikayenin içimi ısıttığını rahatlıkla söyleyebilirim; sosyal bir mesaj da saklı sanki! Rıza... Attığı her adımda hüsrana uğrayan bir emekçi. Ve son işi de, kim olduğunu bile bilmediği birinin yerine geçmek: Noel Baba. İçi bin tane dertle dolu olsa da, çocukları mutlu etmeye çalışmalı yani! Kültürümüze tarih içinde yavaş yavaş işlenen bu Noel Baba figürünün içinde, hayat mücadelesine şahit oluyoruz Rıza'nın. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0sp4N7CHiI/AAAAAAAAAEw/bW5xGFHEFnw/s1600-h/neseli-hayat.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 154px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0sp4N7CHiI/AAAAAAAAAEw/bW5xGFHEFnw/s200/neseli-hayat.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425476221884571170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz Erdoğan, &lt;em&gt;Vizontele&lt;/em&gt;'lerdeki gibi etkileyici yine. Karakterini şivesiyle, mimikleriyle capcanlı görebiliyorsunuz. Büşra Pekin de sempatik ve gerçekçi oluşuyla kendini fark ettiriyor. BKM Mutfak ile şenlenen filmin göze çarpan oyuncuları arasında ise Oğuzhan Koç, Murat Eken, Cezmi Baskın, Eser Yenenler, Bülent Emrah Parlak, Ayça Erturan, Metin Yıldız gibi isimler bulunuyor. Erdal Tosun ve Sinan Bengier gibi Mutfak dışı deneyimli oyuncular da filme tat katıyor. Bu arada Erdal Tosun aklımda hep &lt;em&gt;Bir Demet Tiyatro&lt;/em&gt; ile kalmış, ilginç.&lt;br /&gt;Tüm bu güzelliklere rağmen, çok fazla iz bıraktığını söyleyemeyeceğim. En azından birilerine hevesle anlatmamıştım bu yazıyı yazana kadar. Ama şu da bir gerçek ki, üzerinde emek harcanmış her şeye saygımız sonsuz, hele ki böyle yetenekli oyuncular söz konusuysa...&lt;br /&gt;Ayrıca filmden sonra Şahin Irmak hayranlığım su yüzüne çıktı.. Hıyarlı Baba gibi unutulmayan bir karakter yaratan oyuncu, filmde başrolde olmasa bile çok etkileyiciydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ikinci filme...&lt;br /&gt;Sanırım hayatımın en muhteşem filmiyle karşı karşıyayım!.. &lt;strong&gt;AVATAR&lt;/strong&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0svUD8qhwI/AAAAAAAAAE4/CsOZIUanEdg/s1600-h/AVATAR~2.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 135px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0svUD8qhwI/AAAAAAAAAE4/CsOZIUanEdg/s200/AVATAR~2.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425482197801535234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ne söylesem, ne yazsam eksik kalır... Büyülendim! Görselliğiyle, öyküsüyle, oyuncularıyla, aksiyonuyla ve üç boyutlu şahane şovuyla... Iskalanmayacak bir film, derin izler bıraktı arkasında. Kadıköy/Cine Bonus'ta, 3D tekniği yardımıyla buluştum bu film ile. Hiçbir şey okumadan, yorumlara kulaklarımı tıkayarak gittim. Bu deneyimi, tüm tadıyla, kendim kazanmalıydım. Öyle de oldu. Kesinlikle bir sihir söz konusu. Kendimi bir &lt;strong&gt;Na'vi&lt;/strong&gt; gibi hissedecek kadar içine girdim öykünün. &lt;em&gt;The Crow&lt;/em&gt;'dan sonra hiçbir şey beni böyle delicesine etkileyemez diye düşünürdüm. Galiba hayatıma yeni bir film daha girdi artık. &lt;br /&gt;İnsanoğlunun o gözü doymayan tavrı, öykünün çıkış noktası. Dünya'yı mahvedip, güzeller güzeli bir gezegen olan Pandora'yı da o gerizekalı hırslarına kurban etmeye niyetlenmiş "Gökadamları", Pandora'nın yerli halkı Na'vilerle karşı karşıya geliyor. Sam Worthington tarafından can verilen Jake Sully, Na'vilerin arasına karışıyor Avatar'ıyla... Kendisine benzeyen, yarı Na'vi yarı insan karakteri ile... Bu arada, Sam Worthington oyunculuğu ile göz kamaştırıyor, tapınabiliriz kendisine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye tanıdık aslında. Ama böylesine bir anlatım... İnanılmaz! Daha fazla detaylara girmek istemiyorum, anlattıkça eksikler gözüme çarpacak biliyorum. Bildiğim bir başka şey de, ne kadar anlatsam da doymayacağım.&lt;br /&gt;Filmin yapımı dört yıl sürmüş, ama filmin senaryosunu yazan ve yöneten efsane James Cameron bu filmi 1970'lerden beri yüreğinde taşımış. Sadece gerekli teknolojinin hazır olması bekleniyormuş... Tüm oyuncular kendi karakterlerini canlandırıyor, özel teknolojilerle hazırlanan karakterler bilgisayar ekranında onlardan aldıkları güçle hareket ediyor... Mucize gibi film!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0szeDqoa9I/AAAAAAAAAFA/GqK8Nnpsr-8/s1600-h/avatar-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 140px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0szeDqoa9I/AAAAAAAAAFA/GqK8Nnpsr-8/s200/avatar-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425486767571102674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Eve gelir gelmez ilk yaptığım, filmi ve tekniklerini araştırmak oldu; insanda böyle bir merak ve coşku uyandıran bir yapımın etkileyici olduğu muhakkak. &lt;br /&gt;Kutsal ağaçların ortasında, hızlı, çevik ve yetenekli bir Na'vi gibi hissettiğiniz her an filme daha çok aşık oluyorsunuz. &lt;br /&gt;Eğer ilgileniyorsanız, filmle ilgili daha derin detaylar için:&lt;br /&gt;http://www.avatarmovie.com/&lt;br /&gt;ve benim de çok işime yarayan,&lt;br /&gt;http://www.imdb.com/title/tt0499549/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vee.. Neytiri! Sıklıkla kendimle özdeşleştirdiğim karakter. Na'vi klan liderlerinin kızı... Zoe Saldana tarafından canlandırılıyor ve... ah! gerisi birazcık boşboğazlık olur izlemeyenler için... :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamamen başka bir dünyada ama aslında çok tanıdık hayatlarla, eşi bulunmaz bir yolculuktu bu film!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Jake Sully: I see you. &lt;br /&gt;Neytiri: I see you.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0s1kqJjuHI/AAAAAAAAAFI/aToDLIxNkSk/s1600-h/avatar-navi-blue-photo1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0s1kqJjuHI/AAAAAAAAAFI/aToDLIxNkSk/s200/avatar-navi-blue-photo1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425489080003836018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmen James Cameron'u saygıyla selamlıyorum. &lt;em&gt;Titanic&lt;/em&gt;'ten sonra yine asla ölmeyecek bir efsaneye imza atmış kendileri!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Ben de bir Avatar olmak istiyorum!&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve üçüncü film... Uzun zamandır hevesle beklediğim, fragmanlarıyla bile yerlere yatıran: &lt;strong&gt;Yahşi Batı&lt;/strong&gt;!!! Tam tabiri ile, "bir Cem Yılmaz filmi".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Burada yabancıları sevmezler... Yerlileri hiç sevmezler!&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;GORA&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;AROG&lt;/em&gt;'dan daha az güldüm gibi... Ama yine de öyle bir keyifle izledim ki, çıktığımda gülmekten karnım ağrıyordu! Günümüzde başlayan filmin esas hikayesi 1881'de geçiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0s3wCOMfoI/AAAAAAAAAFQ/PdG50wcAA98/s1600-h/yahsi-bati-filmi-afis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 140px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0s3wCOMfoI/AAAAAAAAAFQ/PdG50wcAA98/s200/yahsi-bati-filmi-afis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425491474467552898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer bir değişiklik yapıp Pendik'te gittim filme, Oskar'da. Kadıköy'dekine göre daha küçük de olsa salon, en azından yakınlarımda öpüşen bir çift yoktu film esnasında dikkatimi küfür etmeye yöneltebilecek. :)&lt;br /&gt;O klasık Western çizgisindeki kovboy filmlerinin pek çok simgesiyle dalga geçilen, kaliteli göndermelerle günümüz emperyalizmine sıkça laf sokan keyifle izlenecek bir filmdi kendileri. Ayrıca Kızılderililere inanılmaz saygı duyan bir birey olarak, yerli halkın da işin içinde olması güzeldi. Esprileri tek tek yazarak 3. haftasındaki bir filmin keyfini kaçırmak istemem.&lt;br /&gt;Cem Yılmaz, Ozan Güven ve Özkan Uğur zaten artık yanyana gelince bile gülümseten isimler. GORA ve AROG'dan sonra onları yine bir arada görmek çok güzeldi. Demet Evgar ise şahane bir oyunculuk sergilemiş; lakin arkamdaki çocukların film arasında "1 Kadın 1 Erkek" teki kadın diye kendisini tanımlamaları pek hoş değildi... Demet Evgar, pek çok değerli yapımda yer almış bir isim. Sadece tek bir yapımla -o da Facebook'taki videolarla bilinen bir yapım- tanınması biraz üzücü. Başka bir usta olan Zafer Algöz de inanılmaz inandırıcıydı ve rolüyle bütünleşmişti.&lt;br /&gt;Hele sahneler... Dekor! Kıyafetler! Emek harcanan ve hakettiği değeri görmesi gereken bir film Yahşi Batı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin tek kötü tarafı ise, televizyonda sürekli dönen Cola Turka reklamları. İçmezdim, iyice soğudum. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Helal olsun! Adamlar yapmış abiiii...&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0s9WwgW3MI/AAAAAAAAAFY/j3MDOiCMdAI/s1600-h/115607-yahsi-bati--3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 133px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0s9WwgW3MI/AAAAAAAAAFY/j3MDOiCMdAI/s200/115607-yahsi-bati--3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425497637284928706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8436314218458280973?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8436314218458280973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8436314218458280973' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8436314218458280973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8436314218458280973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2010/01/sinema-gunleri.html' title='Sinema Günleri'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S0snlSkYR2I/AAAAAAAAAEo/0_eKj0vWExA/s72-c/neseli-hayat-afis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8854114268758903440</id><published>2009-12-31T19:00:00.003+02:00</published><updated>2009-12-31T19:50:30.130+02:00</updated><title type='text'>Ve Yeni Yıl...</title><content type='html'>Yılın son yazısı bu.&lt;br /&gt;İyisiyle kötüsüyle, sancılarıyla geride kalan 2009'a son bir selam bu. &lt;br /&gt;Öyle bir yıl oldu ki bu benim için, yılların vereceği olgunluğu 12 ayda buldum acıları deneyimlerken... Çok canım yandı, çok mutlu da oldum. Büyüdüm. &lt;br /&gt;Adım aşk oldu, adım nefret oldu, adım gözyaşı oldu; adım adım büyüdüm. &lt;br /&gt;Gelgitler içinde, hep gidilen oldum. Kanattım yüreğimi. &lt;br /&gt;20'li yaşlara başlayacak olmanın tüm tedirginliği ile büyüdüm.&lt;br /&gt;Ocak'ın neşesi, Şubat'ın aşkı, Mart'ın acısı, Nisan'ın şirinliği, Mayıs'ın eğlencesi, Haziran'ın heyecanı, Temmuz'un tutkusu, Ağustos'un gözyaşı, Eylül'ün koşuşturmacası, Ekim'in dinginliği, Kasım'ın hüznü ve Aralık'ın sancıları...&lt;br /&gt;Yeni yılda neler bekliyor beni bilemeden, son gününü sonlandırıyorum bir yılın. Ocak'ın ilk günü hiçbir farklı olamayacak değil mi? Sadece yarın sabaha uyanacağız işte. O kadar.&lt;br /&gt;Aynı yolda yürüyeceğim düşe kalka. Sonum ne olacak bilmiyorum. Bilmeyeceğim. Karanlık. Saf, ölçüsüz bir karanlık. Ne zaman güneş doğacak, bilmiyorum. Yine de tükenmiyorum. Yaşıyorum. Her şey aynı olacak gibi... Olsun! Bekliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah! &lt;strong&gt;2010!!!&lt;/strong&gt; Hoş geldin... Elin boş gelme, olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım tüm dünya için aydınlık bir sene olur bu; tüm halklar için umut taşır!&lt;br /&gt;Nice güzel yıllara...&lt;br /&gt;Nice umutlu yıllara...&lt;br /&gt;Bir damla umudunuz hiç tükenmesin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8854114268758903440?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8854114268758903440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8854114268758903440' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8854114268758903440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8854114268758903440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/12/ve-yeni-yl.html' title='Ve Yeni Yıl...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-3985990805375390214</id><published>2009-12-25T15:32:00.007+02:00</published><updated>2010-03-13T14:06:48.011+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>1. Yıl!</title><content type='html'>ah, nasıl unuttum bunu kutlamayı ben?!&lt;br /&gt;Sevgili blogum, Kasım ayı itibariyle birinci yaşını bitirdi... tam bir yıldır içimi döktüğüm, sizlerle yüreğimdekileri paylaştığım sevgili blogum! uzun ömürler diliyorum sana... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün de benim doğum günümdü! 'Yetişkin' olmaktan korkarken, adım adım büyümek epey can sıkıcı. Aman, nelere alışmıyoruz ki? kaybedilen dostlara, sevgililere alıştık biz; büyümeye de elbet alışırız diye düşünüyorum. Güzel bir doğum günüydü, Kadıköy'ü altüst ettim yine.. ama asıl hediyemi bir önceki gün, 23 Aralık'ta aldım. sabah evden çıkarken bir &lt;em&gt;&lt;strong&gt;Kuzgun&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; gördüm tam da kapının önünde. çok sık rastlayamıyorum ne yazık ki... içime dolan mutluluğun tarifi yok, biliyordum güzel bir gün olacağını! Günler öncesinden &lt;strong&gt;maNga&lt;/strong&gt;'mın okulumuza söyleşiye geleceğini biliyordum, ne yazık ki o saatte dersim olacağından gidemeyecektim! ama ne oldu bilin bakalım :) Kuzgun'un uğuru ile ders iptal oldu ve ben maNga söyleşisindeydim. maNga ve Rock'n Dark yarışmasının jürisinde yer alan isimler misafirimizdi. ne yazık ki, alakasız insanlar alakasız sorularla saçmalayarak canlarını sıktı onların. ama görmek, gülüşlerini duymak gerçekten iyi geldi bana! Kuzgun'un şansı bitmedi, doğum günümdeki dersler de iptal oldu ve ben de böylece Kadıköy'de saatlerce yürüyebilme, Moda'da denize karşı sakinleşebilme fırsatı yakaladım... :)) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişçiye gittim bugün! &lt;br /&gt;Tanrım! Dolgu yaptırmak bir çeşit işkence biçimidir. bunu bilir, bunu söylerim!&lt;br /&gt;üstelik iki tane daha yapılacak. sanırım bu kadar güzel şeyin cezası bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben bunları yazarken &lt;em&gt;Umut Kaya-Mor Yazma&lt;/em&gt; çalıp durdu arkada... :) bu şarkıyı sevme nedenim &lt;em&gt;Mor&lt;/em&gt; rengi sevmem galiba... üstelik şarkıya o kaybettiğim iki dosttan birinin Facebook profilinde rastlamama rağmen dinliyorum hala...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt; 25 aralık/saat 22'de gelen düzeltme:&lt;/em&gt; ben bu satırları yazdıktan sonra tekrar dinlemek için profili aradımmm ve fakat bulamadım. yani silinmişim. ohannes diyerek, yazıklar olsun diye sesleniyorum burdan kendisine!!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;13 mart 2010'da gelen düzenleme..&lt;/em&gt; o silmemi, sevgilisi silmiş. daha bi ohannes diyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durup dururken bir insan en iyi dostunu nasıl kaybedebilir yahu? birkaç saat haber alamayınca merak ettiğim insanla haftalardır görüşmüyorum. canım acıyor. işin daha acısı da buna alışmak zorunda olduğumu bilmem. böyle büyümek zor işte. çok zor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazamama sendromum, saçmalama sendromuna dönüşmeden... susayım ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-3985990805375390214?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/3985990805375390214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=3985990805375390214' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3985990805375390214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3985990805375390214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/12/1-yl.html' title='1. Yıl!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7597327102530511912</id><published>2009-12-23T20:40:00.003+02:00</published><updated>2009-12-23T20:49:55.813+02:00</updated><title type='text'>Yazamama Sendromu</title><content type='html'>haftalardır yazasım var, hem de öyle çok ki...&lt;br /&gt;biriken konular, ilhamlar, şiirler, öyküler... hepsi tek tek ölüyor her gün bitiminde.&lt;br /&gt;büyük bir yazma coşkusuyla dönüyorum eve ama bir türlü şu sayfayı açıp da yüreğimi dökmeye başlayamıyorum.&lt;br /&gt;teşhisi koydum arkadaş! bende böyle bir sendrom var. beynimin doluluktan isyan ettiği zamanlarda su yüzüne çıkıyor!&lt;br /&gt;yazmak hayat! yazmak nefes almak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama insanın hayatında her şey birden tepetaklak olunca yazacak kelimeleri de kangren oluyor. en yakın dostumu kaybettim, zor zamanlar geçirdim. geçiriyorum. bir gün hayatının merkezinde olan adam, ertesi gün çekip gidince eksik kalıyorsun. hem de çok eksik. bu eksiklik de beynimi kemiriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toparlanma vakti. anlatacak çok hikayem var... tek tek can bulacaklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada eylül ayında, sevgili arkadaşım Nilay benim için bir fotoğraf çekmişti... onu paylaşayım da, mutlu olayım biraz.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SzJl8zsAZqI/AAAAAAAAAEg/IjfHjZDWqHg/s1600-h/Nilay%27%C4%B1n+hediyesi...jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 134px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SzJl8zsAZqI/AAAAAAAAAEg/IjfHjZDWqHg/s200/Nilay%27%C4%B1n+hediyesi...jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418505397021468322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7597327102530511912?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7597327102530511912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7597327102530511912' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7597327102530511912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7597327102530511912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/12/yazamama-sendromu.html' title='Yazamama Sendromu'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SzJl8zsAZqI/AAAAAAAAAEg/IjfHjZDWqHg/s72-c/Nilay%27%C4%B1n+hediyesi...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2314463060693093300</id><published>2009-12-04T15:33:00.007+02:00</published><updated>2009-12-14T00:09:26.566+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Bayram Analizi</title><content type='html'>Bir bayramı daha acısıyla, tatlısıyla geride bıraktık.&lt;br /&gt;İnananların Tanrıya kurbanlar adadığı, bağışlar yaptığı; inanmayanlarınsa tatlılarla geçirdiği bir dört günü de bu yılın tozlu sayfalarının arasına kaldırdık.&lt;br /&gt;Benim için epey ilginç geçen günlerdi, zira Amerika'da oturan insanlarla bol bol iletişimde olduğum bir süreçte onlara bu bayramı anlatmam gerekiyordu.&lt;br /&gt;bir oyun oynuyorum şu aralar... temeli şu. vampir vs. kurtadam! &lt;em&gt;The Twilight Saga&lt;/em&gt; meselesi yüzünden önyargılı yaklaşanlar olabilir; lakin gayet stratejik bir oyun. ne zaman ne yapmalısınız, görevlerle mi uğraşacaksınız, altın madeninde mi çalışacaksınız, yoksaaa kurtadamlarla yakın ilişkilere mi gireceksiniz? hepsi sizin bireysel kararlarınızla ilerleyen bir süreç. Bayramdan önce bilebileceğiniz gibi, Thanksgiving/Şükran Günü kutlamaları vardı Hıristiyan aleminin de. oyundaki tüm klan arkadaşlarım Amerika'dan -9 saat gibi zaman farkları söz konusu!- ve klan forumumuzda "Happy Thanksgiving" başlığı vardı pek tabii! &lt;br /&gt;ancak sevgili vampir kardeşlerim, benim Türkiye'den olduğumu bildiklerinden başlığa not olarak Hades'e de iyi haftasonları yazabilmişlerdi. [Hades benim pek sevdiğim diğer mahlasım!] ben de hemen olaya atlayarak, bu haftasonu bizim de kutsal bir günümüz var dedim ve insanların merakını cezbedebildim! sorular, sorular! nasıl bir bayram, ne diye kutluyorsunuz, neler yapıyorsunuz, özelliği nedir... güzel güzel anlattım, kafalarında 'hayvan kesen ülke' gibi düz bir mantık ürünü oluşmasın diye de epey çabaladım. ve güzel oldu. ihtiyaç duyan insanlara yardım eden insanların yaşadığı bir ülkede olduğumuzu düşünüyorlar artık. &lt;br /&gt;gerçi söylediklerime ben de inanmadım bazen! özellikle de kestikleri kurbanları kendileri için buzdolabında saklayanları görünce! yahu amacımız yardımlaşmak değil miydi bizim? yardımlaşmayı önplana çıkaran bir din değil mi İslam? e o zaman sizin yaptığınız ne acaba?!! hele hele kurbanlara işkence edenler yok mu... ah! yahu hayvanın doğası bu! kesilmek ister mi hiç? tabii ki kaçacak.. o kaçtı diye hırs yapıp işkence etmek insanlığa sığar mı? ben galiba, kurban kesilmesinden ziyade... ihtiyaç duyan insanlara maddi olarak yardım edilmesinden ya da vakıflara bağış yapılmasından yanayım!&lt;br /&gt;neyse... asıl mutlu edici olan, Amerika'dakilerin hoşgörüleriydi. aralarındaki tek Türk'ü unutmamış, o kutlama başlığına beni ekleyebilmişlerdi! biz kendi ülkemizde hoşgörü sağlamayı hiç beceremiyoruz!!! ne yazık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramın en güzel tarafı da galiba dinlenme fırsatı! hele de vizelerimden sonra gelmesi ilaç gibiydi... bol tembellik, bol uyku.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve de ne ilginçtir, her bayramın akla Barış abiyi getirmesi... "bugün bayram, erken kalkın çocuklar!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgilerimle... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;not: bu da bu bayram güldüğüm karikatürlerden biriii.. :)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SxkY9lJp5kI/AAAAAAAAAD0/VE7bwjMIZQ4/s1600-h/kurban6oj8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SxkY9lJp5kI/AAAAAAAAAD0/VE7bwjMIZQ4/s200/kurban6oj8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5411383873486054978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2314463060693093300?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2314463060693093300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2314463060693093300' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2314463060693093300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2314463060693093300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/12/bayram-analizi.html' title='Bayram Analizi'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SxkY9lJp5kI/AAAAAAAAAD0/VE7bwjMIZQ4/s72-c/kurban6oj8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6853178422488400128</id><published>2009-11-19T18:54:00.006+02:00</published><updated>2009-12-14T00:05:00.750+02:00</updated><title type='text'>Limon Kolonyası</title><content type='html'>* Garip bir haftayı daha bitirmek üzereyim, masamın üzerinde duran ve canım sıkıldıkça döküp döküp kendime gelmeye çalıştığım minicik kolonyamla bakışıyorum. ah, &lt;em&gt;Limon Kolonyası!&lt;/em&gt; tam bu sıralarda da &lt;em&gt;infected mushroom&lt;/em&gt; çalıyor: &lt;em&gt;the pink panther&lt;/em&gt;. ilginç bir şarkı, gözümün önünde seken pembe pembe panterler gibi bir yan etkisi var ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;em&gt;"klavyeye dökülen kahve, komşudan istenen klavye..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Klavye hayati bir bilgisayar donanımı. yokluğu insanın başına dert açıyor. fare olmadan, hadi yine bir nebze klavye kısayolları falan hallediyorsun basit işleri. tabii böyle dediğime bakma sevgili fareciğim, geçen sene seni almadan önce geçen 3 faresiz günün acısı geçmedi hala yüreğimden! tamam, klavye işini de ekran klavyesiyle halledersin ama... ohoo, ölme eşekcik ölme. &lt;br /&gt;neyse, dün gece klavyemin canı fena halde kahve istemiş; eh dayanamayıp bir bardak kahveyi içivermiş kardeşimin ellerinden. o kadar da dedim fazla kahve çarpıntı yapar diye. 8 yıldır kullandığım sevgili klavyemin de vadesi böylece dolmuş oldu. daha paylaşacak çok saçmalamamız olurdu seninle... sözün özü, klavyesizlik fena bir durum. neyseki babamın arkadaşı, birkaç günlüğüne işyerindeki klavyelerinden birini bana verdi. ben bütün haftasonunu evde şu ölümcül vizelerle geçirmeyi planladığımdan, kendime yeni bir klavye ne zaman alabilirim bilemiyorum. sonuçta, başka ellerin dokunduğu başka harflerin konuştuğu bir klavyeyle blog yazıyorum şu anda. düşününce garip aslında. değil mi? bunun da Shift tuşu fena. basıyorsun, basılı kalıyor. BAĞIRA BAĞIRA konuşuyorsun milletle. aynen böyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Beynimde bir solucan besliyorum. ne o, şaşırmış gibisin? mecaz yaptık heralde! solucanın açılımı şu: &lt;strong&gt;s&lt;/strong&gt;alak &lt;strong&gt;o&lt;/strong&gt;ynak &lt;strong&gt;l&lt;/strong&gt;aubali &lt;strong&gt;u&lt;/strong&gt;marsız &lt;strong&gt;c&lt;/strong&gt;ırtlak &lt;strong&gt;a&lt;/strong&gt;ptal &lt;strong&gt;n&lt;/strong&gt;ankör. evet, solucan açılımı! daha da açarsak, açalım da toparlanamayalım bir daha, beynimi kemirip duran bir sorun. hayatımdan çıkan ve vaktinde 'dost' olarak gördüğüm birine kafayı takıyorum. lan! değerini bilememiş, gitmiş işte. ne takarsın daha? ama olmaaaz! damla kendine bir sorun çıkarmadan nefes alamaz. iyi halt yedin. beynimin bir köşesinde enerjimi emen bir solucanla yaşıyorum resmen. bunları anlatırken de &lt;em&gt;haggard&lt;/em&gt; çalıyor, &lt;em&gt;awaking the centuries&lt;/em&gt;. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Vizeler hayatı sekteye uğratıyor arkadaş! öyle böyle değil hem de. ağzımda onlarca minik minik yara var, kahve yüzünden bünyem sarsıldı, uykuyu özledim, başım ağrıyor, asabileşiyorum. ve bununla birlikte, elde olmayan sebeplerle sınavlar da kötü geçince... yahu, nasıl bir yaklaşımdır ki bir buçuk saatlik sınavda iki çeviri artı bir de essay sorulabiliyor! çevirinin biri türkçeden ingilizceye ki, gerçekten ustalık ister bu tür çeviri. sonuçta ingilizceye o kadar hakim olamayabiliyoruz. ikinci çeviri ise diliçi çeviri. yani türkçe metin yine türkçe kalacak. onu bir çocuk dergisine göre türkçe için çeviriyorsun. kısaca, aynı konuyu çocukların anlayabileceği şekilde aktarıyorsun. bunları yapmak ve bunlarla ilgili 'ne yaptık, nasıl yaptık' konulu açıklamalar yazmak zaten bir buçuk saat sürdü. doğal olarak da essay yetişmedi. geçmiş olsun efenim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çeviri demişken, öyle geniş bir alan ki bu! illa dilden dile de olması gerekmiyor. şimdi siz buralara kadar gelebildiyseniz yazımı okumuşsunuz demektir! (ah bu da nasıl bir geyiktir!) neyse, bu yazı bittikten sonra "bu ne saçmalamış böyle yaa" ya da "ne güzel yazıyor be" gibi düşünceler kafanızdan geçerken, siz benim yazımı kendi anlayabileceğiniz şekilde algılamış oluyorsunuz. bu da sizin bir çeviri yaptığınızı gösterir. aynı şekilde, trafik işaretlerini gördüğünüzde onun ne anlama geldiğini otomatik olarak kavrayışınız da bir çeviri. evet. güzel bi'şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çizme denilen ayakkabı niye giyilir? benim nezdimde, pantolonların paçaları çamur falan olmasın diye içine sokarsın ayakkabının. o yüzden giyilir. yahu yağmur çamur yokken dize kadar çizmelerle dolaşmak nasıl bir şeydir? anlamıyorum ve galiba hiçbir zaman da anlamayacağım. haa, evet şık. ama fazlası da zarar! hele hele şu kar botları var ya, ugg deniyor hani. onlar iyiden iyiye asabımı bozuyor. o yüzden teğet geçiyorum bu konuyu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pazar günü, lisedeki sevgili sıra arkadaşımla Gizem'imle buluştum. 15KasımBuluşması! iyi ki var dediğim dostlarımdan biridir o da... sohbet, muhabbet, bolca dedikodu, giderilen hasret... insanın kaybetmeyeceği dostları olduğunu bilmesi ne güzel, çok güzel! herkesle kopmuşken, buluşup hala bir şey paylaşabilmek pek hoş! birbirine uzak kalmamak paha biçilemez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bugün en eğlendiğim dersin sınavı vardı ve şükürler olsun ki iyi geçti. İspanyolca, seni seviyorum ben! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Pazartesi 'çeviri kuramları', salı 'yazılı anlatım', çarşamba ise... pişti! iki sınav. 'sözlü çeviriye giriş', 'karşılaştırmalı dilbilgisi'. ayrıca pazartesiye bir şiir çevirisi yapılacak. tanrım! korku sardı dört bir yanımı... off ki off...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir yazının daha sonuna geldik. yeni saçmalama seanslarımda görüşmek üzere. ayrıca bitirirken &lt;em&gt; moby - why does my heart feel so bad (black hawk down soundtrack)&lt;/em&gt; çalıyordu. aynı soruyu şimdi de ben soruyorum. neden kalbim bu kadar kötü hissediyor kendini... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 19Kasım2009/19:46&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6853178422488400128?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6853178422488400128/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6853178422488400128' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6853178422488400128'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6853178422488400128'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/11/limon-kolonyas.html' title='Limon Kolonyası'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1708170319390513640</id><published>2009-11-13T15:27:00.007+02:00</published><updated>2009-12-14T00:07:35.761+02:00</updated><title type='text'>Umudum sonsuz...</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Umudum sonsuzdur, uğraşım bitmez hiçbir zaman..."&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;Bazen insanın hiçbir şey için enerjisi kalmıyor, tükeniyor ve tüketiyor o zamanlarda kendini. sonra durup düşünüyorum ben de bu hallerdeyken... üzülmeye hakkım mı var benim, her şeyi başarabilecek güçte bir insanken ve bunu defalarca kanıtlamışken? üzülürüm, ağlarım, sayıklarım, dert yanarım, küfürü basarım! ama bunu böyle sürdüremem ki! &lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her insanın hayatında belli başlı radikal kararlar olur. "bundan sonra... bıdı bıdı ve bıdı..." benim de radikal kararlarım var. evet, radikaller. mesela kışın geldiğini iliklerime kadar hissettikten sonra, parkamı dolaptan çıkarmak gibi! yazlık, cici, sevimli hırkalardan sonra kalın bir kıyafete geçiş yapmak da yeterince radikal bir karar bence. evet. ayrıca kökten değişim kararlarından biri de hatun kişinin saçıyla oynamasıdır. kolay verilen bir karar değildir bu. son bir aydır 'saç kestirmeyi' sayıklayan ben, bu sabahın 10'unda saçımı kestirdim. evet kıydım kendilerine. bir anlık delilik eylemi. güzel de oldu. aynadaki ben'e yeniden göz kırptım bu sabah. sevdim. insan kendiyle yeniden tanışmalı bazen, biz tanıştık bu sabah... :) niye sabahın 10'u bilemedim ama, delilik işte... değişim iyidir. enerji verir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook'ta bir grup: "Vizeler yaklaşıyor, tehlikenin farkında mısınız?" güldüydük epey. al işte, o kadar gülersen yaklaşmakla kalmayıp geliverirler de. merhaba sevgili vize haftaları! ömrümden ömür çalmak, uykusuz geceler yaşatmak ve acaba nasıl sorular sorulacak diye dört dolanmak gibi tripleri de beraberinde getirmişsin... sağ ol! var ol! Endişeliyim. ah, tipik öğrenci hallerinden değil. şu dağınık tavrımdan endişem. ama ruh halimi toparlarken, başarılı bir öğrenci olma kısmını da ıskalamamak lazım diye düşünüyorum. zira okul hayatı iyiyse ruhsal dengesi de bi' toparlanıveriyor kişinin. neyse, görelim bakalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okul demişken, önemli bir durum mevcut şu aralar. çevirmenler ve çevirmenlik olgusu. herkesin bir ideolojisi var pek tabii ve insanlar bu ideolojiye göre atarlar adımlarını. gel gör ki, çevirmen olunca bunun yapılabilirliği ve yapılma gereksinimi daha bir artıyor. ben bana önerilen işi geri çevirme hakkına tabii ki sahibim. bana faşizm kokan bir metni çevirmem için verseler, kibarca teşekkür eder ve işi istemediğimi söylerim. yayın anlayışı pek çok kesimce yerilen ve yerin dibine sokulan bir gazetenin kültür-sanat servisinde çalışıyorum. pazar ekleri için röportaj çeviriyorum. ve bu yüzden yakın bildiğim kimselerden bile ağır laflar işitiyorum. şu anda benim ideolojimin zarar göreceği bir işle meşgul değilim ben. ulusal bir gazetenin pazar ekinde altında adımla çevirim çıkıyor yahu! edindiğim deneyimse cabası. bir röportaj çevirdim bu hafta, üslubumda ise kocaman bir hata. tashih esnasında sevgili hocam (üniversite hocam, bu işi bulmamı sağlayan kişi..) düzeltmiş hatayı ve bana nasıl daha iyi çevirebileceğim konusunda fikir verdi. hatamı gördüm; nasıl daha iyi olabileceğimi gördüm ve bugünün artısı oldu bu. ne yazık, insanlar bunu anlayamıyor. ayrıca benim karakterim bu kadar net ve güçlüyken, nerede olursam olayım "ben" olmakla-kalmakla övünürken... benim ideolojik olarak zarar görebileceğim nasıl düşünülür yahu?! bu işte büyük bir hata var, çok büyük...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne komik, &lt;em&gt;Google&lt;/em&gt;'a Bir damla umut yazınca bin ton şey çıkıyor... alakalı alakasız her yer Bir Damla Umut oldu. onların hepsi ben değilim haberiniz olsun.. ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve yazıyı bitirirken... diyorum ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;direnmek yaşamaktır.&lt;br /&gt;ben hayata direniyorum şu aralar.&lt;br /&gt;beni yıkamayacağını o da fark etti, geri çekiliyor.&lt;br /&gt;yalnızlığımı kutluyorum şu aralar.&lt;br /&gt;yalnızlık algım değişti çünkü... ah gereksiz acılar, ne uğraştırdınız beni böyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Umudum sonsuzdur, uğraşım bitmez hiçbir zaman..."&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pentagram * SONSUZ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1708170319390513640?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1708170319390513640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1708170319390513640' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1708170319390513640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1708170319390513640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/11/umudum-sonsuz.html' title='Umudum sonsuz...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7287691480876142740</id><published>2009-11-07T22:15:00.004+02:00</published><updated>2009-11-07T22:31:13.985+02:00</updated><title type='text'>bir mutluluk, bir hüzün</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SvXXwpU4gSI/AAAAAAAAADk/u_9G7OuBXTM/s1600-h/SDC12298.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SvXXwpU4gSI/AAAAAAAAADk/u_9G7OuBXTM/s200/SDC12298.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401460558827913506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'yapılmış en aptalca dalgınlık' listesi hazırlansa, bir numaradan girerim. şu anda o kadar sinirliyim kendime! anca yazarak dökerdim , yazıyorum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜYAP'a gittim bugün. İpek Ongun için iki saat sırada bekledim. ve onunla muhteşem bir sohbet fırsatı yakaladım. 2000 basımı ilk kitap "Bir Genç Kızın Gizli Defteri", 2009 basımı son kitap "Günler Akıp Giderken" !! imzaladı ikisini de İpek ablam. imzalarken duygulandı. taa Altın kitaplardayken basılan ilk kitap ve şimdi Epsilondan çıkan son kitap. kendimi kitapların kahramanı sevgili Serra ile nasıl özdeşleştirdiğimi anlattım; telleri, gözlükleri, kiloları. gerçi ben hala zayıflayamadım onun kadar dedim, güldü çok güzelsin sen dedi... birlikte büyüdünüz dedi. edebiyat konuştuk, 9 yıl öncesini konuştuk. o çok mutlu oldu, ben de öyle. duygulandığını söyledi defalarca... defalarca! ondan çok şey öğrendiğimi anlattım. sende cevher olmasa böyle faydalı olmazdı dedi, gurur duydum seninle dedi... öyle uzun, öyle güzel bir sohbetti ki. &lt;br /&gt;o sırada benden sonraki küçük arkadaşım onlarca fotoğraf çekmişti benim ricamla. her açıdan, her yönden. onlaaarca. ve hepsi.. &lt;strong&gt;SİLİNDİ!&lt;/strong&gt; benim hatam. eksik gözüküyordu. hata veriyordu bilgisayara bağladığımda. hafıza kartını çıkarıp taktım! ve puf! hiçbir şey yok. İpek Ongun yok. Cevat Çapan yok. Uykusuz logosu önündeki kocaman güzel fotom yok. Serdar arkadaş ile paylaşılan anların fotoğrafları yok. hiçbir şey yok. son iki haftada yaşadığım hiçbir şey yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım, delireceğim ya. günün tüm anıları, yakalanmış anları silindi! nefret ediyorum! ben 9 yıldır bu sohbeti bekliyordum!!! geriye sadece güzel kitabımdaki imza kaldı... :/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7287691480876142740?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7287691480876142740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7287691480876142740' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7287691480876142740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7287691480876142740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/11/bir-mutluluk-bir-huzun.html' title='bir mutluluk, bir hüzün'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SvXXwpU4gSI/AAAAAAAAADk/u_9G7OuBXTM/s72-c/SDC12298.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6128516837100347902</id><published>2009-11-01T18:53:00.004+02:00</published><updated>2009-11-01T19:15:28.522+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isyan'/><title type='text'>Katil kim?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Su3BM_oOd6I/AAAAAAAAADc/NiAN9LQSSWY/s1600-h/dila+bebek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 150px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Su3BM_oOd6I/AAAAAAAAADc/NiAN9LQSSWY/s200/dila+bebek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399183957269837730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;--&gt; &lt;a href="http://www.dilabebek.com"&gt;Dila Manav&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Eylül 2009... İstanbul sel altında, dere yatakları taşıyor, insanlar sulara gömülüyor. 17 aylık bir bebek, minik &lt;strong&gt;Dila&lt;/strong&gt; küçücük bedeniyle yenik düşüyor hayata... suçlu sel oluyor, suçlu yağmur oluyor, suçlu dere oluyor. Dila'nın ailesi, bu ihmalden canı yananlar ve Dila'yı hiç tanımadan onu sevenler ihmallerin hesabını sormaya uğraşıyor. ama suçlu yine yağmur oluyor!!!&lt;br /&gt;ve bugün, 1 Kasım 2009! Türkiye'nin pek çok yerinde yine sel felaketi yaşanıyor. suçlu yine yağmur, yağmur katil! peki, yağmur mu katil? daha biz Dila'nın acısını sindirememişken küçücük bebekleri aramızdan alan katil yağmur mu? doğa intikam mı alıyor?&lt;br /&gt;asıl katiller, yetkililer. Dila'nın ölüm sebebi ne biliyor musunuz? Mahkemece atanan bilirkişi raporundaki su tahliye tedbir ihmalleri sonucu bir CİNAYET!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;suçlamayın artık yağmuru, ne suçu var damlaların!&lt;br /&gt;doğa ona yaşatılanları yansıtır! katil, doğanın uyarılarını dikkate almayanlar! katil, İstanbul ve pek çok il her türlü felakete hazırlıksızken yan gelip yatanlar! katil yağmur değil! tedbirsizlik!&lt;br /&gt;ihmallerden ölüyor insanlar... anaların gözyaşı kalıyor geriye!&lt;br /&gt;'Can Suyum' diyor babası Dila'ya, yağmur neden alsın ki Dila'yı. neden kin gütsün! yağmur neden katil olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duymak istemiyorum artık, "katil yağmur" söylemlerini.&lt;br /&gt;katiller her tarafta ama doğa değil!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6128516837100347902?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6128516837100347902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6128516837100347902' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6128516837100347902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6128516837100347902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/11/katil-kim.html' title='Katil kim?'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Su3BM_oOd6I/AAAAAAAAADc/NiAN9LQSSWY/s72-c/dila+bebek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1835445607495754452</id><published>2009-10-14T17:25:00.006+03:00</published><updated>2009-11-01T17:59:06.790+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyalizm'/><title type='text'>Farkındalık: Gidenlerin/Kalanların Ardından</title><content type='html'>Kapkaranlık zamanlar, güneşin doğmaya çekindiği günler, ağlayan anneler ve yanan yürekler...&lt;br /&gt;güzelim toprakların üzerindeki yaralı hatıralar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaç kişi farkında olan bitenin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erol Zavar&lt;/strong&gt; desem mesela... bir şey hatırlattı mı size... tanıdık mı adı? odak dergisi yazı işleri müdürüyken anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs suçu ile ömür boyu hapse çarptırılan kanser hastası! durumu gittikçe kötüleşiyor, ölüm her an yamacında bekliyor... ama o hala hapiste!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki&lt;br /&gt;ve ben ne olacağını merak ederken &lt;br /&gt;hani filmin en güzel sahnesinde &lt;br /&gt;sinemadan çıkar gibi &lt;br /&gt;hayattan çıkıp gidemem&lt;br /&gt;kusura bakma ölüm&lt;br /&gt;adın çok soğuk&lt;br /&gt;bunca mazeretim varken &lt;br /&gt;yaşama dair&lt;br /&gt;ölümü aklımdan bile geçirmem..."&lt;/em&gt; diye yazıyor cezaevinden. duyan oldu mu? duymadıysanız duyun artık: http://www.erolzavar.com/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güler Zere&lt;/strong&gt; var ya da. hapishanelerdeki hak ihlallerinin ve ölümlerin yeni hedefi olan "politik kadın tutsak". örgüt üyesi olduğu iddiasıyla, 14 yıldır hapiste. son 1 yıldır kanser Güler. hapishane koşulları yüzünden, teşhis konulamamış başta; hastalık ilerlemiş. iyi bir bakımla bile çok düşük bir yaşama şansı biçilirken kendisine, o hala hapiste! hala!!! Güler Zere gün gün ölüme yaklaşıyor, göz göre göre ölürken sosyalistler dışında kimseden ses çıkmıyor. zaman ölüme akıyor... serbest bırakılmazsa... o da ölecek! tıpkı 2000–2009 yılları arasında kapatma mekanlarında 306 kişinin öldüğü gibi.&lt;br /&gt;bu bir acil hayat çağrısıdır! bu sistemin ne ilk, ne de son oyunudur...onun da mı sesini duymadınız? : http://www.gulerzere.net/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onları kurtarma umudumuz hala var; peki ya artık kurtaramayacaklarımız... ama uğurlarında mücadele ettiklerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Engin Çeber&lt;/strong&gt;!  ilk değil ve bu karanlık ülkede son da olmayacak bu kaybımız... devlet eliyle yaşamı elinden alındı; işkenceyi kabul edip özür dileyen hükümet, sonradan Engin'i ve ailesini terörist ilan etti! bu muydu hakkını savunmanın bedeli... "kafasını duvara ve demir havalandırma kapısına defalarca vurdular, yerde kasılıyor, horultu şeklinde sesler çıkarıyordu" deniyor işkence kanıtlarında... görmezden geliniyor ama... Engin şimdi bizim acımızda, göz yaşlarımızda; peki işkenceciler? Engin'in sesi için de... http://enginceber.org/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ferhat Gerçek&lt;/strong&gt;! Ferhat felçli. yaşıyor şükürler olsun, ama devletin polisi felç etti Ferhat'ı... yasal bir dergi satıyordu Ferhat, Yürüyüş'ü. 19 yaşındaydı Ferhat, polisler sırtından vurup yaraladı onu! üstelik, ceza alması beklenen kişi de o. Ferhat! senin için de göz yaşlarımız... vuran polis 9 ay ceza alacakken, senin 15 yıla mahkum edilmene isyanımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve sonra, &lt;strong&gt;Hrant Dink&lt;/strong&gt;. ona sıkılan kurşun, &lt;em&gt;halkların kardeşliği&lt;/em&gt;ne sıkılmıştı. kardeşliğimize. birileri kardeşliğimize kan bulaştırmak istemişti. belki faili(!) belli. peki çözüldü mü bu kapkaranlık acının sebebi? neyse ki, Hrant unutulmadı; neyse ki hala bir olabiliyoruz; Hrant için, Adalet için... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya küçük &lt;strong&gt;Ceylan&lt;/strong&gt;? bir havan mermisiyle paramparça olan minicik bedeni? bunun hesabını kimden soracağız? kim dindirecek bu yangını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Cumartesi Anneleri&lt;/strong&gt;'ni biliyor musunuz? gözaltında kaybolan, ölen, öldürülen çocukları için galatasaray lisesi önünde eylem yapan anneler onlar.&lt;br /&gt;her cumartesi toplanıyor. hesap sormak için direniyorlar.her türlü baskıya karşı çocuklarının fotoğraflarını sımsıkı tutarak o meydanda eylemlerini gerçekleştiriyorlar... 'siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz' diyenlerin, bu kayıplara dair sessizliği fark edilmeli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet, artık farkına varın, çekilen acılar yalnızca belli bir kesimin değil! bizim acılarımız. bizim dünyamız!&lt;br /&gt;farkına varın artık; ölümlere 'dur' deme vaktidir vakit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidenlerin ardından, tek bir şey söylüyorum!farkına varın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazı Erol Zavar'a, Güler Zere'ye, Engin Çeber'e, Ferhat Gerçek'e, Hrant Dink'e, küçük Ceylan'a, Cumartesi Anneleri'ne ve tüm kayıplarımıza adanmıştır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1835445607495754452?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1835445607495754452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1835445607495754452' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1835445607495754452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1835445607495754452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/10/farkndalk-gidenlerinkalanlarn-ardndan.html' title='Farkındalık: Gidenlerin/Kalanların Ardından'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-3265858476426228798</id><published>2009-09-20T15:44:00.004+03:00</published><updated>2009-11-01T17:57:49.033+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ispanyolca sevgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayrılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Yara</title><content type='html'>ne saçma mahluklarız biz? her gidenin ardından bir yara açıyoruz tenimizde, kalbimizde, içimizde... hepimiz biliyoruz aslında, her gelen gidecek ve giderken daha beter sızlatacak o derindeki yarayı. Oysa Yavuz'um, Yavuz abim ne güzel diyor: &lt;em&gt;"Bir gün gelir herkes kendi yoluna gider... Her şey nasıl başladıysa öyle biter!"&lt;/em&gt; ama biz bir türlü bunu idrak edemeyiz; ettirmezler ya da. acıttığını ve hatta acıtacağını bile bile yürürüz alevler içinde. dikenlerin battığını biliriz de, düz yola çıkmaktansa kanamaya devam ederiz. acıyı çağırırız bazen, aşk sanıp. hakikaten, biz ne diye bu kadar düşkünüz sevmeye, sevilmeye... bir de çok meraklıyız gidenin ardından duyguları dökmeye ortalık yere. &lt;br /&gt;olur olmadık yerde yakalar aşk ve olur olmadık bir anda dönüverir sırtını.&lt;br /&gt;anca şiirler yazmak düşer bize, yazmak ve ağlamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Ağustos 2009'dan bir şiirimsi kalmış bana da... ben de yıkılmışım giden sevgilinin ardından. oysa ne mantıklı cümleler kurarım başkalarına... "değer mi?" derim. kim bilir? değiyordur belki de... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiirimi paylaşmak istemem, kabuk bağlayan yaramı yeniden açmak da... okuyacağını bilsem şunları söylerdim sana:&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"bir masaldı, yaşandı ve bitti..." demek mi düştü bize de eş ruhum? şimdi "sen hariç kimse yok, sen de yoksun..." keşke'm, ezelim, ahirim...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazıyı bitirirken, Me Voy çalıyordu Yasmin Levy'den. daha uygun bir şey olamazdı herhalde! hem de ispanyolca!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"quiero olvidar el aroma de tu cuerpo.&lt;br /&gt;quiero olvidar el sabor de tus labios.&lt;br /&gt;quiero tener, por una vez,&lt;br /&gt;una vida feliz.&lt;br /&gt;por eso, me voy...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gracias por todo lo que me diste.&lt;br /&gt;gracias por amarme.&lt;br /&gt;pero no tengo ilusión.&lt;br /&gt;que tú eres mi razón.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;por eso, me voy...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dime qué es lo que tienes,&lt;br /&gt;que yo no puedo olvidarte.&lt;br /&gt;mira, mírame, mi niña,&lt;br /&gt;mira que mi alma sangra."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bak bana, ruhum kanıyor...&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-3265858476426228798?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/3265858476426228798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=3265858476426228798' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3265858476426228798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3265858476426228798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/09/yara.html' title='Yara'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-186906791408166296</id><published>2009-09-01T21:08:00.004+03:00</published><updated>2009-09-02T00:55:45.590+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='izmir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Yaz anıları '09</title><content type='html'>&lt;em&gt;19 Temmuz'da başlayıp 30 Ağustos'a kadar sürdürdüğüm bir tatilden bazı kesitlerdir bunlar...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Güneye Giderken&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çorum'dan İzmir'e doğru yol alırken, bir tarlanın içinde küçücük bir ev vardı. gözüme çarpıverdi duvarındaki 'zefir radyo' yazısı ve kocaman bir gülümseme yerleştirdi yüzüme... sonra evin diğer duvarı görüş açıma girdiğinde... inanılmaz ama gerçek, 'akçora gömlek' yazısı ile kendimden geçtim! ve başladım mırıldanmaya... &lt;br /&gt;&lt;em&gt;"zefir radyoları var ya&lt;br /&gt;biriket duvarlarda&lt;br /&gt;sesini duydum onlardan&lt;br /&gt;sarındım akçora gömleğine..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;bu her kimin eseriyse, yüreğine sağlık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Uykusuz macera&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da aramadığım kitapçı, bakmadığım yer kalmamıştı. O'nu arıyordum. ama umudumu kesmiştim artık, hiç kavuşamayacaktım... ve tam o sırada... tarih 7 Ağustos iken... İzmir/Dikili'de bir alışveriş merkezinde rastladım ona. bunu büyük bir tesadüf sanıp sarılarak sahiplendim onu. bilemezdim ki tekrar basıma girdiğini... o kavuşmanın heyecanıyla, saatlerce onunla kaldım ve neredeyse yorgunluktan bayılıyordum... ama olsun, sonunda &lt;em&gt;Uykusuz Dergimin Birinci Cildi&lt;/em&gt; ellerimde... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Sunuculuk&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dikili'de, Tüm Halk Eğitimcileri Kooperatifi her sene eğitim, kültür, sanat etkinlikleri düzenler. 13. yılında da iki gün süren bu güzel etkinliğin sunucusu bendim. dizlerim titreye titreye ilk sunuculuk deneyimimi yaşadım. ve beni bile şaşkınlığa uğratan övgü dolu sözlerle karşılandım. başarmışım ve galiba başarı güzel bir duygu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;* Osman Nuri Özgüven&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Etkinliklerimize Dikili Belediye başkanı sayın Osman Özgüven'in de davet edilmesi; işlerinin yoğunluğu nedeniyle katılamasa da etkinliğe, 6 Ağustos günü etkinlik başlamadan önce bizleri ziyaret etmesi galiba bu yazın en güzel tarafıydı... tanıştığımızda, kendisiyle tanışmayı yıllardır istediğimi söylediğimde azarlayıverdi beni, neden belediyeye gelmedin diye... çekindim dedim, kızdı. sandalyesinden kalkıp yanıma gelişi ve benimle yediği tatlıyı paylaşması da ağzımı kulaklarıma taşıdı. :) Kürt açılımını tartışırken bana da fikrimi sordu, sanki ordaki yaşıtlarından biriymişim gibi... ilk defa siyasi bir konuda biriyle uzlaştığımı hissettim... sayenizde hala umudum var dedim ve gülümsedi bana sıcacık bakışıyla... giderken sarıldık birbirimize, bir baba-kız gibi. ama ne yazık ki bir türlü gidemedim belediyeye, yanına... umarım seneye gidip ziyaret edebilirim! ama iyi ki var o, en azından sosyalizm için umudum var hala... "Sosyal Belediyecilik" var hala...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Sp1mtZYT-QI/AAAAAAAAADU/XJAxjN5NgYo/s1600-h/Sosyal%2520Belediyecilik.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 180px; height: 132px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Sp1mtZYT-QI/AAAAAAAAADU/XJAxjN5NgYo/s200/Sosyal%2520Belediyecilik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376566460243245314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-186906791408166296?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/186906791408166296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=186906791408166296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/186906791408166296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/186906791408166296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/09/yaz-anlar-09_01.html' title='Yaz anıları &apos;09'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Sp1mtZYT-QI/AAAAAAAAADU/XJAxjN5NgYo/s72-c/Sosyal%2520Belediyecilik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-325330110993549969</id><published>2009-08-31T14:04:00.003+03:00</published><updated>2009-08-31T14:12:56.229+03:00</updated><title type='text'>Guess who's back?</title><content type='html'>&lt;em&gt;başlığımın 50 Cent'ten ödünç alınma olduğu mutlak bir gerçek ve yadsınamaz. bu alıntıyı büyük bir ciddiyetle belirttikten sonra...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba! Bilin bakalım kim geri döndü? :)&lt;br /&gt;yaklaşık iki aydır ortalıklarda yoktum, memleketimden insan manzaraları topluyordum. tatil bitti, ben de geri dönmüş bulundum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu kısacık yaz mevsimine neler neler sığmadı ki!&lt;br /&gt;tazelenen dostluklar, kırılan kalpler, silinen anılar, kalbin en gizli yerine saklanan maceralar ve yaz bitti!&lt;br /&gt;anlatacak pek çok anı birikti; paylaşılacak pek çok acı ve sevinç.&lt;br /&gt;yazdan kalma şu günlerde, yazdan kalma hatıralar gün yüzüne çıkacak elbet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşk vardı, aşk gitti.&lt;br /&gt;umut vardı, umut zedelendi.&lt;br /&gt;mutluluk vardı, mutluluk dinlenmeye çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir Damla vardı... o da İstanbul'una geri döndü. taze acılarla, taze hayallerle ve tazelenmiş bir benlik ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;daha çok görüşeceğiz. bu sadece bir Merhaba idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hoş kalın!..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-325330110993549969?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/325330110993549969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=325330110993549969' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/325330110993549969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/325330110993549969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/08/guess-whos-back.html' title='Guess who&apos;s back?'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2575048288988591060</id><published>2009-07-04T16:44:00.004+03:00</published><updated>2009-09-01T21:41:12.834+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><title type='text'>susarak özlüyorum...</title><content type='html'>mutluluk; eksik hayatların geçici misafiri. zaten eksik bir hayatta, kalabilir mi mutluluk bile...&lt;br /&gt;bir gece ansızın gelip, o gecenin sabahı geldiği gibi süzülüp uçuveriyor... eksik bir hayatın göz yaşlarını dindirmek için kısa süreliğine verilen bir şeker gibi. susunca elimizden alınıveriyor umarsızca...&lt;br /&gt;kocaman bir boşluk var içimde; her damla mutlulukta iyileşiyor sandığım... her mutluluk damlası, yarayı daha da derinleştiriyor halbuki. ihaneti tattım; yalanı, düzeni, düzenbazlığı. düşündüm, taşındım. yaralarımla kendime sığındım. şu eksik hayatımdaki davetsiz misafirlerin çektirdiği acılardan, yine kendime sığındım...&lt;br /&gt;diyemiyorum bir şey artık kendime. bezdim yazmaktan hüsranları... kendi hatalarımdan ders almamaktan bezdim. gidenin geri dönmesine izin verdiğim an acıyı davet etmekten bezdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demiyorum artık bir şey... Ahmet Aslan'ın sesi söylüyor kulaklarıma...&lt;br /&gt;Susarak Özlüyorum... Susarak... Susuyorum... Susuyor ve özlüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sözcüklerim varmıyor uzaklarına,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Birer birer düşüyor bütün öpmelerim.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ağır yenilgiler olarak,ağır yenilgiler olarak...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Adresinde yokluğun kıyamet bilerek,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sadece susarak özlüyorum seni,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hiç tanımadan ne garip,hiç tanımadan ne garip?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sense uzak, çok uzakta,bir deniz gibisin resimlerde.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dokunsam dersim olur, göçerim mecburen&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Duydum çok sonradan &lt;strong&gt;adın önemli değil&lt;/strong&gt; &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Acın aynı tadi veriyor&lt;/strong&gt;,acın aynı tadı veriyor zaten.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Adresinde yokluğunu kıyamet bilerek,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sadece susarak özlüyorum,özlüyorum seni,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Hiç tanımadan, ne garip,hiç tanımadan ne garip?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;İşte buna bıçak çekiyorum!!!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Şimdi adı yok, hiç bir sevgilinin,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Zaman zaman değil şimdi&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yalnız benmiydim bu ahir zamanda&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Derviş mekanını aşk ile çağıran&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu ahir zamanda...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2575048288988591060?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2575048288988591060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2575048288988591060' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2575048288988591060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2575048288988591060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/07/susarak-ozluyorum.html' title='susarak özlüyorum...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6882296352689096103</id><published>2009-06-24T23:00:00.004+03:00</published><updated>2009-06-27T14:26:26.328+03:00</updated><title type='text'>içimden geldiği gibi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://hertellden.blogspot.com/"&gt;brokoli, &lt;/a&gt;saçmalama fırsatı sunmuş bana; beni mimleyerek... dilediğince saçmala &lt;a href="http://hertellden.blogspot.com/2009/06/canm-surdan-bi-mim-alvercen-mi.html"&gt;demiş&lt;/a&gt;... ikiletir miyim hiç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son bir sınavı kalmış öğrenci psikolojisi ilginç bi'şey. ne çalışasım var, ne de sınava giresim. Türk dili dersi; zaten muhteşem kitaplar okumuşuz, yorum soracak, niye kasıyorum ki bilemedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; Acı Çikolata &lt;/em&gt;gibi insanın yüreğine işleyen kitaplar...&lt;br /&gt;özellikle ilk ikisi, Afganistan'ın geçmişine ışık tutuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afganistan ilginç bir ülke: önce kendi aralarında iç savaş! sonra batının karışmasıyla karman çorman bir savaş! şu Amerika nereye el atsa piç ediyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'ya söylemediğim laf yok, kızıyorum.. sövüyorum.. isyan ediyorum.. ama ben İngilizce öğreniyor ve ilerde bu dilde çeviri yapmak üzere eğitiliyorum! çok düşünürdüm zaman zaman... hala da takılır aklıma... bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu falan! aman ha! milliyetçilikten falan değil bu düşüncem... sadece eleştirdiğim adamların diline olan tutkumdan... öte yandan, şöyle de bir avuntu var... anadili İngilizce olan biriyle onun dilinden konuştuğumda... şaşırsın, anadilin olmadığı halde nasıl böyle iyisin diyebilsin... bunu dedirtebildiğimde belki de dinecek kuşkular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada, sonunda mesleğime ısındım. evet evet, tam bir seneyi devirdikten sonra... Mütercim-tercümanlık... artık biliyorum, ileride çeviri yapmak beni mutlu edecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çeviri yapmak da demişken, ne zor işmiş bu yahu! öyle milletin sandığı gibi / hatta bizim bu bölümü kazanmadan önce sandığımız gibi... "sözlük aç, bak, çevir..." diye bir şey yok! her bir sözcük, kendine özgü bağlamı içinde değerlendirilmeli... anladığını, kendi dilinde en etkili biçimde ifade edebilendir çevirmen... emek, sevgi ve coşku istiyor... sevmezsen, çeviremiyorsun. sözcük avına çıkmaya üşeniyorsan, keyif alamıyorsun... ha bir de, yazılıya çalışmadan girersen... notlarını düşürüveriyorsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen arkadaşın biri dedi ki... "bu derslerin bu kadar üstüne düşmemek lazım, biraz da alttan almak lazım!"&lt;br /&gt;galiba üniversite felsefesi bu... tuttum ama...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilen, eski yazılarımı okuyan bilir... &lt;strong&gt;&lt;em&gt;The Crow &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;hayranı, fanatiği, fanı, tutkunu... her ne denirse, ondanım ben. tesadüfen, evde yalnızken, halamın arşivinde bulmuştum cd'sini. o izleyişle öyle bir işledi ki kanıma, bir daha vazgeçemedim. defalarca izler ve yine deli gibi ağlarım... her repliği kazılı zihnimde, öyle böyle değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Victims, aren't we all?" &lt;/em&gt;en çarpıcı repliklerden... Eric Draven söylüyor, tam yerinde tam zamanında! "kurbanlar... hepimiz öyle değil miyiz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hepimiz bir şekilde, bi hayatın kurbanıyız aslında. 'ben masumum, kurbanım...' diyene 'hepimiz değil miyiz...' diyen Eric gibi... hepimiz yaptıklarımızın ya da bize yapılanların bedelini ödemiyor muyuz bir şekilde? hepimiz bir şeyleri mahvediyor ve birilerini kurban etmiyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi replik daha var, hiç silinemeyen... &lt;em&gt;"buildings burn, people die but true love lasts forever." "binalar yanar, insanlar ölür... ama gerçek aşk sonsuza kadar sürer..." &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;**&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;sonsuz aşk var mıdır, diye başlarsam saçmalamaya... hiç bitmez! en iyisi yazı bitsin burada! varsa da Eric Draven ve Shelly Webster yaşadı onu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, şimdi benim de birilerini mimlemem gerekiyormuş ki, onlar da gönüllerince saçmalayabilsinler.&lt;br /&gt;brokoli efendi öyle buyurdu.&lt;br /&gt;mimlenecek kişiler konusunda da yardım etti ki, bu konuda bir suçum yok...&lt;br /&gt;aha bi tanesi &lt;a href="http://dillerdekisone.blogspot.com/"&gt;dillerdeki sone...&lt;/a&gt; biri de benim manevi ikizim... &lt;a href="http://http//hayalisesler.blogspot.com/"&gt;hayali sesler...&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benden bu kadar, sevgiler.. saygılar.. başka bir saçmalama seansında buluşmak üzere esen kalın, bir damla umut'la kalın!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;23:35&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6882296352689096103?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6882296352689096103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6882296352689096103' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6882296352689096103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6882296352689096103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/06/icimden-geldigi-gibi.html' title='içimden geldiği gibi...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-3753020736035625460</id><published>2009-06-19T22:59:00.006+03:00</published><updated>2009-09-01T21:40:22.688+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yıkık düşler'/><title type='text'>anlık bir krizin şiiri / değer mi ki?</title><content type='html'>&lt;em&gt;"zamanla tanırsın insanları...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yiter hayallerin birer birer!"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşka küsmüş düşler vardı,&lt;br /&gt;yeniden aşka sığınmak için zaman kollayan.&lt;br /&gt;buldu da zamanı.&lt;br /&gt;olur olmadık bir anda atılıverdi aşkın kollarına.&lt;br /&gt;bilemezdik ki biz, dikenler bekliyormuş bizi.&lt;br /&gt;izi silinmedi bak kesilen düşlerin.&lt;br /&gt;kim derdi ki aşk yeniden çalacak kapını.&lt;br /&gt;çalacak da, sonra kalan kırıkları da yıkacak.&lt;br /&gt;gülerim be ben buna!&lt;br /&gt;ama geldi aşk, geldi, yıktı... geri gitti...&lt;br /&gt;yıkanda mı aramalı suçu, yıktıranda mı.&lt;br /&gt;özür dilerim, düşlerim.&lt;br /&gt;sizi yine kırdırdım.&lt;br /&gt;kırılmanız için bir adamın avuçlarına yine ben bıraktım.&lt;br /&gt;'suç sende' deyişinizi duyuyorum, ne yazık.&lt;br /&gt;ama bilemezdim ki, umudu ölüme götürdüğümü.&lt;br /&gt;bitti işte, aşktı. sondu. ölümdü. bitti.&lt;br /&gt;ya da, aşık bile değildim aslında.&lt;br /&gt;bir büyüydü, büyülendim.&lt;br /&gt;biri geldi, bu düş balonuna iğneyi batırdı.&lt;br /&gt;hayaller dağıldı. umut öldü.&lt;br /&gt;büyü bitti.&lt;br /&gt;büyüdük.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"yenilmesek hiç büyümezdik..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;ama büyüyoruz.&lt;br /&gt;bunu da atlatırız be kalbim,&lt;br /&gt;ne yenilgilerden başımız dik çıkmadık mı?&lt;br /&gt;bu da biter...&lt;br /&gt;bitti de geçti. acı mı kalır geriye... büyüdük ki biz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Tabutlara sığmayacak kadar intihar var, şeytanın siparişi...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;dünyanın ninnisi olmuş sirenler, ya Rab bizi özler.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Şah damarım attıkça yaşını silerim çeşmin, solar hayat resmin...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;umut nerdesin,yine bittin! nerelere gittin ben seni göremeden&lt;/strong&gt;?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19.06.09 - 23:30&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-3753020736035625460?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/3753020736035625460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=3753020736035625460' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3753020736035625460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3753020736035625460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/06/anlk-bir-krizin-siiri-gecti-simdi.html' title='anlık bir krizin şiiri / değer mi ki?'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6792195122114767362</id><published>2009-06-15T16:34:00.005+03:00</published><updated>2009-11-01T17:56:01.597+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ispanyolca sevgisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadıköy'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversite yaşamı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='futbol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anılarım'/><title type='text'>Vanilya kokulu saçmalamalar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SjZQayZogbI/AAAAAAAAADA/1fpdNQ4o-G4/s1600-h/SDC11072.JPG"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5347550028685148594" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SjZQayZogbI/AAAAAAAAADA/1fpdNQ4o-G4/s200/SDC11072.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7 Haziran'da sabahın körü sayılan bir saatte, Kadıköy/Akmar'da; bir önceki gün bakıp da beğendiğim İspanyolca sözlüğü almak üzere girdiğim kitapçıda rastladım ona. kokusu başımı döndürdü, sabah sabah cüzdandan para çıkaramayacak kadar titretti ellerimi. uzun süredir duymadığım bir kokuydu onunkisi... aşık edici... Vanilya! sabahın köründe beni kucaklayan vanilya kokulu bir tütsü... soruverdim kitapçıdaki arkadaşa, 'ne kokusu bu böyle, sabah sabah çok iyi geldi...' gülümsedi, pakette kalan son tütsüyü de bana verdi, 'vanilya' dedi. böylece başımı döndüren bu güç, ellerimdeydi. sabah sabah karşılaştığım bu muhteşem jest de bütün gün yüzümü güldürdü... :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yakmaya kıyamadım vanilya'mı, anca şimdi yaktım... sakinleştirsin diye beni... sardı dört bir yanımı... çok iyi hissediyorum şimdi kendimi... bak, fotoğrafını bile çektim... ama ne çabuk bitti yahu.. bu satırları yazarken bile kuşattı beni koku. avuçlarıma doldu, odamı sardı... farz oldu, alayım kendime bir kutu...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;**&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;aslında bu aralar, futbol yazmak istiyordum... Galatasaray'ımdaki son gelişmeler, yeni gelenler, en son gidenler, umutlar, hayal kırıklıkları, yeni kaptanımız... falan filan! ama final haftası ciddi ciddi yorum yazma yetimi kaybettiğimi acıyla fark ettim. final bitsin, transfer dönemi azıcık soluklansın, ben de sakin sakin Rijkaard'ı falan anlatayım...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;final demişken, son bir senedir yaptığım en kötü çeviriyi, çeviriye giriş dersinin finalinde yapmış olmaktan garip bir hüzün duymaktayım. sen çevir çevir, finalde mahvet. heheyttt! afferin bana. bak kendime bile kızamıyorum suratıma suratıma vanilya çarparken.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;vanilya demişken, gerçekten güzel bir koku bu yahu... kıyamam... bitme sen, dur söndüreyim. yarı olmuş bile...&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;**&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;**&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;-see you later alligator!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;+in a while crocodile!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(İngilizce konuşan insanların, ilginç vedalaşma sözleri...) =)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6792195122114767362?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6792195122114767362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6792195122114767362' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6792195122114767362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6792195122114767362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/06/vanilya-kokulu-sacmalamalar.html' title='Vanilya kokulu saçmalamalar...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SjZQayZogbI/AAAAAAAAADA/1fpdNQ4o-G4/s72-c/SDC11072.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8097435033296617773</id><published>2009-06-09T22:37:00.004+03:00</published><updated>2009-06-09T22:50:10.791+03:00</updated><title type='text'>Tatil!</title><content type='html'>**&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Si67kDDVB3I/AAAAAAAAAC4/qhjody6hduc/s1600-h/tatil.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; FLOAT: right; HEIGHT: 127px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5345416035704309618" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Si67kDDVB3I/AAAAAAAAAC4/qhjody6hduc/s200/tatil.jpg" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt; Tatil!!!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özlemi yürekteki her şeyi ezip geçebilir; öyle bunaldım ki... öyle üzerime geliyor ki duvarlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaçıp kurtulasım, uzun uzun uyuyasım, yarın okulda ne olacak diye düşünmeden kitap okuyasım var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevdiğimi, istanbul'umu, biricik sevgilimi terk etmeyi bile düşünüyorum; gideyim bir süre özleyelim birbirimizi, hem izmir yabancı sayılmaz ki sevgilim... biraz uzaktan seveceğim seni... başka bir denize bakacağım ama yine sen tüteceksin burnumda... her martı gördüğümde, boğazını hatırlayacağım ve o boğazdaki narin süsünü, kız kulesi'ni.. kulemizi.. sonunda kavuşacağız hem, ucunda kavuşma varsa iyi gelir uzaklıklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatili özledim. tatili bekledim. çok yoruldum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üniversite kapağı atıp da her şeyi sereceğin bir yer değilmiş, yıllarca boşu boşuna kandırdınız bizi...&lt;br /&gt;o kapağı bi de ordan kurtarması var ki... ah ah..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatili özledik. hak ettik yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefes alamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o okulun dört duvarından, finallerden, ödevlerden kurtulup... kendime dönme zamanı... hadi tatil... amma beklettin bu sene...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;gel ne olur... gel artık!&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8097435033296617773?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8097435033296617773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8097435033296617773' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8097435033296617773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8097435033296617773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/06/tatil.html' title='Tatil!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Si67kDDVB3I/AAAAAAAAAC4/qhjody6hduc/s72-c/tatil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8049881870422788750</id><published>2009-05-29T20:04:00.003+03:00</published><updated>2009-06-21T12:57:56.876+03:00</updated><title type='text'>Şehr-i Hüzün</title><content type='html'>kaçıp gidilesi şehir; en büyük acılarımı(zı) gömdüğüm(üz)...&lt;br /&gt;senin büyülü hikayenin satır aralarına gözyaşımı gizledim istanbul...rüya'm, kraliçe'm, umut diyarı'm... şimdi şehr-i hüzün'üm, hüzünlerimin başkenti...gidesim var, bırakıp kaçasım var; fakat bağlanmışım köklerine sıkı sıkıya, terk edemiyorum bu şehri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;strong&gt;bazen &lt;em&gt;"ben de terkedip gidebilsem keşke"&lt;/em&gt; diyorum&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;içimde bir istanbul var ondan vazgeçemiyorum&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;belki sen de bir gün geçersin diye köprülerinden&lt;br /&gt;yakıp yıkamıyorum, koparıp da atamıyorum..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gidesim var istanbul, canımı acıtıyorsun... son bir yıldır kurumuyor gözyaşım hiç, değişik kişilerce değişik sebeplerle... ama hep ağlatıyorsun, suç senin değil esasında. sana ait olduklarını sananlarda.onlar sana yakışmıyor istanbul; o yalancıları, kalleşleri, kıymet bilmezleri saklama... at içinden. at ve onlara benzeyenleri de sakın alma! seni hak etmiyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;senin topraklarında doğdum, seninle büyüdüm. şimdi her şeyi geride bırakıp gitmek istiyorum.&lt;br /&gt;bir vapurla geçtim sularından bugün, kız kulesi ile dertleştim, kederimi martılara bıraktım, yollarında yürüdüm her iki yakanın da... döndüm sonra, suların dalgalandıkça dertlendim. dertlendikçe yandı içim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölmeye bile dermanım yok artık. kaçıp gidesim var güzel kadın, ama biliyorum geri dönülecek sana. sensiz olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen şehirler şehri, ece kentsin. şehirlerin kraliçesi... nereye gidersem gideyim, gönül bağımız çok derin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sana bir kere vurulan, bir daha vazgeçemez... mahvolsa da bu şehrin yollarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beni koru, beni yaban ellerde bırakma istanbul...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8049881870422788750?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8049881870422788750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8049881870422788750' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8049881870422788750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8049881870422788750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/05/sehr-i-huzun.html' title='Şehr-i Hüzün'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-3363068995304631892</id><published>2009-05-27T19:38:00.009+03:00</published><updated>2009-05-31T17:56:24.216+03:00</updated><title type='text'>Barca!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Sh1z_VwMDrI/AAAAAAAAACw/M07qwrslmuA/s1600-h/barcelona-fc.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5340552265139490482" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Sh1z_VwMDrI/AAAAAAAAACw/M07qwrslmuA/s200/barcelona-fc.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanya ligi'nin ve dünyanın en bi süper futbol takımlarından kendisi...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanya'nın Katalonya özerk bölgesinin başkenti olan &lt;em&gt;Barcelona&lt;/em&gt;'nın güzide kulübü...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu sezonsa, kupaları üçlemeye karar verdiler; bizlere muhteşem şovlar izlettirerek...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;İspanya Kral Kupası&lt;/strong&gt; ya da onların söylediği şekliyle&lt;em&gt; Copa del Rey,&lt;/em&gt; İspanyol futbolunda son yılların en heyecanla beklenen karşılaşmalarından biriyle onların oldu. Takımlardan biri Katalan, diğeri ise Bask bölgesindendi: A&lt;em&gt;thletic Bilbao&lt;/em&gt;. ve bu galibiyetle 25. kez bu güzide kupa &lt;em&gt;Camp Nou'&lt;/em&gt;daki yerini aldı. öyle bir maçtı ki bu, barça gol olup yağdı deyim yerindeyse... &lt;strong&gt;4-1!&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sonra sırada &lt;strong&gt;İspanya Ligi,&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;La Liga,&lt;/em&gt; vardı. 20 takımlı La Liga'da bitime 3 hafta kala, lig ikincisi Real Madrid deplasmanda Villarreal'e yenilince... bir maç eksiğine rağmen Katalan ekibimiz La Liga'daki 19. şampiyonluğunu ilan etti!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ve şimdi... bu akşam... &lt;strong&gt;Şampiyonlar Ligi...Final karşılaşması! &lt;/strong&gt;İngiltere'nin şampiyonu Manchester United var bir tarafta, bir diğer tarafında ise Barcelona. İtalya'da Stadio Olimpico di Roma'da olacak maç! &lt;em&gt;FC Barcelona&lt;/em&gt; kupaları üçler mi sorusunun cevabı bu karşılaşmada gizli... göreceğiz bakalım..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;**&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İspanyolcayı bu kadar sevme sebeplerimden biridir İspanya Ligi... hatta sadece Barcelona da diyebiliriz... bakalım göreceğiz; sevinen Katalanlar (ve ben..) mı olacak, İngilizler mi? her türlü seyri güzel bir maç olacağına inanıyorum ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;**&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben niye anlattım bunları, bilmem içimden geldi... :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;haydi be Barça, sevindir beni :):) renk kardeşiyiz bir yerde... &lt;span style="color:#ffff00;"&gt;sarııııı!&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kırmızııııı!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;27.05.2009&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;28.05.2009, saat 07:36'da gelen düzenleme:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sevinç gözyaşlarına sebep olmuş takım! &lt;strong&gt;ŞAMPİYONLAR LİGİ ŞAMPİYONU! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kupa, muhteşem bir oyunla, &lt;strong&gt;2-0&lt;/strong&gt;'lık skorla, koşa koşa &lt;em&gt;Camp Nou&lt;/em&gt;'ya gidiyor... harika bir maç: keyif veren görüntüler ve harika gollerle süslenmiş!&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;ben demiştim demek, hiç bu kadar keyifli olmamıştı...&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ve uzun süredir hiçbir maç bu kadar keyif vermemişti...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-3363068995304631892?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/3363068995304631892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=3363068995304631892' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3363068995304631892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/3363068995304631892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/05/barca.html' title='Barca!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/Sh1z_VwMDrI/AAAAAAAAACw/M07qwrslmuA/s72-c/barcelona-fc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-5573655344747120522</id><published>2009-05-19T10:04:00.003+03:00</published><updated>2009-05-19T10:15:08.281+03:00</updated><title type='text'>gözyaşı damlası</title><content type='html'>bir ayindir ağlamak...&lt;br /&gt;dinmeyen, düzelmeyen fırtınaların ardından gelir genelde. terapi gibi; biriken tüm acının dışa vurumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah sabah, okunan bir kitapta geçen bir olay için hıçkıra hıçkıra ağlanabilirmiş.&lt;br /&gt;ağlarken de bir yandan 'kendi kaderine' üzülürmüş insan.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sonsozluk.com/sozluk.php?t=como+agua+para+chocolate"&gt;acı çikolata&lt;/a&gt; diye bir kitap... neyse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyidir ağlamak. ağladıkça yürekte biriken ur patlar, dökülür...&lt;br /&gt;hani yağmur damlası temizler ya yeryüzünü; gözyaşı damlası da öyle siler yürekteki pası...&lt;br /&gt;akan her damla, yüzünüzü ıslatıp teninizde tuz bırakan her gözyaşı bir yaranın mikrobunu temizler.&lt;br /&gt;her yağmurdan sonra dağılır ya bulutlar.&lt;br /&gt;ağlamak da öyle.&lt;br /&gt;bütün bulutları-acıları-sancıları-sanrıları-karanlıkları-çıkmazları-açmazları-yolculukları-hüzünleri dağıtıp; daha dinç, daha özgür düşünebilmeye iter insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağlamak, iyidir zaman zaman. ayin gibi... ama ilaha ulaşmak için değil; kendi benliğine dönmek için!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyidir iyi... rahatlatıyor insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;19.05.2009&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-5573655344747120522?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/5573655344747120522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=5573655344747120522' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5573655344747120522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5573655344747120522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/05/gozyas-damlas.html' title='gözyaşı damlası'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2493402958217531278</id><published>2009-05-07T00:17:00.003+03:00</published><updated>2009-05-07T00:42:36.628+03:00</updated><title type='text'>b o ş l u k !</title><content type='html'>saçmasapan bir his; gecenin onikisinde beyni uyuşturabilir. kocaman bir &lt;em&gt;boşluk&lt;/em&gt; bu, ödev yapmak isteyip de yapamama gibi durumların hediyesi. daha belirgin şimdi sanki. önümde defter kitap, zihin darmaduman.&lt;br /&gt;aylardır tek dize bile yazamadım; şiir yazmak nefesimken bir zamanlar. satırlarımın kararmasından sıkıldım. içimdeki &lt;em&gt;boşluğun&lt;/em&gt; manasız karanlığının dizelerimde nefes almasından sıkıldım.&lt;br /&gt;garip bir &lt;em&gt;boşluk&lt;/em&gt; bu; ne kitap, ne aşk, ne müzik, ne yazı, ne okul, ne dostluk... hiçbir şey dolduramıyor. aksine acılarla açılan çentikler &lt;em&gt;boşluğu&lt;/em&gt; genişletiyor.&lt;br /&gt;minik bir damla kadar bazen, bazense bir okyanus.&lt;br /&gt;'işe yaramazlık'la 'işten anlamazlık' arasında bir şey.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;boşluğa&lt;/em&gt; düşmek, karabasan misali.&lt;br /&gt;çepeçevre kuşatmış karanlıktan haydi çık bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yıldızları görmek istiyorum artık.&lt;br /&gt;bu &lt;em&gt;boşluk&lt;/em&gt; alev alsın, kül olsun, damla olsun, yok olsun.&lt;br /&gt;yok olalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;07.05.2009 ~~ 00.23&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;blogun saati geri kalmış, düzelttim; dünü gösteriyordu hala.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;oysa biz çoktan devirdik karanlık 6 Mayıs'ı...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i andık... kanattık yine acılarımızı...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;yeni gün, taze acılarla başladı yine. hiç geçer mi böyle kayıpların sancısı?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;hatta yakışıyor mu bana böyle boşluğa düşmek, yürürken onların izlerinden...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;toparlanmak gerek; mutlu olmak için onlarca sebep varken, mücadeleyi bırakmak da neyin nesi!&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ağır hastalık sonrası iyileşme dönemi bu. &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/nefret.html"&gt;miladımın&lt;/a&gt; üzerinden ne geçti ki?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;iyileşiyorum, düzlüğe çıkma vakti yaklaşıyor.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;giden gitti, küsen küstü, sırt çeviren çevirdi: kalan sağlar yeter...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;bu yol çetrefilli, yorucu, üzücü; eh, biz bu yolu göze aldık demektir hala yaşıyorsak.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;geç boşluk, içimden geç. seni istemiyorum. yüreğimdeki ağırlığı al ve git lütfen.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;lütfen.&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2493402958217531278?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2493402958217531278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2493402958217531278' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2493402958217531278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2493402958217531278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/05/b-o-s-l-u-k.html' title='b o ş l u k !'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8030100394870976592</id><published>2009-04-19T20:20:00.000+03:00</published><updated>2009-04-19T20:21:27.653+03:00</updated><title type='text'>Bile bile lades...</title><content type='html'>tehlike bağıra çağıra 'ben geliyorum!' dese bile, duymamaktır; duyamamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dipsiz bir karanlığın içinde, bir damla ışık bulabilme umuduyla, bodoslama ilerlemektir karanlığın ortasında.&lt;br /&gt;içinde kaybolunan gözlerin sahibinin 'ben tehlikeliyim.' feryatlarına kulak asmadan, o gözlerin ardını görmeye çalışmaktır; boğulacağını bile bile.&lt;br /&gt;bir tane inci bulabilmek uğruna, denizin ortasında gemiyi yakmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani o şiirdeki gibi:&lt;br /&gt;"aysel git başımdan ben sana göre değilim&lt;br /&gt; ölümüm birden olacak seziyorum.&lt;br /&gt; hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim&lt;br /&gt; aysel git başımdan istemiyorum."&lt;a title=" aysel git başımdan " href="http://www.sonsozluk.com/sozluk.php?t=aysel+git+basimdan"&gt;*&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;itirazları dinleyip, gülümseyerek cevap vermektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kulak tıkamaktır.&lt;br /&gt;aynı hataları tekrar yapmayı göze almaktır.&lt;br /&gt;sonucunu tahmin etmektir bazen, göze alınanların.&lt;br /&gt;acıyı göze almaktır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşısındakinin 'normal' bir insan olmadığını bile bile, ateşe yürümektir.&lt;br /&gt;insan bile olmasa, aşkı için kendi insanlığından vazgeçmektir.&lt;a title=" twilight" href="http://www.sonsozluk.com/sozluk.php?t=twilight"&gt;*&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yakında öldürüleceğini bile bile, umut büyütmektir inadına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;19.4.2009 20:10&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8030100394870976592?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8030100394870976592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8030100394870976592' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8030100394870976592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8030100394870976592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/bile-bile-lades.html' title='Bile bile lades...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7578893213452025294</id><published>2009-04-17T16:58:00.001+03:00</published><updated>2009-04-17T17:35:07.182+03:00</updated><title type='text'>Leaving New York</title><content type='html'>bir R.E.M. şarkısı... deyip geçilecek bir şarkı değil bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhteşem bir şarkı.&lt;br /&gt;insana deli gibi "new york'a git, sonra dönerken çığlık çığlığa bu şarkıyı söyle." dürtüsünü aşılayan ilginç bir deneyim.&lt;br /&gt;sanki dünya üzerinde başka hiç bir şarkı kalmamış gibi, tekrar tekrar başa alınası.&lt;br /&gt;sarıp sarmalıyor,  eşlik ettiriyor, hatta şu sözlerle kendine aşık ediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;it's easier to leave than to be left behind...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt; leaving was never my proud!!!&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;evet evet, bir fırtınaya kapılmış, savrulmuş ve fırtına dindiğinde öylece ortada kalakalmış gibi hissettiriyor. tam tanımı bu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7578893213452025294?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7578893213452025294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7578893213452025294' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7578893213452025294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7578893213452025294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/leaving-new-york.html' title='Leaving New York'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8082107386033518307</id><published>2009-04-17T11:18:00.000+03:00</published><updated>2009-04-17T11:24:58.652+03:00</updated><title type='text'>Yorumsuz!</title><content type='html'>&lt;em&gt;Nazi Almanyasında papaz Martin Niemöller'in günlüğünden:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"önce sosyalistler için geldiler, ben sosyalist olmadığım için sesimi çıkarmadım. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sonra sendikacılar için geldiler, sendikacı olmadığım için sesimi çıkarmadım. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sonra yahudiler için geldiler, yahudi olmadığım için sesimi çıkarmadım. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sonra benim için geldiklerinde, benim için sesini yükseltecek kimse kalmamıştı!"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8082107386033518307?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8082107386033518307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8082107386033518307' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8082107386033518307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8082107386033518307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/yorumsuz.html' title='Yorumsuz!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6996713178182515392</id><published>2009-04-14T17:12:00.000+03:00</published><updated>2009-04-14T17:30:02.029+03:00</updated><title type='text'>Nisan :)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SeSaKsJTxXI/AAAAAAAAACo/Tb9P8B2Is_A/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5324550167898342770" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 225px; CURSOR: hand; HEIGHT: 168px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SeSaKsJTxXI/AAAAAAAAACo/Tb9P8B2Is_A/s200/1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;zihinde;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff99ff;"&gt;pembeyi&lt;/span&gt;, &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;gelinciği&lt;/span&gt;, &lt;span style="color:#ffffff;"&gt;papatyayı...&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#666666;"&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;kısaca çiçekleri... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#33ccff;"&gt;masmavi gökyüzünü...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#ffff99;"&gt;arasıra çiseleyen nisan yağmurlarını...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;toprağın baharı kucaklayışını...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;sevgilinin gülümseyişini... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff6666;"&gt;bir bebeğin doğuşunu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ffcccc;"&gt;hayata tutunuşu...&lt;/span&gt; canlandıran sevgili ay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzel aşklar mı yaşanır bilemem ama bu aya aşık olunabilir, onu biliyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yüreğe dokunabilir bu ay.&lt;br /&gt;baharın yaşandığı, umudun yeşerdiği zamanlar gizlidir günlerinde...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;acıları bile unutturabilir; hatta vize işkencesinin sancılarını azaltabilir.. :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;durup dururken de böyle neşelendirir insanı işte.. :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çocukluktan beri sevilir hem de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6996713178182515392?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6996713178182515392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6996713178182515392' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6996713178182515392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6996713178182515392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/nisan.html' title='Nisan :)'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SeSaKsJTxXI/AAAAAAAAACo/Tb9P8B2Is_A/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-5940453975284373936</id><published>2009-04-10T14:33:00.000+03:00</published><updated>2009-04-10T15:40:27.501+03:00</updated><title type='text'>nefret! / yeniden doğuş!</title><content type='html'>anılar.&lt;br /&gt;pişmanlıklar.&lt;br /&gt;çaresizlikler.&lt;br /&gt;göz yaşları.&lt;br /&gt;iç sıkıntıları.&lt;br /&gt;dermansız dertler.&lt;br /&gt;hastalıklar.&lt;br /&gt;ağrılar.&lt;br /&gt;kramplar.&lt;br /&gt;kıvranışlar.&lt;br /&gt;imdat çağrıları.&lt;br /&gt;msn görüşmeleri.&lt;br /&gt;telefon mesajları.&lt;br /&gt;ödevler.&lt;br /&gt;sınavlar.&lt;br /&gt;geçer notlar.&lt;br /&gt;geçemeyen notlar.&lt;br /&gt;okullar.&lt;br /&gt;yollar.&lt;br /&gt;gidişler.&lt;br /&gt;gelişler.&lt;br /&gt;duraklar.&lt;br /&gt;yalnızlıklar.&lt;br /&gt;topluluklar.&lt;br /&gt;sevgililer.&lt;br /&gt;sevgilisizler.&lt;br /&gt;sevenler.&lt;br /&gt;sevilmeyenler.&lt;br /&gt;sevilenler.&lt;br /&gt;sevmeyenler.&lt;br /&gt;nefret edenler.&lt;br /&gt;nefretten nefret edenler.&lt;br /&gt;ne yapacağını bilemeyenler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üzgünüm. yorgunum. kızgınım hepinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir aptalın moralini bozmasına izin veren daha da aptal insan olmaktan nefret ediyorum.&lt;br /&gt;ders çalışamıyor olmaktan da nefret ediyorum.&lt;br /&gt;bu güzel Nisan ayının tadını çıkarmama engel olan herkesten ve her şeyden de nefret ediyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu da en pesimist başlayan yazım olarak geçsin tarihin sayfalarına!&lt;br /&gt;bu yazıdan da nefret ettim an itibariyle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nefretin küle çevirdiği&lt;strong&gt; "ben" &lt;/strong&gt;yeniden doğuyor şimdi küllerinden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat, bir gidenin arkasından yas tutacak kadar uzun değil!&lt;br /&gt;hayat, amansız dertlere gizlenip yok sayılacak kadar önemsiz değil.&lt;br /&gt;hayat, ölmeyi düşünecek kadar kötü de değil aslında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ben, bugün, nefret ettiğim tüm değerleri kovarak hayatımdan, yeniden doğuyorum.&lt;br /&gt;boşu boşuna üzülmemek adına, bir çentik atıyorum bu 10 Nisan gününe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi kulaklarımda, sevgili dost Rumeysa'nın sesi...&lt;br /&gt;"yüzüne bir gülümseme koy, yasamak, nefes almak istiyorum ve bunu tüm hastaliklara ragmen hak ediyorum de, ve isin basina koyul"&lt;br /&gt;seni dinliyorum, gülümsüyorum ve hiçbir şeyi umursamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biz, &lt;strong&gt;yalnız da ayağa kalkabiliriz!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;hayata tutunabiliriz!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;not: &lt;/strong&gt;farkındayım, &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/milat.html"&gt;milat&lt;/a&gt; yazıma çok benziyor; ama başaramamıştım o sefer.&lt;br /&gt;o yazım da bugün anlam kazandı. işte tam da bugün. o yazı da şimdi değerlendi.&lt;br /&gt;bu sefer &lt;strong&gt;başaracağım.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ve buna sizler de şahit olacaksınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bekleyelim ve görelim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-5940453975284373936?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/5940453975284373936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=5940453975284373936' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5940453975284373936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5940453975284373936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/nefret.html' title='nefret! / yeniden doğuş!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-4149889681291510653</id><published>2009-04-03T21:26:00.000+03:00</published><updated>2009-04-03T22:12:18.067+03:00</updated><title type='text'>Kız Kulesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SdZXGlL15QI/AAAAAAAAACg/_b5qz5s4vYQ/s1600-h/deniz_resimleri_kiz_kulesi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320535780357432578" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SdZXGlL15QI/AAAAAAAAACg/_b5qz5s4vYQ/s200/deniz_resimleri_kiz_kulesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sevgilidir Kız Kulesi... sevgilimdir!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;muhteşem güzellikteki bir kadının, istanbul'umun, eşsiz süsüdür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gece mehtabın sularla oynaştığı bir fotoğrafın vazgeçilmez detayıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;odanın duvarına, defterlerin kapağına, her taraflara fotoğrafı asılası, moral kaynağıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;vapur seyahatlerinde gözlerin aradığı, göz göze gelindiğinde mahçup tavırlarla başını öne eğen iki aşığın daha heybetli olanı. aşk... sevilen... sevdicek... dünyalar güzeli... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"bir binaya aşık olunur mu?" diyeceklere cevabım. bu güzelliğe vurulmamak elde mi?...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;efsanelerini masal belleyip, sıkılmadan dinlediğimdir Kız Kulesi... çocukken bakar ve imrenirdim güzelliğine. bu kadar seveceğimi içten içe bilirdim sanki... büyüdükçe daha da özelleşti. direnişi, dalgalara ve zamana karşı duruşu özelleştirdi onu... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;işin garibi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu hislerin büyüsünün bozulmasından korktuğum için asla yaklaşamadığım, uzaktan uzağa sevdiğim ama hiç yanına gidemediğim... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;hiç giremedim o kapısından, hiç dokunamadım... korktum. "kavuşamazsan aşk olur.." ya; kavuşunca sevdanın büyüsü zedelenir sanıyorum galiba.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;seviyorum bu şehri...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ilgili olarak:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/istanbula-dair-karalamalar.html"&gt;İstanbul'a dair karalamalar...&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/02/istanbuluma.html"&gt;İstanbul'uma..&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;03.04.2009&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-4149889681291510653?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/4149889681291510653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=4149889681291510653' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/4149889681291510653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/4149889681291510653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/04/kz-kulesi.html' title='Kız Kulesi'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SdZXGlL15QI/AAAAAAAAACg/_b5qz5s4vYQ/s72-c/deniz_resimleri_kiz_kulesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6253698951215818239</id><published>2009-03-23T20:04:00.001+02:00</published><updated>2010-03-14T12:52:50.700+02:00</updated><title type='text'>ilişik yaşamak...</title><content type='html'>&lt;em&gt;"çok sahiplenmeden, &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;çok ait olmadan yaşayacaksın. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;ilişik yaşayacaksın. &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;ucundan tutarak...&lt;/strong&gt;"&lt;/em&gt; &lt;a title="can yücel"&gt;*&lt;/a&gt; &lt;a title="bağlanmayacaksın"&gt;*&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayata tutunma çabasıdır ilişik yaşamak... her an gidiverecekmiş gibi.. ya da belki hiç gitmeyecekmiş gibi!&lt;br /&gt;hiçbir yere ait olmadan yaşamaya çalışmaktır ilişik yaşamak...&lt;br /&gt;hani sonradan tutturulmuş gibi yaşamın kıyısına... hayata sığınarak...&lt;br /&gt;hayatın ta kendisinde, bir mülteci gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;kaybettikçe çekilen acıları bertaraf etmeye çalışmaktır ilişik yaşamak. her an düşüverecekmiş gibi uçurumdan, bir yandan da sıkı sıkıya tutunmaktır aslında. son hamle, son dal. o tek dal ki bizi hayata bağlayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yine de &lt;strong&gt;"bağlanmayacaksın"&lt;/strong&gt; bu hayata...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;"ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın."&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;hayata sığamamaktır ilişik yaşamak.&lt;br /&gt;kimseye güvenememektir.&lt;br /&gt;ailenin bile sana sırt çevirdiğini gördüğünde, düşmek üzereyken bi gayret tutunduğun o hayat var ya... işte odur ilişik yaşamak. düşüverecekmiş gibi.. ama düşmeden!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işin karanlık tarafından bakınca;&lt;br /&gt;intiharı düşünmektir sık sık.&lt;br /&gt;düşünüp düşünüp gerekli cesareti bulamamaktır...&lt;br /&gt;ilişik yaşarsın; her an ölüverecekmiş gibi ama ölmeden!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;bağlanmayacaksın!..&lt;br /&gt;ilişik yaşayacaksın bu hayatta...&lt;br /&gt;bugün varmış, yarın yokmuş gibi...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;carpe diem&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; misali...&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;tabii, yakalayacağın bir günün... tutunabileceğin anıların varsa...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;22.3.2009 21:54&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6253698951215818239?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6253698951215818239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6253698951215818239' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6253698951215818239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6253698951215818239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/03/cok-sahiplenmeden-cok-ait-olmadan.html' title='ilişik yaşamak...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8826352092286295218</id><published>2009-02-25T21:51:00.001+02:00</published><updated>2009-02-26T18:30:43.052+02:00</updated><title type='text'>bir başka halet-i ruhiye</title><content type='html'>uzun uzun anlatılır bir yere ait olamama hissi... hani anlattım ya &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/02/halet-i-ruhiye.html"&gt;geçen yazımda&lt;/a&gt;!&lt;br /&gt;bir de bambaşka yönü var bu olayın.&lt;br /&gt;birine ait olma!&lt;br /&gt;iyelik eki! "benim" lafındaki gibi! sahiplik göstererek belirtir belirteceğini.&lt;br /&gt;dostum derken de sahipleniyoruz.&lt;br /&gt;aşkım derken de..&lt;br /&gt;bize denildiğinde de...  sahiplenilmiş oluyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birine ait olma ne ilginç bi'şey!&lt;br /&gt;kendini hiçbir yere ait hissetmezken, sana sahip olduğunu iddia eden biri!&lt;br /&gt;ve sen de ona sahipmişsin gibi...&lt;br /&gt;sahip olunabilen şey, aşktır aslında. dostluktur ya da.&lt;br /&gt;ona ait değilsindir; o senin aşkının bir parçasıdır.&lt;br /&gt;o senin değildir; aşk birleştirir sizi.&lt;br /&gt;ama "seninim" denir yine. "benimsin" denir ardından.&lt;br /&gt;insanoğlu, illa sahiplenecek bir şeyleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oysa ne diyor Can baba...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin... &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;mesela gökkuşağı senin olacak. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;mesela turuncuya, ya da pembeye. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ya da cennete ait olacaksın. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elde değil; bağlanıveriyorsun.&lt;br /&gt;ama... &lt;em&gt;" bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"o olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;demeyeceksin işte. &lt;strong&gt;yaşarsın çünkü.&lt;/strong&gt; "&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;birine ait olmak çok garip! kendine bile ait değilken henüz.&lt;br /&gt;sahiplenmek, benimsemek, kabullenmek...&lt;br /&gt;benimsenmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayat uzun soluklu bir şaka gibi.&lt;br /&gt;çok benimsediğin, çok çabuk giden oluyor.&lt;br /&gt;önemsemediğin, en uzun kalan.&lt;br /&gt;"birbirimiziniz" dediğin, yeri geliyor "ben"liğini "biz"liğin önüne yerleştiriyor.&lt;br /&gt;ya da aslında -biz- de yok belki. ben varım, sen varsın, o var. 'aitlik' dediğimiz şey ne kadar işlese de tene, sen önce kendine ait olmalısın bence!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne garip halet-i ruhiyeler içindeyim... heyhat! bin düşüncenin bini de yarış halinde zihnimde...&lt;br /&gt;hangisi galip gelirse, onu ifade ediyor kalemim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözü Ataol Behramoğlu'na bırakarak bitireyim bu satırları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;"ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana..."&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;25.02.2009 - 22.09&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;not: yine bir şeye benzemedi sanki.  ne dinginleşmez bir ruh hali imiş...&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8826352092286295218?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8826352092286295218/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8826352092286295218' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8826352092286295218'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8826352092286295218'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/02/bir-baska-halet-i-ruhiye.html' title='bir başka halet-i ruhiye'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1336962323614514344</id><published>2009-02-22T12:02:00.000+02:00</published><updated>2009-02-22T15:51:51.255+02:00</updated><title type='text'>halet-i ruhiye</title><content type='html'>arada kalmışlık. yanlış zamanın yanlış bir yerinde sıkışmışlık...&lt;br /&gt;ne garip bir &lt;em&gt;halet-i ruhiye&lt;/em&gt;dir öyle.&lt;br /&gt;nereye ait olduğun belli değil, kim olduğun bile bazen...&lt;br /&gt;mutlusundur, sevgilin vardır, güzel bir okulun vardır, güzel bir hayatın vardır.&lt;br /&gt;yine de gelir yerleşir içine!&lt;br /&gt;mutluluk yasaktır. yasaklıdır. saklıdır derinlerde.&lt;br /&gt;boşlukta sallanan bir nesne misali. rüzgar nereye savurursa oraya sürüklenmek.&lt;br /&gt;hep bir şeylerin eksik olduğunu düşünmek.&lt;br /&gt;her güzellikteki kusuru görmek için kısmak gözleri.&lt;br /&gt;hata bulmak. hataları büyütmek. hataları saklamak. içine sancı eklemek.&lt;br /&gt;en mutlu anda bile kötü bir şey bulabilmek ne ilginç bir yetenek.&lt;br /&gt;sevgilin sana güzel bir cümle kurmuş; bariz aşk kokuyor her hecesi. sen oradaki imla hatasına takılıyorsun. "o öyle yazılmaz!" romantizm mi kalır? ama kafa bu, takılır. illa bulacak ya bir şeyde bir kusur.&lt;br /&gt;arada kalmışlık.&lt;br /&gt;ait olamama.&lt;br /&gt;yalnızlık. kalabalıklar içinde hem de...&lt;br /&gt;sığınak aramak. sığındığın yerlerde daha çok canının yanması ve kaçmak.&lt;br /&gt;kaçmak.&lt;br /&gt;kaçmak!&lt;br /&gt;güvendiğin dağların tek tek çöküşünü görüp yine kaçmak!&lt;br /&gt;dost dediklerinin gelip geçici detaylar olduğunu görmek, daha beter arada kalmak.&lt;br /&gt;çökmüş bir &lt;em&gt;halet-i ruhiye...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;aynı ruh hali, günlerce evden çıkmak istemez mesela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ara not:&lt;/strong&gt; yazının tam bu yerinde annem, bana aldığı &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;uykusuz&lt;/span&gt;'umu verdi. bu &lt;em&gt;halet-i ruhiye&lt;/em&gt;de olumlu bir ivme sebebi oldu mesela.. demek ki küçük şeyler sevindirir ruhu.. neyse yazıya devam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işbu ruh hali, arada kalmışlık, bin beter her bir dertten.&lt;br /&gt;o ait olmama hissi kötü. pis. yaralayıcı.&lt;br /&gt;yara açılmadan, yaralanmak gibi.&lt;br /&gt;görünürde yara yok, içten içe kanama hali.&lt;br /&gt;daimi bir huzursuzluk. daimi bir rahatsızlık. süregelen bir pişmanlık.&lt;br /&gt;iki zaman arasında sıkışmak.&lt;br /&gt;ne geçmişe ait, ne geleceğe.&lt;br /&gt;nerdeyim bilememe hali.&lt;br /&gt;zor.&lt;br /&gt;ne haldeyim...&lt;br /&gt;of, bu yazıya sonra devam edeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;22.02.2009 - 15:51&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1336962323614514344?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1336962323614514344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1336962323614514344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1336962323614514344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1336962323614514344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/02/halet-i-ruhiye.html' title='halet-i ruhiye'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6365026595356640924</id><published>2009-02-08T18:19:00.000+02:00</published><updated>2009-02-16T12:18:51.391+02:00</updated><title type='text'>İstanbul'uma..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SY8HGocK1nI/AAAAAAAAACY/tAnp2bz8zSM/s1600-h/09-Istanbul-Sunset.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300463096954541682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 279px; CURSOR: hand; HEIGHT: 163px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SY8HGocK1nI/AAAAAAAAACY/tAnp2bz8zSM/s200/09-Istanbul-Sunset.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/istanbula-dair-karalamalar.html"&gt;İstanbul'a dair karalamalar...&lt;/a&gt; 'a devam...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;8.2.2009 17:49&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;geceden beri susmadan ağlayan.. şehir kelimesinin tasvirinde kifayetsiz kaldığı.. güzeller güzeli kadındır istanbul.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne derdi var, ah bir çözebilsem.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;içini boşaltıyor sanki, göz yaşları sokakları temizliyor... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;gökyüzünden düşen her bir damla, hüzün ekliyor günün hazan saatlerine.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ağlama ey istanbul.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ya da ağla.. ama kederden olmasın gözlerinin yaşı.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;şu halinde bile bizi mutlu edebiliyorsun sen. pencerenin önüne oturup, göz yaşlarına eşlik ederken.. kitaplara sığınabiliyoruz mesela.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;hırçın bir kadınsın istanbul.. dışarda kalanların canını yakıyor damlaların.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne kadar da hızlı göz yaşların.. bulutların da kararmış.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;seni yaşamak ne güzel.. seninle yaşamak her şeye rağmen...&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;**&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;"ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer."&lt;/strong&gt; demiş Yahya Kemal Beyatlı... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;binlerce yıldır hiç kimse gerçekten terk edememiştir bu şehri, nereye gitseler istanbul peşlerinden gelir.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;**&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6365026595356640924?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6365026595356640924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6365026595356640924' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6365026595356640924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6365026595356640924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/02/istanbuluma.html' title='İstanbul&apos;uma..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SY8HGocK1nI/AAAAAAAAACY/tAnp2bz8zSM/s72-c/09-Istanbul-Sunset.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-5387849576363356093</id><published>2009-01-31T16:14:00.000+02:00</published><updated>2009-01-31T16:28:05.478+02:00</updated><title type='text'>Barış ağabeye..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SYRfsUkzqkI/AAAAAAAAACQ/wF1PGM2-bi8/s1600-h/barÄ±Å+abi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297464276736518722" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 188px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SYRfsUkzqkI/AAAAAAAAACQ/wF1PGM2-bi8/s200/bar%C4%B1%C5%9F+abi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;31.01.09&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;hep bilirdik özlediğimizi..&lt;br /&gt;her gün mutlaka bir şarkısını dinlerdik.. bir muhabbette mutlaka alıntı yapılırdı o güzel şarkı sözlerinden.. çocukluğumuzun eskimeyen özelliğiydi..&lt;br /&gt;hep sızıydı, hep özlemdi.. hep aranan, bir şeyler öğretmesi beklenendi..&lt;br /&gt;ölümünden sonra ona özel tuttuğum hatıra defteri, sakladığım fotoğraflar acıyı taze tutardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama bu kadar çok özlediğimizi dün gece farkettim..&lt;br /&gt;siyaset meydanı'nda &lt;strong&gt;barış'a özlem&lt;/strong&gt; özel programı vardı...&lt;br /&gt;kah ağladık; kah sevindik onun hayatımıza değmiş olmasıyla...&lt;br /&gt;bi de cem karaca'ya ağladık... cem karaca'nın oğlu emrah ile barış ağabeyin oğlu doğukan'ın yanyana dimdik duruşlarıyla hüzünlendik..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özlemişiz.. çok özlemişiz..&lt;br /&gt;10 yıl ne sevgimizden bir şey götürmüş; ne de özlemi azaltmış..&lt;br /&gt;9 yaşındaydım, sen vardın..&lt;br /&gt;19 oldum.. hala varsın!&lt;br /&gt;hep ol.. olman gerek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;adam olacak çocuk&lt;/strong&gt;'tuk biz.. adam olduk.. görüyor musun ağabey?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-5387849576363356093?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/5387849576363356093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=5387849576363356093' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5387849576363356093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5387849576363356093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/bars-agabeye.html' title='Barış ağabeye..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SYRfsUkzqkI/AAAAAAAAACQ/wF1PGM2-bi8/s72-c/bar%C4%B1%C5%9F+abi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1616135313940380175</id><published>2009-01-28T18:57:00.002+02:00</published><updated>2009-11-01T18:02:57.168+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='isyan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyalizm'/><title type='text'>Halkların Kardeşliği...</title><content type='html'>hiçbir halkın bir diğerinden üstünlüğünün ya da eksikliğinin bulunmadığını... daha iyi bir dünya için, herkesin el ele mücadele etmesi gerektiğini ifade eden söz öbeğidir bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ırkçılığa,milliyetçiliğe dur demek ; farklı halkların üyesi insanların birbirini katlini engellemek ; bir halkın kendisini üstün/baskın görüp diğerini ötekileştirmesini eleştirmek gibi amaçlar saklıdır bu inancın içinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür... ve bir orman gibi kardeşçesine ...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir sloganımız vardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;yaşasın halkların kardeşliği!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;işin özü..&lt;br /&gt;dünya üzerinde.. savaş, açlık, acı, ölüm.. sürerken... bütün halklar el ele.. bütün insanlık el ele yaşasın kaygısıdır...&lt;br /&gt;sadece bir sosyalistin değil, özgür ve başı dik yaşamak isteyen tüm farklı görüşlerin birlikte atması gereken slogandır...&lt;br /&gt;olay sadece türk-kürt ayrımı değildir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geniş düşünmek, dünyayı algılamak, at gözlüklerinden kurtulmak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ırk, diğerini ezmese... sünni, aleviyi yermese... kapitalist, fakiri sömürge olarak görmese... hatta kapitalist, kapitalist olmasa.. bütün giderler-gelirler eşit olsa... halklar el ele, zaten yakında sonu gelecek dünyada umutla yaşasa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;diyoruz ya hep.. inanmasak.. nasıl yaşardık?&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1616135313940380175?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1616135313940380175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1616135313940380175' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1616135313940380175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1616135313940380175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/halklarn-kardesligi.html' title='Halkların Kardeşliği...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6635855350514988663</id><published>2009-01-28T16:48:00.000+02:00</published><updated>2009-01-28T17:30:59.488+02:00</updated><title type='text'>bugünün şarkıları...</title><content type='html'>bakalım dinlediğim şarkılar ruh halimi yeterince anlatıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ayna-teoman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;aman aman-duman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;olduğu kadar-gripin&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kim-teoman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;fırtına-şebnem ferah&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;dursun dünya-teoman&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;aşk durdukça-yüksek sadakat&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bitmedi-gece yolcuları&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yeniden-çilekeş&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bitti-seksendört&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;zor geliyor-gripin&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kendimden geriye-çilekeş&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;aşık mıyız-gece&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kalan sağlar senin olsun-emre aydın&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ala gözlerini sevdiğim dilber-badem&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bir yer var mı-gece yolcuları&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ben seni arayamam-yüksek sadakat&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;hala aşk var mı-redd&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kalk sevdiğim-badem&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;dem-nev&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kendimden geriye 2- çilekeş&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;olduğu kadar-gripin&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;son mektup-seksendört&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;keşke-aylin aslım&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;prensesin uykusuyum-redd&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bugün-şebnem ferah&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;seni seviyorum-kargo&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzar gider liste..&lt;br /&gt;var bir tuhaflık.&lt;br /&gt;melankoli desem değil, neşe desem değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müzik bir terapi.. ruhu iyileştiren, kafayı toplayan, umut veren, dinlendiren...&lt;br /&gt;şarkılar ilaç.. her derde değen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;günümü güzelleştirenler bu şarkılar.&lt;br /&gt;günümü yaşanılabilir kılanlar..&lt;br /&gt;hayata dair güzel detaylar..&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;müzik, vazgeçilmez!!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;28.1.09 - 17.17&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6635855350514988663?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6635855350514988663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6635855350514988663' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6635855350514988663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6635855350514988663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/bugunun-sarklar.html' title='bugünün şarkıları...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7867875786684068192</id><published>2009-01-26T21:37:00.000+02:00</published><updated>2009-01-26T21:42:19.595+02:00</updated><title type='text'>yazmak isteği!</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;strong&gt;1.11.2008 20:19&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; : geçmiyor bu istek.. hiç geçmesin.. &lt;strong&gt;bir ömür yazayım ben!!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içinden taşan duygular öyle yoğundur ki engel olamazsın. yolda, evde, bir anda... yığılıverirler zihnine...&lt;br /&gt;uykudan uyandırır seni bu istek... uyanıp, henüz aralanmamış gözlerle kalem kağıt bulur, aklına düşen dizeleri kağıda dökersin...&lt;br /&gt;canın acır, kimseyle konuşamadığında kağıdın kalemin yoldaş olur yalnızlığına...&lt;br /&gt;sonraları klavye üzerinde de gezinir parmakların.. paylaşmak istediklerini sözlüğe* yazma isteğine dönüşebilir hislerin.&lt;br /&gt;ister klavyeyle, ister kalemle.. boşaltamazsan içindekileri.. patlarsın... ağlaya ağlaya içindeki zehri temizlemeye çalışırsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısacası, iyidir bu istek. candır. hayat kurtarır. duyguları netleştirir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------&lt;br /&gt;*: &lt;a href="http://www.sonsozluk.com/"&gt;http://www.sonsozluk.com&lt;/a&gt; : bu yazı da esasında orada yazılmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7867875786684068192?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7867875786684068192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7867875786684068192' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7867875786684068192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7867875786684068192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/yazmak-istei.html' title='yazmak isteği!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-5279067969127026373</id><published>2009-01-26T21:13:00.000+02:00</published><updated>2009-01-28T14:30:57.091+02:00</updated><title type='text'>aşırı yazma isteği!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;yazmak en derin acıların ilacıdır!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazı yazma isteği ile kıvranıyorum.&lt;br /&gt;yazmayı çok istemekle, yazacak bir şey bulamamak arasına hapsoldum; kelimeler çözsün diye bekliyorum!&lt;br /&gt;melankolik şeyler yazmak istemiyorum artık.&lt;br /&gt;eğlenceli şeyler yazacak kadar da iyi değil ruhum.&lt;br /&gt;ne yapsam bilemedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yazmak istiyorum.&lt;br /&gt;durmadan, amaçsızca bir şeyler anlatmak.&lt;br /&gt;hayata tutunma yolum bu benim! yazarak ifade ediyorum: kendimi, hayatımı, insanları, ruhu, dünyayı, geleceği, geçmişi, bugünü, acıyı, sızıyı, sevinci, aşkı, ayrılığı..&lt;br /&gt;yazamayınca, böyle patlamaya hazır olan ama bir türlü patlayamayan bir volkan gibi hissediyorum kendimi.&lt;br /&gt;patlamazsam içimde kuruyacak bu lavlar, canımı yakacak.&lt;br /&gt;yazmam lazım... da ne yazacağım ben ya?!&lt;br /&gt;bak hala saçmalıyorum bir şeyler.&lt;br /&gt;amaçsız bir yazı oldu bu, ok fırladı yaydan. koşuyorum arkasından ama yetişemeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sıkılıyorum.&lt;br /&gt;kitapların arasına gömülmeyi, kitapların dünyasına girmeyi, kendimi satır aralarında bulmayı özledim.&lt;br /&gt;yazmayı, yazmayı, yaratmayı, yazmayı, yine yazmayı özledim..&lt;br /&gt;arkada şöyle güzel bir şeyler çalsın, ben yaratayım. kelimelerle oynayayım. onlar benden kaçsın, ben yine yakalayıp yazayım. kelimeler dalga geçsinler benimle; anlatım bozukluğu olsunlar... üşenmeden düzelteyim.&lt;br /&gt;mesela şimdi Vega çalıyor.. serzenişte! ben de serzenişteyim! yazmak istiyorum!&lt;br /&gt;olmadı, neşeli şarkı bu!.. müziğe bak; kıpır kıpır. şimdi de kelebekli, çiçekli böcekli yazasım geldi.&lt;br /&gt;ne oluyor bana?! "ama ben ben sahiden ben her neysem işte..." "biraz sev sakinleştir.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sakinleşmeyeceğim.&lt;br /&gt;yazı yazmak istiyorum.&lt;br /&gt;parmaklarım benden izinsiz saldırıyor klavyeye.&lt;br /&gt;biz yazı yazmak istiyoruz: ben, parmaklarım, aklım, zihnim, gözlerim, ruhum.. biz yazı yazmak istiyoruz.&lt;br /&gt;aşırı bir yazma isteği bu. aşırılığa kaçmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ne yazacaktık yahu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne yazalım? ne yazdık? ne oluyor?&lt;br /&gt;off..&lt;br /&gt;yazmak istiyorum!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;26.01.09 21.25&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-5279067969127026373?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/5279067969127026373/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=5279067969127026373' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5279067969127026373'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5279067969127026373'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/ar-yazma-istei.html' title='aşırı yazma isteği!'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7471492443665678741</id><published>2009-01-20T18:28:00.000+02:00</published><updated>2009-01-29T16:36:59.670+02:00</updated><title type='text'>Hrant Dink'e ithafen..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SYG_ATcn83I/AAAAAAAAACI/twFMlU3k15A/s1600-h/671940_hrant_dink9.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296724648705651570" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 137px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SYG_ATcn83I/AAAAAAAAACI/twFMlU3k15A/s200/671940_hrant_dink9.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;19.1.2009&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;soruyoruz hep: &lt;em&gt;2 yıl oldu, ne oldu?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;hiçbir şey olmadı &lt;strong&gt;sireli yeğpayris&lt;/strong&gt;...&lt;br /&gt;tetikçin yakalandı; asıl katiller dışarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün saat tam &lt;strong&gt;3&lt;/strong&gt;'te bir &lt;strong&gt;&lt;em&gt;güvercin&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; gönderdim gökyüzüne... görmüşsündür.&lt;br /&gt;bir damla da gözyaşı yüklemiştim sırtına... aldın mı kardeşim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merak ediyorum; bir gün &lt;em&gt;bebeklerden katil yaratan zihniyet&lt;/em&gt; aydınlanır mı sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;dipnot:&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;sireli yeğpayrıs&lt;/em&gt;; Hrant'a hitaptır.. Hrant'ın dilinde.. : Sevgili Kardeşim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7471492443665678741?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7471492443665678741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7471492443665678741' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7471492443665678741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7471492443665678741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/hrant-dinke-ithafen.html' title='Hrant Dink&apos;e ithafen..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SYG_ATcn83I/AAAAAAAAACI/twFMlU3k15A/s72-c/671940_hrant_dink9.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7992920664174155117</id><published>2009-01-17T15:03:00.000+02:00</published><updated>2009-01-17T15:31:35.929+02:00</updated><title type='text'>His..</title><content type='html'>garip bir hissiyatın kıskacındayım bir kaç gündür..&lt;br /&gt;paylaşmadan edemedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ingilizce çevirmen olacağım 4 sene sonra... birinci sınıfım henüz.&lt;br /&gt;hayalim değildi bu; çocukluğumdan beri öğretmen olmak isterdim. şartlar ve kader sürükledi beni bu bölüme... puanım çok iyi olduğu halde; İstanbul'da kalmak uğruna bu bölümü seçtim... geriliyorum. bazı günler çok seviyorum; iyi ki seçmişim diyorum... sonra an geliyor.. pişmanlık kaplıyor dört bir yanımı fütursuzca..&lt;br /&gt;ne yapacağımı, ne edeceğimi bilemiyorum öyle anlarda. umutsuzluğun pençesinde kıvranıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte yine öyle bir anda, şöyle bir &lt;strong&gt;his&lt;/strong&gt; yerleşti içime:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani olur ya.. istemeden, zorla evlendirilir insanlar. derler ki "nikahta keramet vardır..evlenince seversin." istemeden evlenen çift, birbirini sevmek zorunda bırakılır ya da sevmeksizin bir ömürü geçirmeye mahkum olur. bazı yörelerde, boşanmayı bırak.. bu evliliğe itiraz etmek bile suçtur hani.. kimi zaman sevgi doğar bu iki gönülsüz evlilik kurbanı arasında.. o zaman güzelleşir her şey. bazen de sevmezler birbirlerini.. bir de çocuk gelir bu uzak düşlerin çiftine... ya da çiftlerden birinin zaten daha önce aşık olduğu biri vardır... ondan vazgeçmek zorunda kalır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte ben de bu durumdayım şimdi.&lt;br /&gt;hayallerimin aşkını; öğretmenliği terketmek zorunda bırakıldım sanki.&lt;br /&gt;ve mütercim-tercümanlık bölümü ile zorla evlendirildim.&lt;br /&gt;bu evlilik boyunca onu sevmek zorundayım.&lt;br /&gt;4 yıl süresince bana eşimi tanıtacaklar, eşimle anlaşabilmem için gereken yöntemleri öğretecekler. ve 4 yılın sonunda başbaşa kalacağız.. yürürse bu evlilik; mutlu olacağız belki de eşimle.. mesleğimle..&lt;br /&gt;peki ya sevemezsem? ömrüm boyunca yüreğimde büyüteceğim bir pişmanlıkla evlendiysem ya..&lt;br /&gt;beynimi kurcalayan bu &lt;strong&gt;his&lt;/strong&gt;ten kurtulmanın bir yolu olmalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeni eşimle yolumuzda engeller de var: sınavlar.&lt;br /&gt;sevmediğim için; bu engelleri aşma yolunda çaba da göstermiyorum.&lt;br /&gt;oysa aşmak zorundayım.&lt;br /&gt;bu evlilikten sonra adımın önüne bir de &lt;em&gt;çevirmen&lt;/em&gt; sıfatı ekleyecekler... hani soyad değiştirir gibi.. acaba bu sıfatın gücünü taşıyabilecek miyim? ya taşıyamazsam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;heyhat; bu &lt;strong&gt;his&lt;/strong&gt;ler içimde büyüyor. delirecek gibi oluyorum. nefes alamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir çin atasözü şöyle der :  "&lt;strong&gt;tanrım! değiştirilebilecek şeyleri değiştirebilmem için bana güç ver, değişemeyecek şeyleri kabullenebilmem için sabır ver ve bu ikisini ayırt edebilmem için akıl ver." &lt;/strong&gt; aynen öyle. ihtiyacım olanlar bunlar.. sabır.. sabır.. sabır.. ta ki, sabır taşı çatlayıp beni isyana sürükleyene kadar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mesleğimi sevmeliyim.. sevmek zorundayım. bir ömür birlikte yaşayacağız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevmeliyim.. değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;17.01.09&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7992920664174155117?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7992920664174155117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7992920664174155117' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7992920664174155117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7992920664174155117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/his.html' title='His..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1020468736871374792</id><published>2009-01-14T20:57:00.000+02:00</published><updated>2009-01-14T21:05:11.369+02:00</updated><title type='text'>Nazım Hikmet Ran</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SW42m9cJYiI/AAAAAAAAAB4/A8lz0kB2Ehs/s1600-h/Nazim_hikmet[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5291226655162458658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 146px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SW42m9cJYiI/AAAAAAAAAB4/A8lz0kB2Ehs/s200/Nazim_hikmet%255B1%255D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;esasında; 20 kasım 1901'de selanik'te doğan üstad..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ama aile çevresinde 40 gün için bir yaş büyük görünmesin diye bu tarih &lt;strong&gt;15 ocak 1902&lt;/strong&gt; olarak anılmış, kendisi de bunu benimsemiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;yani.. yarın, üstadın doğumgünüdür.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;iyi ki gelmişsin dünyaya. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;iyi ki yüreğinin alevini dizelere dökmüşsün... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;iyi ki... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;şimdi adını kullanıyor 'birileri'.. çıkarları için.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;görüyorsun biliyorum, sen bakma onlara... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kendi çamurlarında boğulsunlar bırak... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;biz üzülüyoruz senin yerine de.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;sevgiyle anıyoruz adını. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;dizelerine düşlerimizi gizliyoruz.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ne güzel şey hatırlamak seni!.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;14.1.2009 20:55&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;not:&lt;/strong&gt;&lt;em&gt; "ne güzel şey hatırlamak seni"&lt;/em&gt; , Nazım Hikmet'in dizelerine hasret gizlenmiş şiiridir aynı zamanda..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;"ne güzel şey hatırlamak seni: &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;ölüm ve zafer haberleri içinden, &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;hapiste &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;ve yaşım kırkı geçmiş iken... "&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;**&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1020468736871374792?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1020468736871374792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1020468736871374792' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1020468736871374792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1020468736871374792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/nazm-hikmet-ran.html' title='Nazım Hikmet Ran'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SW42m9cJYiI/AAAAAAAAAB4/A8lz0kB2Ehs/s72-c/Nazim_hikmet%255B1%255D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-5939576018704571442</id><published>2009-01-10T22:33:00.000+02:00</published><updated>2009-01-10T22:43:01.899+02:00</updated><title type='text'>diş teli.. :)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;dikkat!! bu bir veda mektubudur:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sevgili diş telim,&lt;br /&gt;seninle iki yıl önce tanıştık.. önce hiç sevmedim seni, çok üzüldüm, istemedim... ama şimdi, bi kaç ay sonra beni terkedeceğini öğrendiğimde... üzülüyorum... çünkü varlığın rahatsızlık vermiyor artık... evet, çok acı çektim... 3 defa cerrahi operasyon geçirmeme sebep oldun... ilk aylar konuşamadım, gülemedim... kola içmeyi,sakız çiğnemeyi, erik yemeyi özledim... sert şeyler yerken can acısı çektim... ama seni de çok sevdim...&lt;br /&gt;evet sevgili diş telim... vakit ayrılık vaktidir... seninle birlikte gülümsemeye çok alışmıştım... sensizliğe alışmak da zor olacak eminim.... seni ve sevgili doktorumu çok özleyeceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;13.9.2008 12:05&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrılma sürecinde, can acısıyla beraber... ayrılıyor olmanın da hüznünü duyabildiğiniz aparat. tel'siz görüntünüze alışmanız zaman alabiliyor.&lt;br /&gt;evet..vedalaştık... tam da bugün, rutin bir kontrol için gittim sanarken... "vakit geldi!" dendi.. nasıl bir surat ifadem oluştuysa, doktorcuğum bile üzüldü halime...&lt;br /&gt;ayrıldık diş telimle.. buraya kadarmış...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;1.11.2008 15:53&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bi de iki defa gömük diş ameliyatı olmanıza sebep olabiliyor. ayrılığın intikamı herhalde..&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-5939576018704571442?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/5939576018704571442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=5939576018704571442' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5939576018704571442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/5939576018704571442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/di-teli.html' title='diş teli.. :)'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-4247245847463592070</id><published>2009-01-10T17:49:00.000+02:00</published><updated>2009-01-10T19:48:36.399+02:00</updated><title type='text'>bir adı yok bu yazının...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SWjEPoxQz8I/AAAAAAAAABw/pf3lBdWn1io/s1600-h/bulut.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289693535267770306" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SWjEPoxQz8I/AAAAAAAAABw/pf3lBdWn1io/s200/bulut.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ben güçsüz değilim.&lt;br /&gt;giderken beni öldürmemekle hata ettin.&lt;br /&gt;ölmediğim sürece, hep senden daha güçlü olacağım.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;beni öldürmeyen acı, beni güçlendirir!!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben artık güçsüz değilim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ama güçlü rolü de yapmıyorum&lt;/strong&gt;.&lt;br /&gt;çünkü &lt;strong&gt;&lt;em&gt;gerçekten&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; güçlüyüm artık.&lt;br /&gt;ve mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;delirmek üzereyim belki ama... geçirdiğim değişimin sonucu bu. ben güçlüyüm. &lt;strong&gt;güçlü..&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;ve özgürüm bir bulut kadar!..&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;10.1.2009 17:45&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-4247245847463592070?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/4247245847463592070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=4247245847463592070' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/4247245847463592070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/4247245847463592070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/bi-ad-yok-bu-yaznn.html' title='bir adı yok bu yazının...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SWjEPoxQz8I/AAAAAAAAABw/pf3lBdWn1io/s72-c/bulut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-2441446748178339158</id><published>2009-01-09T13:47:00.000+02:00</published><updated>2009-01-09T14:05:01.369+02:00</updated><title type='text'>bir an..</title><content type='html'>bir an.. durur ya insan, hani bakar ya &lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/ayna.html"&gt;ayna&lt;/a&gt;ya...&lt;br /&gt;o zaman anlar bazı şeyleri daha net.&lt;br /&gt;yalnızsa hele. aynadaki aksinden başka kimse yoksa etrafta...&lt;br /&gt;idrak etme vaktidir şimdi vakit!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendimi seviyorum.&lt;br /&gt;gerçekten.&lt;br /&gt;meğer yalanmış herkes.. her şey..&lt;br /&gt;hepinizin sevgisi yalanmış. bi tek &lt;strong&gt;ben&lt;/strong&gt;'im gerçek..&lt;br /&gt;oysa ben..&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çok ihanet etmişim bilmeden zavallı ben'e..&lt;/strong&gt; *&lt;br /&gt;şimdi anladım..&lt;br /&gt;kendimi seviyorum.&lt;br /&gt;kendimi kendimden başka sevecek hiçbir insan yaşamıyor çünkü dünyada...&lt;br /&gt;ey ben..&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;umut etmek... sahip olduğun tek güç aslında...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendine tutun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;29.9.2008 ~ 9.1.2009&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;* Sagopa Kajmer - yarım gönülle bir öpüş..&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-2441446748178339158?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/2441446748178339158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=2441446748178339158' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2441446748178339158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/2441446748178339158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/bir.html' title='bir an..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-261721959146131016</id><published>2009-01-03T12:57:00.001+02:00</published><updated>2009-12-14T00:10:23.819+02:00</updated><title type='text'>Barışa Türküler..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SV9GXi2nvUI/AAAAAAAAABg/iduk5rit_IM/s1600-h/ÅŸiir.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5287021857863089474" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 176px; CURSOR: hand; HEIGHT: 270px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SV9GXi2nvUI/AAAAAAAAABg/iduk5rit_IM/s200/%C5%9Fiir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;biraz da şiirlerimi paylaşma vaktidir vakit..&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;**&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercindin hayatıma girdiğinde…&lt;br /&gt;Mutluluk taşırdın kanatlarında.&lt;br /&gt;Bembeyazdın, umut doluydun…&lt;br /&gt;Hayat dolu yüreğinin çırpınışlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercindin hayatıma girdiğinde…&lt;br /&gt;Ürkektin, korkardın dokunuşlarımdan.&lt;br /&gt;Sesin içimi titretirdi, ağlardım…&lt;br /&gt;Adın dökülürdü umutla dudaklarımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercindin hayatıma girdiğinde…&lt;br /&gt;Ben de zeytin ağacın.&lt;br /&gt;Konardın dallarıma…&lt;br /&gt;Sevginle, sevgimle dinerdi acın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercindin hayatıma girdiğinde…&lt;br /&gt;Özgürdük ikimizde. Özgürce yaşardık.&lt;br /&gt;Sevmezdik tutsaklıkları…&lt;br /&gt;Barışa türküler yakardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercindin hayatıma girdiğinde…&lt;br /&gt;Acım, acın; umudum, umudun olmuştu.&lt;br /&gt;Bir sevda hikâyesi yazmıştık…&lt;br /&gt;Hüzünler mutluluk, kederler sevinç olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir güvercindin hayatıma girdiğinde…&lt;br /&gt;Sonra her şey karardı.&lt;br /&gt;Dünya karardı, yıldızlar karardı…&lt;br /&gt;Güvercin karanlığa uçtu, uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kara leke gibiydin hayatımdan çıkarken…&lt;br /&gt;Bitmek bilmez kâbusların habercisi.&lt;br /&gt;Bir deli rüyaydın belki de sen…&lt;br /&gt;Bitmiş aşkların müjdecisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simsiyah bir gölgeydin hayatımdan çıkarken…&lt;br /&gt;Gülümseyişlere gözyaşı katarak gittin…&lt;br /&gt;Sen giderken, kavgam yarım kaldı…&lt;br /&gt;Her günüme daha fazla esaret kattın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen giderken, savaşlar döndü dünyaya…&lt;br /&gt;Ayak uyduramaz oldum.&lt;br /&gt;Sen giderken, ben küstüm dünyaya.&lt;br /&gt;Kurudu köklerim, duyulmaz oldu barış türküleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen giderken, kırıldı dallarım…&lt;br /&gt;Barışı getiremez oldum.&lt;br /&gt;Çığlık çığlığa yüreğimle,&lt;br /&gt;Aşkı tanıyamaz oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen giderken, güvercinler uğurladı seni…&lt;br /&gt;Sen giderken, ben yarım kaldım…&lt;br /&gt;Sensizlik büyürken içimde,&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kendimle olan ateşkesimi bozuyorum…&lt;br /&gt;Sen giderken, ben bitiyorum…&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Mart 2008 &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;not: bu şiir kültür dersanesi'nin "teneffüs" dergisinin mayıs sayısında yayımlanmıştır.&lt;/em&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;dipnot: okuyanlara teşekkürler defalarca...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-261721959146131016?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/261721959146131016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=261721959146131016' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/261721959146131016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/261721959146131016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/bara-trkler.html' title='Barışa Türküler..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SV9GXi2nvUI/AAAAAAAAABg/iduk5rit_IM/s72-c/%C5%9Fiir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-581885358884980718</id><published>2008-12-30T15:33:00.000+02:00</published><updated>2009-01-29T20:57:21.333+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kız kulesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='istanbul'/><title type='text'>İstanbul'a dair karalamalar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SWdNMB18CMI/AAAAAAAAABo/PdVuNfT-tZE/s1600-h/kk30on.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5289281156418373826" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SWdNMB18CMI/AAAAAAAAABo/PdVuNfT-tZE/s200/kk30on.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından...&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi gün ayrılmak zorunda kalsam bile, beni en çok anlayan şehirdir İstanbul'um..&lt;br /&gt;ağladığım zamanı bilir, o da kapatır bulutlarla üzerimi, birlikte ağlarız..&lt;br /&gt;benim kadar hüzünlü bir kadındır İstanbul..&lt;br /&gt;yorgundur,küskündür... hırpalanmıştır belki.. ama direnir İstanbul..&lt;br /&gt;onu mahvetmeye çalışanlar yanından ayrılmasalar da &lt;strong&gt;İstanbul direnir... &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ve istanbul, içinde &lt;em&gt;kız kulesi&lt;/em&gt; olduğu sürece, yani daima, benim için özeldir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;27.7.2008 20:50&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğumgünümde..&lt;br /&gt;bi teşekkür de &lt;strong&gt;İstanbul&lt;/strong&gt;'a..&lt;br /&gt;tıpkı 19 yıl önce olduğu gibi yağmurla karşıladı beni sabah..&lt;br /&gt;damlalar yüzümü okşadı, doğumgünümü kutladı..&lt;br /&gt;sonra baktı ki hüzünleniyorum adım adım; büyümenin sancılarının farkına varıyorum.. güneş açıverdi istanbul'un göklerinde.. adaşlarım kurudu yanağımda..&lt;br /&gt;mutlu ettin beni ey İstanbul.. sağol.. 19 yıldır benim yuvam oldun...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;24.12.2008 17:37&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;**&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insanın halinden anlayan şehir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sığınılacak yuva.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;bazen bıksa da insan... her sabah doğan güneşle renklenen denize göz kırpmak ya da yağan yağmurun altındaki telaşlı kalabalığa gülümsemek iyi geliyor tam da vazgeçerken bu şehirden.&lt;br /&gt;her yaz terk ediyorum, her sonbahar hiçbir şey olmamış gibi kollarını açıyor bana.&lt;br /&gt;şimdi yine ağlıyor. ağlatıyor. üşüyor. üşütüyor. ama hep yüreği kaplıyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;30.12.2008 00:20&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;**&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;...devam edecek...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-581885358884980718?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/581885358884980718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=581885358884980718' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/581885358884980718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/581885358884980718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/istanbula-dair-karalamalar.html' title='İstanbul&apos;a dair karalamalar...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SWdNMB18CMI/AAAAAAAAABo/PdVuNfT-tZE/s72-c/kk30on.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-7185627522552705935</id><published>2008-12-26T17:25:00.000+02:00</published><updated>2008-12-26T17:34:19.878+02:00</updated><title type='text'>Nadas</title><content type='html'>normalde,&lt;br /&gt;kurak topraklardan bir kez ürün alındıktan sonra, ikinci kez alınabilmesi için tarlayı dinlendirmek, eksilen minerallerin ve özelliklerin geri gelmesi için beklemektir &lt;em&gt;nadas&lt;/em&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama düşünürsek biraz daha soyut...&lt;br /&gt;daha derin yerlerde buluruz nadası..&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;strong&gt;yüreğimizde&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; mesela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biten bir ilişkinin ardından tükenir yürek..&lt;br /&gt;tükenir ve güçsüz düşer...&lt;br /&gt;gidenin arkasından bir şeyler güç toplasın diye beklemeniz gerekir.&lt;br /&gt;insan kafasını toplayabilmeli, umuduna yeniden sarılabilmeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;otlarım yanar, &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sensizlik nadasında toprağım... &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;birazcık dinlensin, büyüsün yeşersin.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu bekleme sürecinde birileri bu toprakların hemencecik yeşermesini ister. sevgisini sunar... ama daha kendine gelememiş yürekte, sunulan sevgi de ölüp gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beklemelisiniz.. yürek yeniden sevebilsin diye.. acılar kapansın, umutlar çoğalsın diye...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;hiçbir şey diyen bir cümlenin &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ortasına terkedilmiş bir kelimeyim; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;öznesiz, zamansız, zarfsız, mektupsuz, adressiz...&lt;/strong&gt; dememek için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve sonra.. geçer yeterli zaman.&lt;br /&gt;biter &lt;em&gt;nadas&lt;/em&gt; mevsimi...&lt;br /&gt;ve aşk gelir..&lt;br /&gt;yeniden...&lt;br /&gt;işte o zaman; &lt;strong&gt;çık ortaya nolur, yaralarım iyileşsin&lt;/strong&gt; demenin vaktidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;15.10.2008 16:43&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;bir ömürlük nadaslar yaşamamak dileğiyle...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Nadas:&lt;/strong&gt; Feridun Düzağaç / orijinal alt yazılı albümü. &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-7185627522552705935?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/7185627522552705935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=7185627522552705935' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7185627522552705935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/7185627522552705935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/nadas.html' title='Nadas'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6573782185082375197</id><published>2008-12-21T18:32:00.000+02:00</published><updated>2008-12-21T18:44:42.026+02:00</updated><title type='text'>Gidemem..</title><content type='html'>&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;**&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bazen daha fazladır her şey&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bir eşikten atlar insan &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;yüzüne bakmak istemez yaşamın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;o kadar azalmıştır anlam..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;bazen, öyle anlar olur ki.. eli kolu bağlanır insanın. düne dair ne varsa dünde kalmıştır. yarına dair umutlar solmuştur. ve bugün hiç tat vermemektedir.. girdiği bu yolda, birden koyverir kendini. dünü,bugünü,yarını bırakır kaderin avuçlarına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;o zaman hemen git radyoyu aç bir şarkı tut&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ya da bir kitap oku mutlaka iyi geliyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ya da balkona çık bağır bağırabildiğin kadar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;azalan anlamı dizelere yükler. kendini aynalarda arar.. bulamaz çoğu zaman. gözyaşı ile yıkar yüreğini sonra... bağıra çağıra isyan eder... şarkılar onu söyler sanki. her derdine uyan bir şarkı bulur bir yerlerinden hayatın. ya da en sadık dosta sığınır.. kitaplarına.. o kitabın içine girerken, kalp ağrısını kapının dışında bırakır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ayrılıktan kaçılmıyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;hem çok zor hem de çok kısa bir macera ömür&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ömür imtihanla geçiyor..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra anlar ki.. hayat üzülmek için çok kısa.. ayrılık hep var. en sevilen bile sırtını dönüp gidebiliyor apansızın.. hayatta ayrılığı önleyecek bi yol yok henüz. kısacık bir ömre sığdırdığımız sancılarla yaşıyoruz biz. sürekli sabrımızı ölçüyoruz.. direnme noktasına kadar dayanıyor.. sonra hayatı akışına bırakıyoruz.. &lt;em&gt;bu kısa ama yorucu macerada, senaryosu yazılmış bir hayatın başrolünü oynuyoruz...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;unutamam acı tatlı ne varsa hazinemdir &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;acının insana kattığı değeri bilirim küsemem &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gitmenin sancısıyla, "gidilen" olarak tanışmış insanlar gidemez kolay kolay kimseden. gidemedikçe birikir acılar.. sustukları da büyür içinde adım adım... acıdan güç almayı öğrenirler çaresizliğin içinde. acıdır onları "kendileri" yapan. acıdır belki de bi noktadan sonra ayakta tutan o yürekleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bir şiirden bir sözden &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bir melodiden bir filmden&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;geçirip güzelleştirmeden can dayanmıyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yazmaya başlıyor insan. şiire sığınıyor. yazıya sığınıyor. yazmak isteği içinde biriken kanlı gözyaşlarını dışarı vurmasına yardım ediyor. bir filmden güç alıyor bazen. bir notaya bağlanıyor... hayatı acılarla bezeliyken, onu güzelleştirmenin bi yolunu arıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;yıldızların o ışıklı fırçası azıcık değmeden&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bu şahane hüzün tablosu tamamlanmıyor..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hüznü sevmeye başlıyor. her gece, yıldızların aydınlattığı dünyayı selamlıyor...&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;**&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir insana bunları yazdırabilen şarkıdır bu...&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663366;"&gt;&lt;strong&gt;Sezen Aksu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;'ya sonsuz saygılarla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;21.12.2008 18:14&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6573782185082375197?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6573782185082375197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6573782185082375197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6573782185082375197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6573782185082375197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/gidemem.html' title='Gidemem..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6858932037120820658</id><published>2008-12-19T13:21:00.001+02:00</published><updated>2009-07-17T02:23:39.245+03:00</updated><title type='text'>Ayna...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SUuNEvXKS-I/AAAAAAAAABY/dnc_B5aG_SA/s1600-h/12-KelidAynasi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281470100594641890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 49px; CURSOR: hand; HEIGHT: 75px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SUuNEvXKS-I/AAAAAAAAABY/dnc_B5aG_SA/s200/12-KelidAynasi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;nedir ki ayna? baktığımızda yansımamızı görmemize yarayan mı sadece... yansımalarla bizi bize anlatan mı... yoksa gerçekleri yüzümüze vuran mı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"&lt;span style="color:#993399;"&gt;ayna ayna&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;sihirli &lt;span style="color:#993399;"&gt;ayna&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;neler söyledin bana.." (mor ve ötesi)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağlarken dikip gözleri aynadaki gözlere... dimdik bakmak kendine ve ağlarken gülümsemek, direnç gücü vermez mi yüreğe? o zaman.. kendimize sığınmamıza yardım eden bir arkadaştır ayna.&lt;br /&gt;küsülür bazen aynalara. nasıl ki gerçeklerin farkına vardıran arkadaşlar kötüdür gözümüzde.. nasıl ki dostun söylediği acı söz işler yüreğe.. bu da öyle. aynanın gösterdikleri canımızı sıkar bazen. şişmiş göz torbaları, ağlamaktan kızarmış gözler ve bir burun.. sıkıntıdan sürekli oynanmış bir yüzdeki yaralar bereler.. bize ait değilmiş gibi görünen bir gülümseme.. aynadakiyle yüzleşmek zordur. görülenler her zaman hoşa gitmez..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"&lt;span style="color:#993399;"&gt;ayna&lt;/span&gt;lardan kaçarken özlenmeyi beklemek...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ne kadar acı, ne kadar komik....&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ve bana ait değil mi?" (feridun düzağaç)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;insan sevmezken kendini.. nasıl da bekliyor sevilmeyi. aynaya bakmaya çekinirken, göreceğinin etkisinden kaçarken sevgiyi arıyor ister istemez. aynaya baktığında sevdiğinin gözlerini görüyor sonra.. kendinde onu yaşatıyor. kendine olan nefretini ona olan sevgisiyle doldurup, aslında kendini mahvediyor. giden gittiğinde içinde kalan boşluğu aynadaki hüzünlü ve yalnız gözler doldurmayı başaramıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyidir ayna. candır. kendi yüzüne küsen insanın kendisiyle göz göze gelmesine yardım eder. bi insanın gözündeki umudu kendisinden başka kim görebilir ki zaten? ya da gerçekleri kim gösterebilir bize kendimizden başka?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;"&lt;/span&gt;ayna&lt;/span&gt;ya sordum kendime baktım: eşsiz miyim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;ayna&lt;/span&gt; ağladı yalan söyleyemedi." (mor ve ötesi)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;konuşacak kimsesi olmayanın yoldaşıdır ayna. göz göze gelir kendisiyle, sohbet eder. sığınaktır insanın kendisine sığınmasını sağlayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"uyumadan uyandım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;yine aynı dünyaya&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;karar verdim kalmaya&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;baktım dedim ki &lt;span style="color:#993399;"&gt;ayna&lt;/span&gt;ya&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"acelen ne?" olacaklar olacak bir gün nasılsa"&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;(teoman)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;küssek de dış görüntümüzden dolayı aynalara... iyidir ayna... olanı gösterir. yalan söylemez. söyleyemez..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ayna ayna söyle bana.. herkes ağlar mı sana baktığında benim gibi...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;19.12.2008&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6858932037120820658?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6858932037120820658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6858932037120820658' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6858932037120820658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6858932037120820658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/ayna.html' title='Ayna...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/SUuNEvXKS-I/AAAAAAAAABY/dnc_B5aG_SA/s72-c/12-KelidAynasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6238929423112706214</id><published>2008-12-05T11:23:00.001+02:00</published><updated>2009-07-17T02:04:21.688+03:00</updated><title type='text'>bir ziyaret..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/STj2C0prYII/AAAAAAAAABQ/1NeUa4s86Y8/s1600-h/DamLa!015.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5276237491818160258" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 150px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/STj2C0prYII/AAAAAAAAABQ/1NeUa4s86Y8/s200/DamLa!015.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;♥Kadıköy'den.. Ermeni Kilisesi ziyareti sırasında...-04.12.2008-♥&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ilginç bir deneyimdi. -acaba alırlar mı bizi içeri- tereddütü içindeydim ama deli gibi de merak ediyordum... mum almak için durduğumuz yerdeki amca, yüzümdeki tereddütü farketmiş olacak.."girme kızım sen, içinden gelmiyor belli.." dedi. oysa tek derdim "girebilir miyiz acaba" idi. çok istiyordum girmeyi.. amcaya tereddütümü anlattım, ikinci amca olaya girerek "burası Allahın evi kızım, almamazlık yapar mıyız.." dedi.. "hak veriyorum size emin olun.." dedim. onları ikna edebildim mi bilemem ama, sevgili İrem ve ben büyük bir heyecanla girdik.. mumlarımızı yaktık..duamızı ettik ve o mimariye hayran kaldım!! &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;vaktimiz olsaydı, amcalara kendimi anlatmak isterdim.ben ki "halkların kardeşliği"ni savunan bir ideolojinin taraftarıyım.. ben ki hayatımda hiç kimseyi "öteki"leştirmemişim... çok oturdu içime amcanın o bakışları çok...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu mumlar da halklarımızın kardeşliği adına dikildi amca. sen okuyamasan da, ben söyleyeyim :)&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;♥boşuna mı diyoruz.. &lt;strong&gt;&lt;a href="http://bir-damla-umut.blogspot.com/2009/01/halklarn-kardesligi.html"&gt;"yaşasın halkların kardeşliği.."&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6238929423112706214?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6238929423112706214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6238929423112706214' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6238929423112706214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6238929423112706214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/bir-ziyaret.html' title='bir ziyaret..'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/STj2C0prYII/AAAAAAAAABQ/1NeUa4s86Y8/s72-c/DamLa!015.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-8712570661036271797</id><published>2008-12-03T18:40:00.000+02:00</published><updated>2008-12-03T19:00:44.324+02:00</updated><title type='text'>milat</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/STa4WDJVw1I/AAAAAAAAABI/ZoEjtL5LR1o/s1600-h/gallery25248786qs.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5275606702452228946" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 160px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/STa4WDJVw1I/AAAAAAAAABI/ZoEjtL5LR1o/s200/gallery25248786qs.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;kendimden vazgeçtim, sizden de...beni üzen kimseye yer yok aslında bundan sonra hayatımın kuytularında.. &lt;em&gt;kime ne kadar değer verdiysem, elime hiçlik tutuşturdular. kimi ne kadar sevdiysem, gönlümü nefretle suladılar.&lt;/em&gt; &lt;em&gt;hayatıma kimi almak istediysem, giderken yüreğimi ezerek gittiler.&lt;/em&gt; duvarlar kuruyorum şimdi kendime. zamanında çarpa çarpa nasır tuttuğum duvarları şimdi kendime kuruyorum. bundan sonra yalnız, sayılı dostla bezeli, yoksun bir yolculuğa çıkıyorum. yoksun,yoksul,yokluk...&lt;br /&gt;kendime gereken değeri vermenin zamanı gelmedi mi artık? &lt;em&gt;bir avuç dostum kaldı geride, çoğu geçmişimden hediye.&lt;/em&gt; yenileri edinirken onları ihmal etmektense, vefasız yenileri bırakıp sevdiceklerime sahip çıkacağım bundan sonra. ördüğüm duvarları aşmalarına izin vereceğim çok az insan olacak. dostluk nedir, arkadaşlık nedir.. öğrendim vefasızların sayesinde. şimdi herkesten vazgeçiyorum. kapatıyorum kapıları. kim gerçekse, kim gerçekten sevdiyse, kim gerçek dostsa.. o kapılarımı açmaya zorlayacaktır zaten. kapıları açıp beklemiyorum artık kimseyi. &lt;em&gt;bekledikçe gelmeyenlerdir benim bu kalıcı hüznümün sebebi.&lt;/em&gt; artık kimseyi beklemiyorum. beklememek istiyorum. gelenlere yüreğim açık. gelmeyenlere zorlama yok bundan sonra. kimsenin üzerine düşmek yok, &lt;em&gt;hak edene hak ettiği kadar değer verme vaktidir vakit.&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;bugün benim miladım.&lt;/strong&gt; bugün yeni bir yarına hazırlıyorum kendimi. o klişe lafı da asıyorum şimdi duvarlarıma... &lt;strong&gt;"yarın geri kalan hayatımın ilk günü.."&lt;/strong&gt; ve o gün de, sadece beni gerçekten isteyen insanlarla yoluma devam edeceğim. kimsenin peşinden koşmak yok artık. ilgi dilenmek yok. yalnız da kalsam, yalnız da uyusam... kimseye yalvarmak yok artık. kim yanımda olmak isterse o yanımda. kabuk değiştiriyorum bugün. &lt;em&gt;bugünkü kendimden vazgeçerek.&lt;/em&gt; yarına yeni bir "Damla"yla uyanmak niyetindeyim. hayatın beni sürüklemesine izin vermeyeceğim artık. gerekirse o benim peşimden gelecek. hayatın hızına yetişmeyeceğim, o bana ayak uyduracak. direneceğim, artık ağlamak istemiyorum. ağlamak istediğim zaman kendimi buhranlara sürüklediğim o kötü anılar gelecek aklıma.. değer mi ağlamaya şu 3 günlük dünyada? hala kafayı takıyorum biliyorum. hala düşünüyorum. hala telefon elimde, birilerinin beni merak etmesini bekliyorum. ama geçecek. bu da geçecek... inanıyorum kendime. &lt;em&gt;beklemek canımı çok yakıyor. ama canımın yanmasına hiç değmiyor...&lt;/em&gt; evet, bugün benim miladım. yüreğimin acıtılmasına izin vermemek için, gülümseyen gözlerimden yaş akmasın diye.. &lt;strong&gt;bugün benim miladım...&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;" artık beni asla yaralayamaz hayat eğer istemezsem....yıllar beni kolay yakalayamaz ben durup beklemezsem... "&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;**&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Giderim alışığım gitmelere... Direndi bu can ne bitmelere!.. Giderim alışığım gitmelere... Gerek yok isyan etmelere..."&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;03.12.2008 * 18:45&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-8712570661036271797?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/8712570661036271797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=8712570661036271797' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8712570661036271797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/8712570661036271797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/12/milat.html' title='milat'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/STa4WDJVw1I/AAAAAAAAABI/ZoEjtL5LR1o/s72-c/gallery25248786qs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-475122262460729699</id><published>2008-11-30T17:26:00.001+02:00</published><updated>2009-11-01T18:00:40.586+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='the Crow'/><title type='text'>the crow</title><content type='html'>&lt;a href="http://byfiles.storage.live.com/y1pFSYRZg3APCGMLXRugZyjJQBUPlvHxIzvOQMvJ8LfodwvVyDZ_4czbH3oqL5wtVb4B6zw6FRQL3g"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 216px; CURSOR: hand; HEIGHT: 254px" alt="" src="http://byfiles.storage.live.com/y1pFSYRZg3APCGMLXRugZyjJQBUPlvHxIzvOQMvJ8LfodwvVyDZ_4czbH3oqL5wtVb4B6zw6FRQL3g" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;ölümsüz aşk gerçekten vardır dedirten film... gelmiş geçmiş en iyi çizgi romandan filme uyarlaması... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;"eskiden, insanlar öldüğünde bir karganın ruhlarını ölüler diyarına götürdüğüne inanırdı... ama bazen, o kadar kötü birsey olurdu ki ruh beraberinde büyük bir hüzün getirirdi ve dinlenemezdi... böyle oldugunda bazen karga bu ruhu dünyaya geri getirirdi...yanlısları düzeltmek icin..."&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;döner bakarsın her seferinde bir kargaya saygıyla... ve beklersin çıksın gelsin &lt;strong&gt;Brandon Lee&lt;/strong&gt; bi yerden... gelsin de tüm kötülerden intikam alsın istersin... ama gelmez.. kim bilir.. belki bir gün... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;belki bir gün, bir karga çıkar gelir ve senin ruhunu da temizler tüm kötülüklerden...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"it can't rain all the time"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; her zaman yağmur yağmaz... gibi bir replikle bile insanı yaralar.. yakar.. izi kalır.. unutamazsınız kolay kolay...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aşk için mücadele nedir, görürsünüz... ölmüş de olsanız, aşkınıza yapılanların intikamını almak istemek nasıl bir şeydir anlarsınız...&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;&lt;strong&gt;"Eric Draven &amp;amp; Shelly Webster"&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-475122262460729699?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/475122262460729699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=475122262460729699' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/475122262460729699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/475122262460729699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/crow_30.html' title='the crow'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-9117700660587615622</id><published>2008-11-30T12:23:00.001+02:00</published><updated>2010-01-29T15:15:08.839+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mor ve ötesi'/><title type='text'>Renkler...</title><content type='html'>Küçükken, &lt;em&gt;renkler&lt;/em&gt;le anlatırdım dünyamı… Önce &lt;em&gt;bembeyaz&lt;/em&gt;dı her şey, öğrenmeye başladım… Biliyordum, bir gün aradığımı bulacaktım… Sorun şuydu ki, henüz ne aradığımı bilmiyordum! Kimselere açamıyordum yüreğimi... Susuyordum… Hayatı yavaşça kavrıyor ama susarak yaşıyordum… Her yer &lt;em&gt;beyaz&lt;/em&gt;dı, masumdu, içtendi… Sevgi dolu bakardı gözler… Görmesini bilirdi gözlerim o zamanlar… Sadece bakmaz, görürdü var olanı! Ya da olmasını istediğini…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer renklerle de tanıştım büyüdükçe… Her birinin ayrı öyküsü varmış… Meğer her biri ayrı yer edermiş yüreklerde… Ama biri benim için çok özel oldu… Bir renk hayatıma girdi… Ve kaldı derinlerde bir yerde… İçim dışım onla doldu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim benim hikâyeme… Önce yavaş yavaş &lt;em&gt;beyaz&lt;/em&gt;ım soldu… Saflığımı, masumluğumu kaybettim! Renksiz kaldım bir süre… Hayat beni nereye sürükleyecek diye merak ettim… Bekledim bekledim… Hayat beni hiç yanıltmadı… &lt;strong&gt;Toprakta bitecek bir maraton, ben hayatı fark edince başladı…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geldi&lt;span style="color:#ffff33;"&gt; sarı&lt;/span&gt; oldu dünyam… İnsanları tanımak için durdum… Akıp giden hayatın ortasında, insanları seyre daldım. Sonra &lt;span style="color:#ff99ff;"&gt;pembe&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;yi&lt;/span&gt; buldum: aşkı, sevmeyi, hissetmeyi… Yaşamın ince kıvrımlarında yürürken, &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;kırmızı&lt;/span&gt; çıktı aniden karşıma… Tutkunun rengiymiş, tanıttı kendini bana… Bulutlara doğru ilerlemeye çabalarken; &lt;span style="color:#000099;"&gt;mavi&lt;/span&gt; renk, mutlulukla tanıştırdı beni… Fakat her şey bu kadar güzel değilmiş… Nitekim siyahı da gösterdi hayat bana: nefreti, ölümü, pişmanlığı, yalnızlığı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolculuğumun adını &lt;strong&gt;“bir damla umut”&lt;/strong&gt; koydum! Ne yazık ki, hiçbir renkte yoktu aradığım… Çoktan umudu kesmiştim hayattan… Aradığım şey, “bir damla umut”tu, evet… Ama nerede bulacaktım bu umudu şimdi? Hani? Cevap çok yakınımdaymış aslında… Umudum, &lt;span style="color:#6600cc;"&gt;mor&lt;/span&gt; renkte gizliymiş! Mor renkte ve ötesindeki hayallerde, yani &lt;strong&gt;”&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;mor&lt;/span&gt; ve ötesi”&lt;/strong&gt;nde…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde büyüyen bir isyan vardı. Şiirlerime döküyordum yüreğime gizlediklerimi. Ama yetmiyordu bir müddet sonra… Tükeniyordum yudum yudum, içim acıyordu! Sonra birilerini fark ettim. Tıpkı benim gibi isyan doluydular. Çarpık düzene karşı, yandaştılar mücadeleme… Ama onlar, bize dayatılan bu hayata itirazlarını, çığlıklarını benim gibi içlerine atmıyorlardı. &lt;strong&gt;“Dünya yalan söylüyor!”&lt;/strong&gt; diye haykırıyorlardı. “İşte bu!” dedim o anda… İnancım, umudum, isyanım, kavgam, mutluluğum onların şarkı sözlerinde can buldu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu &lt;strong&gt;“Şehir”&lt;/strong&gt; bana dar geldi önce… &lt;strong&gt;“Rüya”&lt;/strong&gt;ma sığındım. &lt;strong&gt;“Bırak zaman aksın”&lt;/strong&gt; dedim kendi kendime… &lt;strong&gt;“Son giden”&lt;/strong&gt; olmak için belki de… &lt;strong&gt;“Bırakmazlar yakamı”&lt;/strong&gt; derken kaybolma isteğim körüklendi! &lt;strong&gt;“Gül kendine”&lt;/strong&gt; bütün resmin güzel olduğunu hatırlamayı öğretti. Hayatın değerini anlayıp, &lt;strong&gt;“Daha mutlu olamam”&lt;/strong&gt; dedim… &lt;strong&gt;“Bazen”&lt;/strong&gt; de geçmişi özledim… &lt;strong&gt;“Doğru yanlış”&lt;/strong&gt; nedir, onu öğrendim. Bir şeyler &lt;strong&gt;“Eksik”&lt;/strong&gt;ti, aradım… &lt;strong&gt;“Serseri”&lt;/strong&gt; ruhumu dizginledim. &lt;strong&gt;“Son deneme”&lt;/strong&gt; için uğraştım… &lt;strong&gt;“Cambaz”&lt;/strong&gt; olanlara kin duydum! &lt;strong&gt;“Uyan”&lt;/strong&gt;dım, &lt;strong&gt;“Yardım et”&lt;/strong&gt;meyi öğrendim… &lt;strong&gt;“Az çok”&lt;/strong&gt; umut biriktirdim ceplerimde… &lt;strong&gt;“Büyük düşler”&lt;/strong&gt; kurmaya alıştım. &lt;strong&gt;“Küçük sevgilim”&lt;/strong&gt;i yarattım hayallerimde. &lt;strong&gt;“Darbe”&lt;/strong&gt;nin acısını zihnime kazıdım… Nice &lt;strong&gt;“Şirket”&lt;/strong&gt; oyunlarına tanık oldum.&lt;strong&gt; “Kış geliyor”&lt;/strong&gt; diye hayallerime sarındım… &lt;strong&gt;“Saklama”&lt;/strong&gt;dım hayatımı kimseden… &lt;strong&gt;“Kördüğüm” &lt;/strong&gt;oldum çözemedikçe derdimi… &lt;strong&gt;“Sonu belli”&lt;/strong&gt; bir maceraydı belki de bu, bilemedim! Çarpık düzene, &lt;strong&gt;“Ayıp olmaz mı?”&lt;/strong&gt; diye sordum. &lt;strong&gt;“Savaşa hiç gerek yok”&lt;/strong&gt; diye çığlıklar attım! &lt;strong&gt;“Sen varsın”&lt;/strong&gt; ve bu kavgalar senin için dedim umuduma. &lt;strong&gt;“Güneye giderken”&lt;/strong&gt; siyasi görüşlerimi de aldım yanıma. Sonra &lt;strong&gt;“Yaz”&lt;/strong&gt;dım anılarımı bir kenara…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca hayatımı buldum mor renkte ve ötesinde… &lt;em&gt;Hayatıma yoldaş dört ağabey&lt;/em&gt; buldum! Ruhumu aydınlatan mor ötesi bir ışık… Bir konserde, tam da karşılarında dururken hissettim varlıklarını içimde… Ağabeylerim bana direnme gücü verdiler… Bir şeyleri başarabileceğime inandırdılar… İyi ki varlar… İyi ki yoluma çıkmışlar… Bir gün, üzerime sinen bu mor renk, bedenimden toprağa karışıncaya kadar… Hep yanlarında olacağım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;17.09.2007&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;dipnot:&lt;/span&gt; bu yazı, &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.morveotesiforum.com/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;http://www.morveotesiforum.com/&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; sitesinde düzenlenen bir yarışmada ikinci olmuş, böylece beni bu sitede moderatör yapmıştır!..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#006600;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#006600;"&gt;teşekkür ediyorum tekrar abilerime...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-9117700660587615622?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/9117700660587615622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=9117700660587615622' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/9117700660587615622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/9117700660587615622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/renkler.html' title='Renkler...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-1508609515438239634</id><published>2008-11-29T22:07:00.000+02:00</published><updated>2009-01-09T13:42:39.079+02:00</updated><title type='text'>olmayan sevgiliye mektup</title><content type='html'>&lt;strong&gt;bölüm 1:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;içimde kanayan yaralarımla sana sığınmayı düşlüyorum ey sevgili...&lt;br /&gt;benim ilacım ol, beni sar, beni iyileştir istiyorum...&lt;br /&gt;neredeysen çık gel ey sevgili...&lt;br /&gt;gel, tanışalım, kalbimizin kırıklarını beraber toplayalım...&lt;br /&gt;aşkın büyüsüyle yola çıkıp sevgimizle ısınalım istiyorum...&lt;br /&gt;ey sevgili, şimdilik yoksun..&lt;em&gt; ama çok geç kalma ne olur... &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;25.8.2008 10:41&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bölüm 2:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;gittin..&lt;br /&gt;ya da gitmedin mi..&lt;br /&gt;şu yanıbaşımdaki sen misin, hayalin mi çözemiyorum... gittin mi?&lt;br /&gt;bu kadar severken, bu kadar yanarken.. gittin mi?&lt;br /&gt;yok yok.. gitmiş olamazsın. gitmedin değil mi.. gitme.. &lt;em&gt;beni bırakıp sakın gitme...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;25.8.2008 21:10&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bölüm 3:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yenilmesen hiç büyümezdin&lt;/em&gt; diyor kulağımda mor ve ötesi...&lt;br /&gt;kim söyledi ki büyümek istediğimi.. her gün farklı bir yara, her gün bir yenilgi...&lt;br /&gt;bu sefer oldu sanmıştım, sevdim sanmıştım.. sevildim sanmıştım.. yine ellerim bomboş..&lt;br /&gt;bak, yine yalnızım.. dön bak arkama, kim kalmış...&lt;br /&gt;sen gittin, ben bittim sevgili.. yeniden yeşeren umudum yitti...&lt;br /&gt;son bi sözüm var şimdi ey sevgili.... &lt;em&gt;bir daha aşık olamam bu şehirde...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16.9.2008 18:01&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;bölüm 4:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;çok beklenensin sen, çok özlenen...&lt;br /&gt;kaybedildiğinde sancısıyla uyutmayan...&lt;br /&gt;varlığının yarattığı mutluluk, yokluğunun kederiyle kesiştiğinde insanı bilinçsizleştiren kişi. hayal. rüya. umut.&lt;br /&gt;hepsi sensin bunların.&lt;br /&gt;ama ben sensizim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9.1.2009 13:35&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-1508609515438239634?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/1508609515438239634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=1508609515438239634' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1508609515438239634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/1508609515438239634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/olmayan-sevgiliye-mektup.html' title='olmayan sevgiliye mektup'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-6115994029242462874</id><published>2008-11-29T21:40:00.001+02:00</published><updated>2009-07-17T01:58:20.255+03:00</updated><title type='text'>Ağustos Çıkmazı</title><content type='html'>eylülün son günleri.. istanbul yine isyanda.. yine ağlıyor..&lt;br /&gt;oturmuşum sahilde bir banka... düşünüyorum.. gitmeyi.. kalmayı.. hayatı..&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;kendini martılarla bir tutma&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; diyor &lt;strong&gt;attila ilhan&lt;/strong&gt; kulaklarımda...&lt;br /&gt;gitmek istiyorum.. bir gemi yanaşıyor kıyıma.. elini uzatıyor kaptan...&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;bir deniz kıyısında otur, gemiler sensiz gitsin bırak&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; diyen sesi dinliyorum.. gitmiyorum...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;beni koyup koyup gitme, n'olursun&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; diyor düşlerim.. dinliyorum.. gitmiyorum...&lt;br /&gt;az sonra bir yerlerden yaşar'ın sesi geliyor kulağıma... yeniden.. aynı sözler... &lt;strong&gt;&lt;em&gt;beni koyup koyup gitme, n'olursun...&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Attila İlhan'a olan sevgimle... yukarlarda bir yerlerde görüyorsan... teşekkür ederim.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2.10.2008 18:46&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-6115994029242462874?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/6115994029242462874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=6115994029242462874' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6115994029242462874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/6115994029242462874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/agustos-cikmazi.html' title='Ağustos Çıkmazı'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-700110652051875678</id><published>2008-11-29T21:19:00.000+02:00</published><updated>2008-11-29T21:22:40.759+02:00</updated><title type='text'>aşka dair...</title><content type='html'>Gözyaşları akar ya kanatarak yüreği… Acı baştanbaşa dolar ya teninizin her zerresine… Yavaşça aptallaşırsınız. Sezemez, göremez, duyamazsınız. Kalbiniz elden ele savrulmuş, parçalanmış, yara almıştır.&lt;br /&gt;Etrafınızda hayat devam ediyordur. El ele sevgililer, gülen suratlar, mutlu şarkılar ve sevgi dolu gözler vardır. Oysa siz gözyaşlarınızı acınıza katarak ağıtlar yakarsınız.&lt;br /&gt;Ne acınız durur ne de şefkatli bir el gözyaşlarınızı siler. Boşluğa bakar kalırsınız. Herkes sorar: “neyin var?” söyleyemezsiniz… “yüreğimi birine emanet ettim, parçalayıp attı” diyemezsiniz…&lt;br /&gt;Neydi bu kalpleri bir arada tutan ve neydi yüreği böylesine acıtan… Tek hece ama yükü çok ağır olan AŞK! Neden âşık oluruz ve kime nasıl âşık oluruz…&lt;br /&gt;Aşk kural tanımaz derler. Doğrudur. Her giden bir parça götürürken seven kalpten, kimse anlam veremez neden böyle biri için ağladığına… “değmez ona” derler, siz de “evet değmezmiş” dersiniz… Oysa kalbiniz dudaklarınıza inat hala onun adını haykırmaktadır.&lt;br /&gt;Yaşamadan bilemezsiniz… Normalde yüzüne bakmayacağınız birine, bir duygu karmaşası içinde sırılsıklam âşık olup, peşinden koşarsınız. Dönüp baktığınızda geriye, herkes “ne aptalmışım” demenizi bekler. Ama siz de yüreğinizle sevenlerdenseniz, “iyi ki yaşamışım” dersiniz… “sonu acıtsa da, gecelerce ağlatsa da iyi ki yaşamışım.”&lt;br /&gt;Hiç mi pişman olmaz insan… Tabii ki yaşar bu kahrolası duyguyu. Sen canından ayrılmak zorunda kaldıysan, tabii ki isyan edecek gönlün, ağlayacak gözlerin…&lt;br /&gt;İşte o zamanda direnmek zorundasın. Direnmeyi öğreneceksin. Kaldığın yerden devam edeceksin hayatına yalnızlığın kollarında… Başın dik sığınacaksın yarınlara…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Bir yanım seni hala düşünüyor... Bir yanım sana fena kızgın..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;08.03.2005~29.11.2008 “karışım..”&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-700110652051875678?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/700110652051875678/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=700110652051875678' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/700110652051875678'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/700110652051875678'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/aka-dair.html' title='aşka dair...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2410443961491243980.post-9162857670105780259</id><published>2008-11-29T13:18:00.000+02:00</published><updated>2008-11-29T13:28:31.615+02:00</updated><title type='text'>bir küçük kız çocuğu...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;span style="color:#cc33cc;"&gt;- bir çocukluk fotoğrafına bakarken…-&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Merhaba… Özledim seni… O küçük kız çocuğunu hayatımdaki her şeyden çok özledim! Düşleri apaydınlık olan, yarınlara sımsıkı sarılan, yüreği bir kelebek gibi saf olan o küçük kızı çok özledim. Düşler büyüdü, yarınlar sarsıldı, yürek çoktan paramparça… Tutunacak dalların hepsi kırılmak üzere… Düşeceğim ve düşmemek için sana sığınıyorum.&lt;br /&gt;Hani bir bebeğimiz vardı, adı manolya’ydı. Saçlarını örmüştük onun. Oje sürmüştün sonra sen minicik parmaklarına bebeğimizin… O bebeğin boynu kopmuş biliyor musun? Ben yapmadım. Kim yaptı bilmiyorum. Oturdum ağladım. Çok ağladım… Hani gitmeyi çok istediğin bir film vardı: aslan kral. Gitmiştin ama hastalanıp daha başında çıkmıştın sinema salonundan… Sonra üzülme diye sana posterini almışlardı… Yıl 1996… asmıştın odana… Sonra o poster de çöpe gitti, hayallerimiz gibi. Bir daha hiçbir filme öyle hevesle gitmedik… Büyüdük biz biliyor musun? Oyuncaklarımızı sakladık, odamızı değiştirdik, okullarımızı değiştirdik… Biz çok değiştik meleğim… Çok değiştik. Eskiden istediğin oyuncak alınmadığında ağlardın, ben şimdi istediğim hayat elimden alındığı için ağlıyorum… Keşke tek kaygımız hep o birinci sınıftaki önce kim okumayı öğrenecek, sevgili öğretmenin o kırmızı kurdelesini önce kim alacak kaygısı olsaymış… Keşke son hüsranın o sınıfta en sevdiğin kızın okumayı önce sen söktün diye sana küsmesi olsaymış… Sonra kimler küstü bize, biz kimlere küstük… Kimler çıktı hayatımızdan ve giderken ne kadar büyük parçalar götürdüler… Yüreğime sabit bir sancı eklendi meleğim. Hep orda. Canımı yakıyor. Kalbimin üstüne bir yük binmiş sanki. Nefes aldırmıyor bazen. Soluksuz kalıyorum. Sana sığınıyorum o zamanlarda. Masadaki fotoğrafına sığınıyorum. Gülümseyişin güç veriyor. Direniyorum… Direnmek zorundayım, senin hayallerin için. Her gün ağlıyorum, senin hayallerini mahvettiğim için… Öğretmen olacaktık hani, o hayatını güzelleştiren sevgili öğretmenlerin gibi, bizim gibi çocuklar yetiştirecektik… Hayalleri de rafa kaldırdım güzelim. Onlarla da vedalaştım. Bizim olmayan bir hayatı yaşıyorum. Ne senin hayallerini gerçek yapabildim, ne de sonradan hayal kurabildim yeniden… Vazgeçtiğim hayatlardan izler kaldı bende, vazgeçilen olmanın da sancıları… Kimseye anlatamadığım saklı kıvranışlarım oldu. Kimseler dindiremedi gözyaşlarımı… Gözyaşlarımıza dokunamadı kimse. İçime döktüğümde o kanlı gözyaşlarını, kimse bilemedi fırtınalarımı… Ne güzeldi saçların, iki yandan örerdi annen. Okşardı saçlarını örerken… Bir daha kimse o kadar şefkatle okşamadı saçlarımızı meleğim. Çok düştüm, çok kanadı dizlerim, çok kanadı ellerim, avuçlarım parçalandı… Ama hiç biri yüreğimdeki kırıklar kadar ağlatmadı beni. Gözlerimizdeki ışığı kaybettik sonunda… Kurudu göz pınarlarımız ağlamaktan…&lt;br /&gt;Hiçbir şey umudumu kaybetmek kadar yakmadı canımı. Umutsuz kaldım… Ne olur al beni yanına meleğim. Gözyaşlarım bile temizlemiyor artık ruhumu. Al beni yanına küçük kız. Bir damla umudum ol… Tut elimden küçük kız… &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;“Ver elini çıkalım seninle, soluksuz kalmadan sessizce, bu karanlık uğultulu ormandan…”&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"bir minicik kız çocuğu bak duruyor orada hâlâ, anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa..."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;29.11.2008&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2410443961491243980-9162857670105780259?l=bir-damla-umut.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/feeds/9162857670105780259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2410443961491243980&amp;postID=9162857670105780259' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/9162857670105780259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2410443961491243980/posts/default/9162857670105780259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bir-damla-umut.blogspot.com/2008/11/bir-kk-kz-ocuu.html' title='bir küçük kız çocuğu...'/><author><name>birdamlaumut</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07707062564038784854</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_BO9GZE_dcyw/S2sitTWVfyI/AAAAAAAAAFg/_aEuF_yUlcI/S220/Crow-Photograph-C10104025.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
